Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3854 E. 2025/3493 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3854
- Karar No
- 2025/3493
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2023/74 E., 2023/593 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 12.09.2013 tarihinde tutuklanarak cezaevine gönderildiğini, bu tarihten sonra müvekkiline davalı banka tarafından verilen 2 adet kredi kartıyla nakit avans kullanıldığını ve çeşitli firmalardan alışveriş yapıldığını, dolandırıcılığın davalı banka sistemindeki zafiyetten yararlanarak gerçekleştirildiğini, bankanın hafif kusurundan dahi sorumlu olduğunu ileri sürerek, müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davaya konu kredi kartından internet bankacılığı aracılığıyla 2.500,00 TL nakit avans çekildiğini, bu tutarın davacıya ait iki ayrı kredi kartına ödeme olarak aktarıldığını, davaya konu harcamaların hepsinin şifreli olarak yapıldığını, kart şifresinin ve internet bankacılığı giriş şifresinin davacının davalı banka sisteminde kayıtlı ve davacıya ait telefona gönderildiğini, kart hamilinin kartın kötüye kullanılmasını önleyecek tedbirler alması gerektiğini, müvekkiline atfı kabil bir kusur bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 28.04.2016 tarihli kararıyla; olay tarihinde davacının ceza evinde tutuklu bulunduğu, davacının mevduatını muhafaza etme sorumluluğunun bir güven ve itibar müessesesi olan bankada olduğu, olayda davacıya atfı kabil müterafik kusur görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesince verilen 17.12.2018 tarihli ilamla; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu yetersiz olup, herhangi bir teknik incelemeyi içermediği, raporda bankanın internet dolandırıcılığına karşılık olarak ne tür güvenlik önlemleri aldığı yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, öte yandan davalının savunmasında ifade ettiği 2.500,00 TL nakit çekim ile davalının kredi kartı borcunun ödenmesi halinde bu durumun davacı lehine sebepsiz zenginleşme oluşturup oluşturmadığı kararda tartışılmadığı, mahkemece aralarında bilgisayar mühendisi ve bankacı bilirkişinin de bulunduğu 3 kişilik bilirkişi kurulu tarafından banka kayıt ve belgeleri, bankanın internet üzerinde yapılan işlemlerle ilgili almış olduğu güvenlik önlemleri incelenerek, yapılan işlemlerde bankanın teknik ve hukuki yönden herhangi bir kusuru olup olmadığı tespit edilip, şayet bankanın kusuru yok ise bankanın sorumlu tutulamayacağı, az bir kusuru var ise bankanın sorumlu tutulacağı hususu dikkate alınarak toplanacak deliller ve alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2.Bozmaya uyan mahkemenin 29.04.2021 tarihli kararıyla; [TELEFON] numaralı hattın 27.06.1997 tarihinden başlayarak ... adına kayıtlı olduğu, hattın 03.11.2013 tarihine kadar IMEI seri no.lu ... cihazda kullanıldığı, 03.11.2013 tarihinden itibaren 08.11.2013 tarihine kadar ise IMEI seri no.lu ... cihazda kullanıldığı" bilgisinden hareketle SİM kartın kopyalandığı, SİM kart klonlandığında, bankanın müşterisine gittiğini zannettiği tek kullanımlık dinamik şifrenin, dolandırıcıların elindeki telefona gittiği, davalı bankanın dinamik şifreyi cep telefonuna sms mesajı olarak gönderme yönteminin BDDK Tebliğine uygun olduğu, ancak dinamik şifre üreten cihazlar (şıfrematik) ve Elektronik İmza Kanunuyla tanımlanmış olan "Elektronik İmza" kadar güvenli bir yöntem olmadığı, bankaların, dinamik şifreyi cep telefonuna sms mesajı olarak gönderirken kendilerine ait olmayan bir altyapıyı (servis sağlayıcılar: .../.../....) ve kendilerine alt olmayan cihazları (akıllı cep telefonlarını) kullandıkları, bankaların ve somut hadisede davalı bankanın Çağrı Merkezi kanalıyla şifre oluşturulmasına izin vermelerinin kendi takdirlerinde