Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3921 E. 2025/3184 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3921
Karar No
2025/3184
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/697 E., 2022/37 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin, davalı ile 12.11.2008 tarihinde "... Optik" isimli işletmede ortaklık kurduğunu, sözleşmeye göre ortaklık süresinin 5 yıl olduğunu, belirlenen bu süreden önce taraflardan birinin ortaklığı bozması halinde karşı tarafa 100.000,00 TL cezai şart ödemeyi kabul ettiğini, davalının belirlenen süre dolmadan iş yerini muvazaalı olarak ortaklık malları ile birlikte ablasına devrettiğini, ortaklığa ait mallar ile demirbaşların toplamının 72.436,00 TL olduğunu, ortaklığa güvenerek dava dışı kişi ve şirketlere çek ve senetler verdiğini, verilen çek ve senet bedellerinin toplamının 83.948,00 TL olduğunu, davalı ve dava dışı ablası arasında yapılan muvazaalı devir işlemi ile müvekkilinin büyük zarara uğradığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 50.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının müvekkiline 70.000,00 TL borçlanarak adına kayıtlı "... Optik"e %50 pay ile ortak olduğunu, ... Optik adına çalıştığı firmalara olan borçlarına karşılık davacının müvekkiline ve borçlu olduğu firmalara ortaklığa istinaden ödemesi gereken tutarı ödeyemediğini, davacının kendisine ait ... Optik ve ortak oldukları ... Optik aleyhine icra işlemleri başlatıldığını, ortaklığa ait 14.11.2008 - 01.12.2009 tarihleri arasındaki işlemlerin dava dışı ... tarafından kayıtların el yazısı ile tutulduğunu, 01.04.2009 tarihinde müvekkilinin askere gitmesi nedeniyle 22.02.2010 tarihinde iş yerini davacının bilgisi dahilinde kız kardeşine devrettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 14.07.2015 tarihli kararıyla; davacı tarafın bu ortaklığa ne tutarda nakit veya kıymetli evrak ile ortak olduğu hususu dosya kapsamında açıklanmadığı, davalının cevap dilekçesinde belirttiği çek ve senetlerin ortaklık payı için ödendiğine ilişkin olarak herhangi bir belge ve kayıt ibraz edilmediği, davalı tarafça bu durumun ispat edilemediği, verilen çek ve senetler sırasında davalının herhangi bir beyanı veya itirazının bulunmadığı, davacının ortaklıktan alacaklı olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile 50.000,00 TL'nin dava tarihinden, bakiye 28.948 TL'nin ise ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 21.06.2017 tarihli ilamla; davacının adi ortaklığın haklı nedenle feshine dayalı olarak ortaklığa koyduğu sermaye payını ve cezai şartı istemesi göz önüne alınarak uyuşmazlığın tasfiye hükümleri doğrultusunda, maddeler halinde belirtilen sıra ve yöntem izlenerek çözüme kavuşturulması suretiyle hasıl olacak sonuç dairesinde hüküm tesis edilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulü ile ... Optik Adi Ortaklığının fesih ve tasfiyesine, davalı ortağın davacı ortağa 78.948,00 TL borçlu olduğunun tespiti ile bu bedelin 50.000,00 TL'lik kısmına dava tarihinden, 29.948,00 TL'lik kısmına ise ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile tespitine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; Mahkeme dosyasına sunulan evraklar ve bu işletme ile ilgili bilgi ve belgelerin incelenmediğini, Yargıtayın bozma nedeninde belirttiği hususların dikkate alınmadığını, varsayıma dayalı sonuç çıkarıldığını, önceki kararda yapılan yanlışlıklar ve usuli hataların aynen devam ettiğini, benzer sonuca ulaşıldığını, bilirkişi raporunda işletmede bulunan mal için 38.353,50 TL yazılması gerekirken bilirkişinin 45.713,78 TL yazdığını, faturadaki KDV'nin davalı müvekkil tarafından devlete ödendiğini, davacının davalı adına kira, vergi , SSK borçlarını ödemediğini, kasada olması gerekli tutarın nerden bulunduğunun belirtilmediğini, sadece bilançoyu tutturmak için yazıldığını, belgeye dayanmadığını, davacı tarafından müvekkil adına sermaye ödemesi olarak para yatırılmadığını, davacının düzenlediği çekler ve senetlerin kendi adına aldığı malların bedeli olduğunu, 03.02.2009 yılında müvekkilin işyerine hırsız girmesi sonucunda 45.755,00 TL değerindeki malı çalındığını, 2009 yılından 2010 yılına mal devrinin 38.394,53 TL olduğunu, müvekkilin mesul müdür maaşı alması gerektiğini, davacını vergi kaydı açtırmadığını, para, mal, emek koymadığını, bilirkişi de bunların tespitini yapmadığını savunarak; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen kararın, bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince verildiği, temyiz edenin sıfatı ve temyiz sebeplerine göre yapılan incelemede; dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu ve davalının 09.03.2018, 12.06.2018 ve 24.01.2019 tarihli bilançonun sunulduğu raporlara gerekçeli olarak itiraz etmediği anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Re’sen yapılan temyiz incelemesinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 105. maddesinde, “Eda davası yoluyla mahkemeden, davalının bir şey vermeye veya yapmaya yahut yapmamaya mahkum edilmesi talep edilir” hükmü yer almaktadır. Eda davası açıldığında, Mahkemece dava konusu hakkının mevcut olup olmadığı tespit edildikten sonra, davalıyı o hakka ilişkin ediminin yerine getirilmesine mahkum eder. Dolayısıyla davacının talebinin kabulü halinde verilen hüküm bir emri içermekle beraber dolaylı olarak davacının hakkının varlığı da tespit edilmektedir. Öncelikle belirtilmelidir ki, adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi davası, bir eda davasıdır. Mahkemenin, hüküm fıkrasında asıl ve yardımcı taleplerin hepsi hakkında, açık ve tereddüde yol açmayacak şekilde infazı kabil karar vermesi gerekir. (6100 sayılı Kanun'un 297 vd maddeleri). Ancak; 6100 sayılı Kanun'un 26. maddesi gereğince; hakim iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Davacı dilekçesinde; alacağa ilişkin talepte bulunmasına rağmen, Mahkemece talepten farklı olarak "tespitine" karar verilmiştir. Mahkemece anılan ilkeler ışığında infazı kabil bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yazan "2-Davalı ortak ...'nın davacı ortak ...'na 78.948,00 TL borçlu olduğunun tespiti ile bu bedelin 50.000,00 TL'lik kısmına 29.04.2011 tarihinden itibaren, 29.948,00 TL'lik kısmına ise ıslah tarihi olan 11.05.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile talep edebileceğinin tespitine, " bendi çıkartılarak yerine, "2-Davalı ortak ...'nın davacı ortak ...'na 78.948,00 TL borçlu olduğunun tespiti ile bu bedelin 50.000,00 TL'lik kısmının 29.04.2011 tarihinden, 29.948,00 TL'lik kısmının ıslahın yapıldığı 11.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine," bendinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3921, K. 2025/3184, T. 29.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2024-3921-e-2025-3184-k-e4327e97a8de