Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1230 E. 2025/5927 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1230
- Karar No
- 2025/5927
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/191 E., 2025/6 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili ile davalılardan ... . vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; elektrikçi olan müvekkilinin 06.07.2008 tarihinde davalı ...'in bahçe evini besleyen AG hattının tamiri esnasında elektrik akımına kapılarak yaralandığını, bu olay nedeniyle davacının belden aşağısını kullanamaz hale gelerek malul olduğunu, davalılar hakkkında Ödemiş Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/355 Esas, 2012/206 Karar sayılı dosyası ile dava açıldığını, olayda davalı ...'in bahçe evini besleyen AG hattının deplasesini ...’ın bilgisi dışında yaptırmış olması, davalı elektrikçi olan ....'un yetkisi olmadığı halde ...’a ait AG dağıtım panosuna müdahale ederek, hatta çalışma olup olmadığını kontrol etmeden hatta enerji vermesi, davalı ...'in ...'a ait AG dağıtım panosundaki arızayı bildirmemiş olması, davalı şirket AG panosunun sahibi ve işleticisi olması, tesiste gereken önlemleri almaması dağıtım panolarını kilit altında tutmaması, söz konusu panonun kapaklarının kopuk ve açık olması hiçbir emniyet tedbirinin bulunmaması, standart dışı proje dışı tesislere elektrik veriyor olması sebebiyle kusurlu olduğunu, müvekkilinin ölümden döndüğünü, belden aşağısını kullanamaz hale geldiğini, ancak wolker cihazı ile yürüyebildiğini, idrar ve gayta kontrolünün kısmen olduğunu, diz altı hareketlerinin olmadığını, bakım ve tedavisinin devam ettiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 2.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 06.04.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle; talep sonucunu, fazlaya dair haklarını saklı tuttuğunu belirterek 263.269,06 TL’ye yükseltmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili; 06.07.2008 tarihinde meydana gelen kazada davalı şirketin kusuru olmadığını, ...'ın kendisine ait özel AG hattının boru tipi ve kısa olan direklerini ağaç direklerle değiştirmek amacıyla, mevcut boru tipi direkler üzerindeki tellerin yeni dikilen ağaç direklere aktarılması için davacıya iş verdiğini, davacının da davalı şirkete bilgi ve haber vermeden TR-6 nolu trafonun kilitli ve kapalı olan AG dağıtım panosunun kilidini kırarak açmak suretiyle enerjiyi kestiğini, enerjiyi kestikten sonra hiçbir önlem almadan işe başladığını, enerji altındaki hatlar trafo, box'lara şirketin personelleri dışında kişilerin müdahale etmesine izin verilmediğini, bir çalışma yapılması gerekli ise mutlak surette işletme müdürlüğü ile enerji kesme-verme tutanağının düzenlenmesi, iş güvenliği tedbirlerinin alınması kaydıyla üçüncü kişilerin çalışmasına izin verildiğini, davalıdan böyle bir izin talep edilmediğini, kazanın meydana gelmesinin nedeninin davacı tarafın hiçbir güvenlik tedbiri almadan, davalının izni ve haberi olmadan enerjili hatta çalışma yapmalarından kaynaklandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili; olayın meydana gelmesinde kusurunun olmadığını, Ödemiş Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/3 55... /206 Karar sayılı dosyadaki bilirkişi raporunda davalıya tali kusur izafe edildiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 3.Davalı ... vekili; olay sırasında Ödemiş'te olduğunu, yanında çalışan işçinin tarlaları sulamakta kullandıkları pompanın çalışmadığını, elektrik ile ilgili bir sorun olduğunu kendisine bildirdiğini, elektrikçiyi arayarak bu durumu tespit etmesini ve tamir etmesini söylediğini, olayın meydana gelmesinde kusuru olmadığını, Ödemiş Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/355 E.sayılı dosyasında hakkında beraat kararı verildiğini, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporlarında davacının asli kusurlu olarak tespit edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir 4.Davalı ..., davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 17.05.2016 tarihli kararıyla; hakkında kamu davası açılan davalı ... ile ....'in hapis cezasıyla mahkum edildiği, elektrik mühendisi ve iş güvenlik uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden alınan 07.11.2014 tarihli raporda olayın meydana gelmesinde davalı şirketin %55, ....'in %15....'un %15 oranında, davacının ise %15 müterafik kusurunun bulunduğunun tespit edildiği, hesap uzmanı bilirkişiden alınan raporla davacının bağlanan malul aylığının peşin sermaye değerinin mahsubu ve kusur indirimi neticesinde, talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatının 262.269,06 TL olarak hesaplandığı, toplam 565,58 TL ulaşım gideri talep edebileceğinin belirtildiği gerekçesiyle; davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 262.834,64 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın 06.