Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3048 E. 2025/2080 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3048
Karar No
2025/2080
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/641 E., 2024/1130 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/264 E., 2020/73 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin, oğlunun ABD'de basketbol ve lise eğitimi görmesi amacıyla davalı şirket ile yurt dışı eğitim kayıt formu ve katılım sözleşmesi imzaladığını, sözleşmedeki birçok alanın müvekkili tarafından el yazısı ile doldurulduğunu ancak sözleşme bedelinin ve süresinin el yazısı ile yazıldığı kısımların davalı tarafından sonradan ilave edildiğini, sözleşmenin bir nüshasının müvekkiline verilmediğini, müvekkilinin davalı şirket ile bir yıllık sözleşme imzaladığını ve kararlaştırılan tutarı ödediğini, davalının kendi el yazısı ile sözleşmeye eklediği 2018-2019 döneminden kaynaklanan alacak iddiası ile İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün 2018/44158 E. sayılı dosyası üzerinden takip başlattığını, spor bursu ile eğitim alan öğrencilerin gelecek yıllardaki okul ücretinin tespit edilmesinin sözleşme tarihi itibariyle mümkün olmadığını, müvekkilinin oğlunun ilk yılında göstereceği başarı oranı henüz tespit edilememişken 3 yıl sabit fiyat üzerinden anlaşma yapılmış olmasının hayatın doğal akışına aykırı olduğunu, ABD'de üç ay eğitim alındıktan sonra davalı şirketin yönlendirdiği basketbol kulübünün kendini feshettiğini, davalı şirketin öğrencilerine sahip çıkmadığını, ilamsız icra takibinin usulsüz tebligat neticesinde kesinleştiğini ileri sürerek; müvekkilinin aleyhine başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, takip dayanağı yapılan sözleşmenin hükümsüzlüğüne, icra takibi nedeniyle ödenen veya ödenecek miktarın faizi ile birlikte tahsiline, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarını somutlaştırması gerektiğini, üç yıllık sabit fiyat üzerinden anlaşma yapılmış olmasının sektör uygulamalarına aykırı olmadığını, müvekkilinin sözleşme gereği tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, sözleşmeye keyfi eklemeler yapıldığı iddiasının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.02.2020 tarihli kararıyla; taraflarca imzalanan 08.09.2017 tarihli eğitim hizmet sözleşmesine göre; davalının yükümlülüklerinin öğrenciye full ya da kısmi burs sağlanması, öğrencinin aktivitelere katılımının sağlanması ve okula kayıt işlemi için gerekli olan I-20 belgesinin öğrenciye veliye ulaştırılması olduğu, davacının oğlunun 2017-2018 eğitim öğretim yılında yurt dışında eğitimine başladığı ve bir yıl süreyle eğitime devam ettiği, davalının sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirdiği, bunun aksini gösterir verilen kesin süre içerisinde davacı tarafça sunulan herhangi bir delil bulunmadığı, taraflarca ifasına başlanmış olan sözleşmenin sadece sözleşme nüshasının tüketiciye verilmemesi nedeniyle geçersiz olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, sözleşmenin ücret kısmı dışında bazı kısımlarının da el yazısı ile doldurulmuş olması nedeniyle ücret kısmının davalı tarafından sonradan doldurulmuş olduğunun tespitinin mümkün olmadığı, davacının sözleşmeden bir yıl süreyle yararlanmasına rağmen sözleşmeyi haklı nedenle fesih ettiğini veya hizmetin eksik veya ayıplı olduğunu gösterir herhangi bir delil sunamadığı, davalının yürürlükte olan sözleşme nedeniyle eğitim hizmet bedelini talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 07.12.2022 tarihli kararıyla; davacı tarafından dosyaya delil olarak ibraz edilen sözleşmede belirtilen ABD'deki okul tarafından gönderilen yazı cevabında, öğrenci Taylan ... ...'nin mektubunda ismi geçen ... International Organizasyon Hizmetleri Limited Şirketinin okulun temsilcisi olmadığı, şirketin isminin okul yönetimince de bilinmediği, Türkiye'de ya da ABD'de ... International Organizasyon Hizmetleri Limited Şirketine ya da başka bir kişi veya kuruma okula ait öğrenci yönlendirmesi konusunda hiçbir yetki verilmediği, okulu temsil iddiasında olan hiçbir kurum ve kuruluşla hiçbir anlaşma yapılmadığı hususlarının bildirildiği, bu durumda