bir uygulama olduğu, ancak bu uygulamanın müşteri tanıma ve kimlik belirleme bakımından zafiyet İçerdiği, telefon görüşmeleri sırasında kimlik doğrulama amacıyla sorulan soruların (anne kızlık soyadı, doğum tarihi, anne adı, baba adı bilgisi) güvenli olup olmadığının tartışmalı olduğu, kartın davacı nezdinde olduğunun belgelenemediği, davalı bankanın kartın yenilenip yenilenmediği ve yenilendi ise teslim edilip edilmediği ile İlgili bir bilgi ve belge sunmadığı. Bankanın internet Bankacılığı log kayıtlarında, internet bankacılığı kanalıyla 03.11.2013 tarihinde saat 14.25.48 de "Kredi Kartı Bilgileri Hazırlanmayı bekleyen kredi kartı bilgilerinin görüntülendiği, saat 14.26.33 de Kredi kartı belge teslim adresinin güncellendiği, Yakalanan şüphelilerin ifade tutanağında "davacı ...'a ait kredi kartını teslim aldıkları" bilgisinin bulunduğu, davalının davacı dışında üçüncü kişilere kredi kartını teslim ettiği bu nedenle dava konusu harcamaların yapıldığı kredi kartının müşteriye teslim edilmediği, gerek kredi kartı nakit avans ve harcama işlemlerinin yapılması sırasında gerek SİM kart yenileme, gerekse davalı bankadan kayıp bildirimi ile yeni kredi kartı talep edilmesi ve teslim alınması tarihlerinde davacının tutukluluğunun devam etmesi nedeniyle Cezaevinde bulunduğu, davaya konu işlemlerin, davacının bilgisi ve rızası dahilinde yapıldığına dair bulguya rastlanmadığı, davalı Bankanın; SİM kart değişikliği yapıldığında ilgili müfteriden değişiklik ile İlgili teyit almadan İnternet bankacılığı kanalıyla işlem yapılmasına izin vererek kredi kartından nakit avans işlemi yapılmasına ve kredi kartı teslim adresi bilginin güncellenmesine engel olmadığı, davacının mevduatını muhafaza etme sorumluğunun, birer güven ve itibar müessesesi olan davalı bankada olduğu, davalı bankanın hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu, davacının 23.364,00 TL menfi tespit talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş, karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3.11. Hukuk Dairesince verilen 08.11.2022 tarihli ilamla; mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de bozma ilamının gereklerine riayet edilmediği, zira, davacıya ait 5295...0700 numaralı kartla 2.500,00 TL nakit avans çekilmiş olup, nakit avans işlemiyle elde edilmiş olan bu parayla davacıya ait 2 adet kredi kartının borcu ödendiği, bozma ilamında, belirtilen durumun davacının sebepsiz zenginleşmesine sebep olup olmayacağının tartışılması gerektiği belirtilmiş olup, mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen bu husus tartışılmaksızın karar verilmesinin doğru görülmediği, bunun yanında, davacıya ait ... numaralı kredi kartıyla toplam 20.414,00 TL tutarında alışveriş yapılmış olup, davacı davalı banka tarafından kendisine verilmiş bu numaralı bir kredi kartı bulunmadığını, o tarihlerde bankaya kredi kartı verilmesi için başvuru yapmadığı gibi, alışverişlerin de kendisi tarafından yapılmadığını, hesaplarını kontrol etmek için bankaya gittiğinde banka görevlilerinin kartın kuryede olup henüz teslim edilmediğini söylediğini iddia ettiği, davalı vekili ise, söz konusu alışverişlerin davalının eşi tarafından kartın şifresi kullanılarak yapıldığını savunduğu, mahkemece belirtilen kartla yapılan işlemler bakımından menfi tespit hükmü kurulmuş ise de, anılan kartın başvurusunun hangi yolla ve kim tarafından yapıldığı, kartın kim tarafından teslim alındığı ve yapılan alışverişlerin internet üzerinden mi yoksa fiziki olarak mı yapıldığı tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenmemiş, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği, bu itibarla, mahkemece, uyulan bozma ilamının gereklerine riayet edilmeksizin eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 4.