Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3129 E. 2025/2740 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3129
Karar No
2025/2740
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/269 E., 2024/1216 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/32 E., 2022/525 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin, davalı bankadan bireysel kredi kullandığını, kredi borcunu ödemediği gerekçesiyle davacının 3 aylık emeklilik maaşının davalı bankanın hesabına aktarıldığını, emeklilik maaşı haczinin 5510 sayılı yasanın 93.maddesi uyarınca ancak belirli borçlar bakımından mümkün olduğunu, sözleşmede buna imkan tanıyan hükmün bulunduğunun düşünülmesi durumunda ise haksız şart kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek, davacının emeklilik maaşına konulan blokenin kaldırılmasına ve muarazanın giderilmesine, kesilen 3 maaş karşılığı toplam 9.826,80 TL'nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; taraflar arasındaki tüketici kredisi sözleşmesi uyarınca davacıya 200.000,00 TL ana para bedelli ihtiyaç kredisi kullandırıldığını, 11.10.2017 tarihli bireysel kredi sözleşmesine ek rehin sözleşmesi, taahütname ve virman takas mahsup belgesinin davacı tarafından imzalanarak davalıya verildiğini, söz konusu belgede emeklilik maaşından kesinti yapılmasını davacının açıkça kabul ettiğini, ilgili sözleşme ve hükümlerinin taraflar arasında müzakere edildiğini, bu doğrultuda davacı borçluya bir nüsha verildiğini, kredi taksit borçlarının ödenmemesi üzerine hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini ve akabinde icra takibine başlandığını, davacının itirazı sebebiyle takibin durduğunu verilen muvafakatnameye istinaden emeklilik maaşından yapılacak kesintilerin hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; sözleşmede bankaya takas ve mahsup hakkı ile bunlar üzerinde rehin hakkı verildiği, bu doğrultuda kredi taksitlerinin davacının maaş hesabından kesildiği, bankaların verilen bu teminat karşılığında kredi kullandırmış olduğu, sözleşme serbestisi içerisinde verilen talimatın haksız şart olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının emekli maaşını kapsayacak şekilde banka nezdindeki tüm hesaplarından ve alacaklarından kullandığı kredi borcunun tahsil edilmesine ilişkin bankaya takas mahsup yetkisi vermiş olmasına göre İlk Derece Mahkemesi kararının isabetli olduğunu, ancak davacı aleyhine arabuluculuk ücretine hükmedilmesi isabetli görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, kararının düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilmesine, davanın reddine, 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu kapsamında devletçe ödenen arabuluculuk ücretinin davacının tüketici olması sebebiyle hazine üzerinde bırakılmasına, verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, davaya konu kredisi sözleşmesinin ileride çok sayıda sözleşmede kullanılması amacıyla tek taraflı olarak hazırlandığı ve yalnızca boşlukları doldurması ve imzalaması maksadıyla muhataba sunduğu bu sözleşmenin genel işlem şartları barındırdığını, İİK md. 83/a uyarınca mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar geçersiz olduğunu, kredinin alınması sırasında takas ve mahsup yönünde verilen muvafakat geçerli olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının, davalı banka nezdinde bulunan maaş hesabına bireysel kredi sözleşmesi uyarınca banka tarafından konulan blokenin kaldırılması ve uygulanan kesintinin istirdadı istemine ilişkindir. 1. 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun'un 56. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesinde "Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, Sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez." hükmü bulunmaktadır. 2. 2004 sayılı Kanun'un 83/a maddesindeki; "82 ve 83. maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir." hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'nun 93/1 maddesi; "... bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepleri, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu fıkra ile hacizden önceki safhada bloke konulmasına muvafakat ile borçlunun haczedilmezlikten feragat etmesine izin verilmiştir. Bu ödemelerin emekli maaşından haciz kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Çünkü bir icra takibine bağlı olmayan kişinin rızasına dayalı olarak bankadan aldığı krediye ilişkin taahhüt ettiği yasal bir ödeme söz konusudur. 3. 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi hükmünün 2004 sayılı Kanun'un 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkan sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır. 4. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacı tarafından imzalanan taahhütnamelerle kredilere ilişkin ödemelerin emekli maaşı hesabından virman-takas-mahsup yapılarak tahsil edilmesine muvafakat edildiğinin, davacı tarafça sözleşmeden dönülmediği gibi borcun ne şekilde ödeneceğine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığının, davalı Bankanın da bu taahhüde inanarak başka teminat istemeden davacıya kredileri kullandırdığının, yine kesintilerin kredi sözleşmelerine istinaden yapılmış olup, borcun ödenmemesi üzerine davalı Bankanın, davacının maaşına bloke konulacağına dair hükme dayanarak kesinti ve tahsilat yapmasında hukuka aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olduğundan, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3129, K. 2025/2740, T. 12.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2024-3129-e-2025-2740-k-3df0f1327fef