Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/163 E. 2025/4257 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/163
- Karar No
- 2025/4257
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1296 E., 2024/1720 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/126 E., 2022/528 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 21.07.2006 tarihinde davacı müvekkili ile davalı ... arasında, ... ve ... Projesi kapsamında ''Tapu Tahsis Belgeli Tesis Sözleşmesi (Borçlu)" akdedildiğini, proje dahilinde kalan davacı müvekkilinin 2981 sayılı İmar Affı Kanunu uyarınca 400 m²'lik Tapu Tahsisli hak sahibi olarak maliki bulunduğu taşınmazın teslimi karşılığında davalının 100 m²'lik konutlardan 1 (bir) adet daireyi anahtar teslimi davacıya vereceğini taahhüt ettiğini, davacının sözleşme uyarınca kendi üzerine düşen edimi yerine getirdiğini, yapı ve tesisini davalı Belediyeye teslim ettiği gibi sözleşme gereği ek ödemeyi de yaptığını, ancak davalının sözleşme tarihinden itibaren yaklaşık 16 yıl geçmesine karşın vermeyi taahhüt ettiği daire tesliminde bulunmadığı, edimini yerine getirmediği gibi dava tarihi itibarı ile proje gereğince henüz bir inşaatın mevcut aradan geçen 16 yıl süre gözetildiğinde davalının edimini yerine getirmesinde davacı müvekkil yönünden beklenen faydanın kalmadığını ileri sürerek; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 125. maddesi gereğince seçimlik haklarından olan ifa yerine geçmek üzere ... ve... Projesi içerisinde 100 m² kullanım alanlı bir adet dairenin (konutun) değerine tekabül eden müspet zararının tazmini için, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere şimdilik 20.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 01.12.2022 tarihli dilekçesi ile talebini 2.520.000,00 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili; uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğunu, davacıya yapılan kira yardımlarının halen devam ettiğini, İdarenin sözleşme gereği tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, kusuru bulunmadığını, davanın kabulü halinde İdarenin büyük külfet altında kalacağını, bu nedenle davacı ile İdare arasında imzalanan “Tapu Tahsis Belgeli Tesis Sözleşmesi” feshedilerek, 2981 sayılı Kanun hükümlerine göre davacı adına arsa tahsis işlemi yapılacağını ve dava tarihi itibarı ile ödenen kira yardımlarının yasal faizi ile tahsil edileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafça sözleşme kapsamında edimin yerini getirildiği, davalı tarafından edimin yerine getirilmediği, davacının 6098 sayılı Kanun'un 125. maddesindeki seçimlik haklardan biri olan edimin ifasını, bu hali ile ifa yerine geçen daire bedelini talep ettiği, davalının edimini yerine getirmemesinde davacının kusuru bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile 2.520.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli, denetime ve somut olayın özelliklerine uygun olduğu, davada kamu hukukundan kaynaklanan ve idari yargıda görülmesi gereken idari bir işlem veya hizmetin söz konusu olmaması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığa özel hukuk hükümlerinin uygulanması gerektiği, davada görevli Mahkemenin de adli yargı Mahkemeleri bulunduğu, davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği, davalı Belediyenin ise dava tarihi itibariyle henüz inşaata başlamayarak bu proje kapsamında Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları da dikkate alındığında makul sürenin aşıldığı, hal böyle olunca davacının makul süre boyunca bekleyip ifanın imkansız olduğu dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın rayiç değerini talep etme hakkının bulunduğu, zararın davacıya teslim edilmesi gereken konutun rayiç bedeli kadar olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava tarihi itibariyle hesaplanan rayiç tutarın, emsallere uygun olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karara karşı davalı vekili temyiz yoluna başvurmuştur. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı vekili; uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğunu, İdarece tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğini, hiçbir kusur yüklenemeyeceğini, emsal kararlar uyarınca davanın reddi gerektiğini, sözleşmenin feshini gerektiren bir durum bulunmadığını, kira yardımlarının devam ettiğini, davanın kabulü halinde ödenen kira yardımlarını faiziyle tahsil etme hakkınının saklı tutulduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere emsal bilirkişi raporlarına göre taşınmazın değerinin fazla hesaplandığını, bilirkişilerce yapılan güncelleme ile hesaplanan tutarın fahiş olduğunu, aynı konum ve şartlardaki taşınmazlar arasında oluşan farkın hakkaniyete uygun olmadığı belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kentsel dönüşüm projesi kapsamında taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ifa olanağının ve faydasının kalmaması sebebi ile ifa yerine geçen müspet zararın tazmini istemine ilişkindir. Davaya konu sözleşmenin tarafların özgür iradesiyle düzenlendiği, davacının özel hukuk hükümlerine tabi bu sözleşme uyarınca talepte bulunduğu, davacının bu talebinin kişisel hakka dayandığı, bu nedenle uyuşmazlıkta idari yargı değil Adli Yargı Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 10.06.2015 tarihli ve 2014/13-1500 E., 2015/1519 K. numaralı kararı da aynı yöndedir.). Somut olayda; davalı Belediyenin sözleşme tarihinden dava tarihine kadar geçen sürede daireyi teslim edemediği, bu durumda davacının 6098 sayılı Kanun'un 125. maddesi kapsamında seçimlik haklardan yararlanabileceği, davalının imar planının iptali nedeniyle edimini ifa edememesinden doğan zararın, davacıya teslim edilmesi gereken konutun dava tarihi itibariyle rayiç bedeli kadar olduğu, dava tarihi itibariyle taşınmazın rayiç bedelinin bilirkişi tarafından usulüne uygun olarak belirlendiği anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.