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Yargıtay bozma ilamına uyularak davacıya ait .. numaralı kartla 2.500,00 TL nakit avans çekilmiş olup, nakit avans işlemiyle elde edilmiş olan bu parayla davacıya ait 2 adet kredi kartının borcunun ödendiği; bozma ilamında, belirtilen durumun davacının sebepsiz zenginleşmesine sebep olup olmayacağı irdelenmesinde, faili müşteri yan olmamasına rağmen zaman zaman saldırganların doğrudan hesaptan maddi varlığı çıkarmak yerine, müşteri kredi kartına para aktarma yöntemini benimseyebilecekleri; bu yönelimde, dikkat çekmemek ve/veya örnek olayda olduğu gibi işlemden maddi fayda gören tarafın bizzat müşteri olduğunu görürüntüsü oluşturarak şaibe üretmeyi amaçlayabilecekleri gibi özellikle ATM cihazları kullanımıyla nakit olarak hedef hesaptaki maddi varlığın sistem dışına çıkarılmasında ATM'de uygulanan hesaptan günlük para çekme limitini aşmak üzere tercih nedeni olabileceği; zira kredi kartlarından nakit avans olarak ATM'den maddi varlık çekilmesinde, hesaptan günlük para çekme limitinin uygulanmadığına dair somut örnekler bulunduğu; saldırganın kredi kartını elektronik ticaret sitelerinden istifade etmek veya kripto para piyasasına değer aktarımı ya da muhtelif POS sistemleri üzerinden kullanmak üzere, anılan karta maddi aktarım sağlayabileceği; şu halde davalı namına kayıtlı kredi kartına maddi değer aktarımının, her halükarda işler davacı yanca yapıldığı ve davacının eylemden maddi fayda elde ettiği şeklinde yorumlanması kanaatine ulaşılamadığı, davacıya alışverişin davalı bankanın kartı davacıya teslim ettiği beyanı ve teslim adresi ile alıcının imza ve kimliğini barındırmayan teslim tutanağının ispata elverişli olmadığı, yapılan işlemlerin çipli (şifreli/şifresiz) şekilde yapıldığının anlaşılması üzerine şüpheli işlemlerin davacının bilgisi ve rızası dışında ve kişisel verilerini paylaşma hususunda kasıt veya ihmalle hareket etmediği gerekçesiyle davacının davasının kabulüne, davacının davalı banka nezdinde bulunan ... hesap numaralı davacıya ait kredi kartı ve hesaplardan yapılan alışveriş ve nakit çekim tutarı olan 23.364,00 TL tutarından davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; olayda davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, husumetin davacıyı dolandıran şahıslara yöneltilmesi gerektiğini, davaya konu edilen tüm işlemlerin davacı adına kayıtlı kredi kartlarıyla ve şifreli olarak yapıldığını, dava konusu olayda tüm güvenlik adımlarını eksiksiz yerine getiren ve üzerine düşen sorumluluğun gereklerine son derece uygun hareket eden davalının hiçbir kusur yahut ihmali bulunmadığını, bozma ilamına uygun değerlendirme yapılmadığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğuna, dava konusu işlemin dolandırıcılık işlemine konu olması ve dava dışı başka bir kurum tarafından veri kaynaklığı yapılmış olmasına yönelik tespitlerin davalının olayda kusur ve sorumluluğunun olmadığını ispatladığını, 5464 Sayılı yasa ve emsal Yargıtay kararlarının yanı sıra, belirtilen sözleşme hükümleri doğrultusunda da sorumluluğun kredi kartını ve şifresini koruma hususunda gerekli özeni göstermeyen davacıda olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacıya davalı banka tarafından verilmiş olan 2 adet kredi kartıyla yapılan nakit avans ve alışveriş işlemlerinden dolayı menfi tespit istemine ilişkindir. Temyize konu edilen Mahkeme kararının; uyulan bozma ilamında gösterildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince verildiği, bozma ilamının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan kısımlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine imkan bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamanın uygun olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.