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar , ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya yönelik talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Dairenin 06.02.2017 tarihli ilamıyla Mahkemece kusur durumuna ilişkin olarak alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiği Mahkemece önceki bilirkişiler dışında elektrik mühendisleri ve iş güvenlik uzmanından, iki rapor arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde; somut verilere dayalı, gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınması, daha sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Mahkeme ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozmadan sonra kusur durumuna ilişkin olarak 3 farklı bilirkişi raporunun daha alındığı, son iki raporun bozmadan önce alınan raporlar arasındaki çelişkiyi gidermeyip yeni kusur oranları belirlediği, 27.05.2019 tarihli yeni bir bilirkişi raporuyla önceki 2 rapor arasındaki çelişkinin giderildiği ve kusur durumları bakımından ilk kararda hükme esas alınan 07.11.2014 tarihli kusur oranlarına iştirak edildiğinin görüldüğü, söz konusu raporun bilimsel gerçeklere uygun ve hüküm kurmaya elverişli olarak hazırlandığı, daha sonra alınan 08.12.2023 tarihli ve 20.09.2024 tarihli bilirkişi raporlarına itibar edilmediği ve usuli kazanılmış hak durumunun dikkate alındığı gerekçesiyle; davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 262.834,64 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın 06.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar , ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya yönelik talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; bozmadan sonra alınan raporla tazminat tutarları yükselmiş olmasına rağmen müvekkiline talep sonucunu arttırması için süre verilmediğini, 06.04.2016 tarihli dilekçelerinde yaptırılması muhtemel başka bir bilirkişi incelemesi sonucu çıkacak fazlaya dair hakları saklı kalmak ve aleyhlerine müktesep hak oluşturmamak kaydıyla talepte bulunduklarını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanunu) 107/2 maddesi gereği resen süre verilmesi gerektiğini, ayrıca beden tamlığına karşı işlenen haksız fiillerde zararın gerçek miktar ve şumulünün zamanla daha iyi anlaşılabildiğinden hüküm tarihine en yakın veriler nazara alınarak rapor tanzim tarihine kadar gerçekleşen zararın somut olarak hesaplanması gerektiğini, hüküm tarihi itibariyle Asgari ücrette yapılan değişiklik dikkate alınarak, yeni ve güncel hesap raporu alınmamış olduğunu, hükmedilen manevi tazminat tutarının az olduğunu belirterek, kararı temyiz etmiştir. 2.Davalı şirket vekili; 20.09.2024 tarihli ayrıntılı bilirkişi raporunda "Davalı ...’ın dava konusu olayın meydana gelmesinde bir etkinliğinin bulunmadığı" şeklinde tespit ve değerlendirme yapıldığını ve müvekkiline kusur atfeden raporlara neden itibar edilmemesi gerektiğinin açıklandığını, ODTÜ'den seçilen bilirkişilerden oluşan heyetin düzenlediği raporlarda müvekkili şirket kusursuz bulunmasına rağmen maddi vakıaya ve hukuka aykırı bir şekilde ayrıca rapora neden katılınmadığını ortaya koyacak somut hiçbir gerekçe ortaya koymaksızın karar verildiğini, trafonun kilidi kırılmak suretiyle dağıtım panosuna kural dışı ve müvekkil şirkete hiçbir bilgi verilmeksizin müdahalede bulunulduğunu, davacının personel olmadığını ve EKAT belgesi'nin (“Elektrik Kuvvetli Akım Tesislerinde (EKAT) Yüksek Gerilim (YG) Altında Çalışma İzin Belgesi Eğitimi) de bulunmadığını, kazanın olduğu tarihte yapılan çalışma ile ilgili, yönetmelik gereği müvekkili şirkete bilgi verilmesi gerekirken müvekkilinin bilgisi dışında çalışma yapıldığını, üstelik .... panolarında asma kilit bulunmasına rağmen, söz konusu kilit davacı tarafından izinsiz bir şekilde kırılarak enerjinin kesildiğini ve davacının enerjiyi kestikten sonra hiçbir önlem almadığını, davacının yemek molasında olduğu sırada, davalı ...'un kontrol amaçlı dağıtım panosunun başına giderek, müvekkili şirketin bilgisi ve izni dışında sigortaları takarak enerji verdiğini, davacının da trafoyu ve hatta enerji olup olmadığını kontrol etmeden direğe çıkıp elektriğe kapılarak yaralandığını belirterek, kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, elektrik çarpması nedeniyle meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece; uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine o ilamda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmiş bulunmasına, bozmaya uyulmakla bozma kararında gösterilen hukuki esaslar çerçevesinde karar verilmesinin lehine bozma kararı verilen kişi için usuli kazanılmış hak doğurmasına, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre, davacı vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunmuş, Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan mahkeme kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalı şirkete yükletilmesine,
Hükmü temyiz eden davacı adli müzaheret kararı almış olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 40. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.