dosya kapsamında toplanan delillere göre davacının eğitim danışmanlık sözleşmesi kapsamında davalıya ödediği bedeli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 200. maddesinde sayılı yazılı delillere ispatladığı halde, davalı şirketin öğrencinin kayıt olduğu okula kaydı yapılırken aracılık ve danışmanlık yaptığı ve sözleşme ile yüklendiği edimini yerine getirdiğine ilişkin beyanını yazılı delil ve belgelerle ispatlayamadığı, davalının eğitim ve danışmanlık sözleşmesindeki edimini yerine getirdiğini ispatlayamamış olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına; davanın kabulüne, davacının İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün 2018/44158 E. sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Dairece verilen 04.12.2023 tarihli ilamla; Bölge Adliye Mahkemesince davacının sözleşmenin hükümsüzlüğü talebi konusunda bir değerlendirme yapılmadığı, sadece davanın kabulü ile İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün 2018/44158 E. sayılı dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, davacının her biri talebi konusunda hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davacının sözleşmenin hükümsüzlüğü talebi konusunda değerlendirme yapılmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, davalının sair temyiz itirazları incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulüne, taraflar arasındaki yurt dışı eğitimi ile ilgili imzalanan 08.09.2017 tarihli sözleşmenin hükümsüzlüğünün tespitine, davacının bu sözleşme uyarınca dava konusu İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün 2018/44158 takip sayılı icra dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, yasal şartları oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; Mahkemece iki farklı hüküm kurulmasına rağmen tek bir vekalet ücretine hükmedildiğini, davalının hükümsüz sözleşme uyarınca müvekkili aleyhine icra takibi yapması nedeniyle aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; sözleşmedeki ücret kısmının müvekkili tarafından sonradan doldurulduğu iddialarının davacı tarafından ispatlanamadığını, sözleşmenin tüm maddelerinde davacının kendi el yazısının bulunduğunu ve sözleşmenin her sayfasında okuduğuna dair imzasının yer aldığını, davacının bir nüshasının kendisinde olmadığı gerekçesiyle sözleşmenin geçersizliğine ilişkin talebinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının sözleşme düzenlendikten sonra 2017-2018 dönemine ilişkin ödemenin yarısını yaptığını, ifa edilen sözleşmenin kurulmadığını iddia etmenin hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 08.09.2017 tarihli yurt dışı eğitim kayıt formu ve katılım sözleşmesinin hükümsüzlüğünün ve aynı sözleşme uyarınca başlatılan takip nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. 1. Bir Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla Mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılmaz, bozma sebebidir. Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince muamele yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durum olup, buna" usuli müktesep hak" denilmektedir. Gerçekten, Mahkemenin doğru bularak uyduğu veyahut uymak zorunda olduğu bozma kararı ile dava yeni bir duruma sokulmuş demektir. Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulmuş ancak gerekleri yerine getirilmemiştir. Zira Bölge Adliye Mahkemesince; davacının sözleşmenin hükümsüzlüğü talebi konusunda gerekçede bir değerlendirme yapılmamış, sadece davanın kabulü ile taraflar arasındaki yurt dışı eğitimi ile ilgili imzalanan 08.09.2017 tarihli sözleşmenin hükümsüzlüğünün ve İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün 2018/44158 E. sayılı dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince; davacının her biri talebi konusunda gerekçede tartışılarak hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma nedenine göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371/1 maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA, 2. Bozma sebebine göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3048, K. 2025/2080, T. 14.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2024-3048-e-2025-2080-k-5664482d5b17