Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3115 E. 2025/2845 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3115
- Karar No
- 2025/2845
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1557 E., 2021/1368 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/296 E., 2021/257 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin kardeşi olan ... ile ortak kurduğu şirketin 07.05.2015 tarihinde Noterde pay devri sözleşmesiyle dava dışı ...'a devredildiğini, aynı tarihte şirket genel kurul kararıyla söz konusu şirketin unvanının değiştirildiğini, dava dışı şirketin 14.10.2016 tarihinde davalı şirket lehine 150.000,00 TL bedelli çek keşide ettiğini, çekin karşılığının ödenmemesi üzerine davalı şirketin icra takibi başlattığını, devam eden süreçte davalının, müvekkili ve kendisi gibi şirketi devreden kardeşi dava dışı ...'e İİK'nın 89. maddesi gereği 1. ve 2. haciz ihbarnamelerini gönderdiğini, müvekkilinin davalı şirkete borcu olmamasına rağmen müvekkiline İİK gereği 1, 2 ve 3. haciz ihbarnameleri gönderilerek borçlu hale getirildiğini, müvekkilinin haciz ihbarnamelerine süresinde itiraz edememesi nedeniyle işbu davayı açmak zorunda kaldığını belirterek, Kayseri İcra Dairesinin 2020/21139 Esas sayılı dosyasının borçlusu olmadığının tespitini ve davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; ödenmeyen çek nedeniyle başlatılan icra takibinin kesinleştiğini, dosya borçlusu dava dışı şirketin muhtemel alacaklı olması ihtimaline binaen şirket hissedarlarına haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, şirket hisse devrinin tek başına borçsuzluğu ispata elverişli olmadığını, davacının borçlu olmadığının ispatlandığı ihtimali değerlendirildiğinde, haciz ihbarnamelerine süresinde itiraz etmeyen davacı, dava açılmasına kendisine sebebiyet verdiğinden müvekkili şirket aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın 3. haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibariyle 15 günlük yasal süre içerisinde açıldığı, dosya kapsamından, davacının ortağı olduğu şirketi 07.05.2015 tarihinde dava dışı ...'a devrettiği, bu tarihten sonra şirket ile bir ilişiğinin kalmadığı, devralanın şirket ünvanını değiştirdiği, takibe konu çekin de bu şirketin tek sorumlu yetkilisi olan ... tarafından düzenlendiği, davacının takip alacaklısına karşı bu çekten dolayı borçlu olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, Kayseri Genel İcra Dairesinin 2020/21139 sayılı takipteki 3. haciz ihbarnamesinde yazılı alacaktan dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunumuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kararın usul ve esas yönünden hukuku uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; haciz ihbarnamelerine süresinde itiraz etmeyen davacı, dava açılmasına kendisi sebebiyet verdiğinden müvekkili şirket aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, ayrıca taraflarına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İcra ve İflas Kanunu'nun 89/3. maddesi gereğince açılan menfi tespit istemine ilişkindir. 1. Üçüncü kişinin, birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine süresi içinde ya da usulüne uygun olarak itiraz etmemiş olması hâlinde, kendisine gönderilen üçüncü haciz ihbarnamesine karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde menfi tespit davası açma hakkı bulunmaktadır. Birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine itiraz etmemiş olması dolayısıyla kendisine üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilen üçüncü kişinin, 2004 sayılı Kanun'un 89/3 maddesi uyarınca açtığı menfi tespit davasının tamamen ya da kısmen kabulüne karar verilmesi durumunda, sırf birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine süresi içinde ya da usulüne uygun olarak itiraz etmediği, kendisine üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilmesine ve dava açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle yargılama giderlerinden sorumlu olacağı yönünde bir kabul, 6100 sayılı Kanun'un 326. maddesine aykırı olduğu gibi 2004 sayılı Kanun'un 89/3 maddesinde açıkça tanınan dava hakkının kullanılmasına bir kısıtlama oluşturacaktır. Böyle bir durumda yargılama giderlerinden sorumlu olmak istemeyen davalının, 2004 sayılı Kanun'un 89/3 maddesi uyarınca aleyhine açılan davada, ön inceleme duruşmasına kadar (ön inceleme duruşmasından önce) davayı tamamen ya da haklı olup olmadığını bildiği kısım yönünden kabul etmesi gerekir. Bu yönde bir kabulü olmadığı sürece davalı, davanın kabulü hâlinde yargılama giderlerinin tamamından, kısmen kabulü hâlinde ise haklılık durumuna belirlenen kısmından sorumlu olacaktır. Eldeki davada da, yapılan yargılama sonucunda davacının menfi tespit istemi Mahkemece kabul edilmiş, ancak davalı taraf ilk duruşmada davayı kısmen veya tamamen kabul ettiğine dair bir beyanda bulunmamıştır. O hâlde; menfi tespit davası davacı taraf lehine sonuçlandığından davacı yararına yargılama giderleri ile vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/ (11) 62 E., 2023/464 K. sayılı ilamı.) 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/(11) 62 E., 2023/464 K. sayılı ilamı gereğince, menfi tespit davası davacı taraf lehine sonuçlandığından davacı yararına yargılama giderleri ile vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.