Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/4087 E. 2025/4453 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4087
Karar No
2025/4453
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1230 E., 2024/2128 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/974 E., 2021/837 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'un sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili Kuruma borçlu olan ... ve ... firmalarından kaynaklı alacakların sorumluluğunun davalı ...'a ait olduğunu, ... katkı payının gayri safi satış hasılatını oluşturan "... Enerji, Elektrik Enerjisi Fonu (EEF), Belediye Tüketim Vergisi (...)" bedelleri dahil edilmeden ödendiğini, ... payının 3093 sayılı Kanun'un değişikliğe uğramadan önceki tarihte (26.07.2008 tarihinden önce) nihai tüketiciye satılan enerjiden elde edilen gayri safi satış hasılatının (KDV hariç. fon, vergi ve paylar dahil) %2'si olduğunu, gayri safi satış hasılatını oluşturan kalemlerin; perakende satış bedeli, perakende satış hizmet bedeli, iletim bedeli, dağıtım bedeli, güç bedeli, güç aşım bedeli, ... enerji bedeli, elektrik enerji fonu, belediye tüketim vergisi olduğunu, ... payının hesaplanmasında 26.07.2008 tarihinde yapılan değişiklik sonucu, dağıtım sistem kullanım bedeli, iletim bedeli, perakende satış hizmetlerine ilişkin bedeller, belediye tüketim vergisi, elektrik enerjisi fonunun hariç tutulduğunu, sorumluluğu ... Genel Müdürlüğünde olan firmaların Ocak 2007-Aralık 2007 ile Ocak 2008-Temmuz 2008 bilanço dönemlerinde nihai tüketicilere yapmış olduğu elektrik satışlarından tahakkuk ettirilmesi gereken %2 ... payına yönelik tespitlerin mali denetçi raporu ile tespit edildiğini, bunun üzerine Ankara 22.Icra Müdürlüğünün 2016/17957 Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı vekilince asıl alacak ve faizlere yönelik olarak takibe itiraz edildiğini ileri sürerek; davanın kabulü ile Ankara 22. İcra Dairesinin 2016/17957 E. sayılı dosyasında başlatılan takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, ... payı hesaplanmasında tüketilen enerjinin esas alınması gerektiğini, ... enerjinin kullanımda işe yaramayan enerji yani sistemin şebekeden çektiği ancak enerjiye dönüşmeyen elektrik olduğunu, uygulamada ... enerji bedelinin kusurlu davranış gösteren aboneye uygulanan bir ceza olarak değerlendiğini; başka bir ifade ile ... enerjinin aslında tüketim olmadığını, dolayısı ile sadece tüketici tarafından tüketilen enerjiye uygulanması gereken ... payının aslında tüketim olmayan bir unsura (... enerjiye) uygulanması ve bu yönde tahakkuk ve tahsilat yapılmasının hiçbir yasal dayanağının bulunmadığını, Elektrik Enerji Fonunun (EEF) ülke menfaatleri bakımından bir takım sektörlerin gelişmesi ve desteklenmesi için kurulmuş bir fon olduğunu, fonun kaynaklarından birisinin de elektrik satış tarifelerinden ayrılacak pay olduğunu, davacı lehine tahakkuk ve tahsil edilmesi gereken payın da bu matrah üzerinden ayrı bir kalem olarak tahakkuk ve tahsil edilerek ödendiğini, ... payı için tekrar hesaplamanın mükerrer olacağını, Belediye Tüketim Vergisinin (...)’nin belediyeye aktarılan bir bedel olduğunu, elektrik satış bedeli üzerinden davacıya tahakkuk ettirildiğini, ... üzerinden ... payı hesaplanmasının mükerrer olacağını, bu nedenlerle ... payı hesaplamalarında yukarıdaki üç kalemden ... payının alınamayacağını, faiz başlangıcının ve uygulanan faiz oranlarının kabul edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yorum yöntemlerinin Kanun'da boşluk bulunması halinde hakimin başvurması gereken bir metod olduğu, ortada boşluk yok iken açıkça Kanun hesaplamada (KDV vergisi hariç tüm fon, vergi ve paylar dahil) diyerek kapsam belirlenmiş iken boşluk varmış gibi amaçsal yorum yapmanın mümkün olmadığı, bu itibarla bilirkişilerin bu görüşüne itibar edilmediği gerekçesiyle; hesaplama yönteminde tüm fon ve paylar üzerinden yapılan alacak hesabı doğrultusunda davacının davasının kabulüne, takip dosyasında davalının 9.604.358,00 TL alacağa yönelik itirazın iptali ile devamına, davalı takibe haksız olarak itiraz ettiğinden alacağın %20'si olarak hesaplanan 1.920.871,60 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alacağın doğduğu tarih yönünde çekişme bulunmadığı, o tarihlerde yürürlükte bulunan 3083 sayılı Kanun'un 4(c) maddesi kapsamında kalan alacak kalemlerinin tahsiline engel hal bulunmadığı, kanundan kaynaklanan borç olması sebebiyle temerrüt için ihtar gerekmediği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını, davacının talebinin açıklattırılması yönündeki taleplerinin Mahkemece değerlendirilmediğini, davaya konu ... paylarının eksik ödenmediğini, ... enerji bedeli, elektrik enerjisi fonu ve belediye tüketim vergisinin elektrik enerjisi tüketimi kapsamına dahil edilebilecek bedeller olmadığını, alınan 02.01.2019 tarihli, 12.04.2021 ve 01.09.2021 tarihli raporlarda davacının talebinin yerinde olmadığının ifade edildiğini, davacı Kurum tarafından ödenmediği iddia edilen bedellere ilişkin öncesinde temerrüt ihtarı bulunmadığı halde 2007-2008 yıllarından itibaren faize hükmedildiğini, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatının reddi gerektiğini, alınan bilirkişi raporları arasında çelişki olduğunu, Mahkemece hangi raporun hükme esas alındığının anlaşılmadığını, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3093 sayılı Kanun gereğince ödenmesi gereken ... payının eksik ödendiği iddiası ile başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297. maddesinin ikinci fıkrasına göre hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Buna göre, İlk Derece Mahkemesince, itirazın iptali davası hükmünün takip talebindeki miktarlar dikkate alınarak, asıl alacak ve işlemiş faiz hükümde ayrı ayrı gösterilerek kurulması gerekirken; bu yapılmayarak asıl alacak ve işlemiş faizin hükümde açıklanmamış olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 2. Bundan ayrı İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporları alınarak sonuca gidilmiş ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Bilirkişi raporlarında mali müşavir bilirkişi aynı tutularak farklı elektrik mühendislerinden raporlar alınmış ve bu raporlar birbiriyle çelişmiş olup, alınan bilirkişi raporları bu haliyle denetime elverişli değildir. O halde Mahkemece; davacının talebine konu alacak kalemlerine ilişkin olarak mevzuattaki değişilikler de göz önünde bulundurulmak suretiyle, elektrik elektronik mühendisi öğretim üyelerinden oluşan yeni bir heyetten, davalı tarafın tüm itirazlarını karşılar ve raporlar arası çelişkiyi giderecek nitelikte denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 3. Kabule göre ise; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmü uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için; borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması, ayrıca alacağın likit (belli) olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kurallar ışığında, kabul edilen alacak değerlendirildiğinde; davaya konu alacak yargılamayı gerektirdiği, alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olmaması nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken, değinilen bu yön göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır. 4. Bozma sebeplerine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, 3. Bozma sebebine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/4087, K. 2025/4453, T. 30.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2024-4087-e-2025-4453-k-0183b292a9cf