Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2934 E. 2025/3908 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2934
Karar No
2025/3908
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/157 E., 2024/168 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/375 E., 2022/725 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli davalı vekili tarafından duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davalı ile müvekkili şirket arasında akdedilen 14.01.2020 tarihli tarımsal üretim sözleşmesi uyarınca davalının şahsına ait olduğunu beyan ettiği 500 dönüm arazide tüm girdi temini müvekkili şirket tarafından yapılmak suretiyle cin mısır üretimi yapılacağını, davalının elde edeceği ürünün tamamını müvekkili şirkete teslim etmekle yükümlü olduğunu, müvekkilinden habersiz biçime başlayamayacağını, araziden çıkan ürünleri müvekkili dışında üçüncü kişilere satamayacağının kararlaştırıldığını, ancak davalının müvekkili nezaretinde hasadı yapacakken buna uygun davranmadığını, ürünlerin hasadını yaparak üçüncü kişilere sattığını, bu hususta Konya 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/47 D. İş sayılı dosyası delil tespiti yaptırdıklarını ileri sürerek; sözleşmeye konu malların bedelinin müvekkilince Mahkemeye depo edilmesini ve ürünlerin müvekkiline teslim edilmesini, malın teslimi imkansız hale gelmişse mülkiyetinin tespiti ile müvekkilinin uğradığı zarardan şimdilik 100,00 TL'nin tazminini talep etmiş, 27.06.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 584.261,36 TL müspet zarar ve 1.498.932,60 TL cezai şart bedeli olmak üzere talebini 2.083.193,96 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin ekim yapmak üzere davacı firmadan tohum satın aldığını, bu konuda ayrıntıları belli olmayan bir anlaşma yapıldığını, sözleşmenin sadece son sayfasında imza bulunduğunu, önceki sayfaların imzasız olduğunu, davacı tarafından boş kısımların sonradan doldurulduğunu, sözleşme maddelerinin genel işlem şartı şeklinde düzenlendiği için geçersiz olduğunu, sözleşmede davacının belirlediği satış fiyatı baz alınmak sureti ile ürün alımı yapılacağının belirtildiğini, davacı ile müvekkili arasında yasal mevzuaata uygun bir sözleşme bulunmadığından davacı tarafından belirlenen şartların yok hükmünde olduğunu, müvekkiline imzalatılmış olduğu ileri sürülen sözleşme üzerinde oynama yapıldığını, düzenlenen sözleşmenin bir nüshasının Bakanlık müdürlüklerinde kalacak şekilde 3 nüsha olarak düzenlenmesi bir zorunluluk iken davacı tarafından sözleşmenin müdürlüklere ibraz edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan 25.04.2022 tarihli ek raporda belirtildiği üzere davacı tarafın sözleşme konusu mısırları sözleşme bedeli olan 2,55 TL'den temin edemediği, 490.676,75 m² alanda üretilen sözleşme konusu mısırın temini için 4,00 TL ödediği, sözleşme bedeli olan 2,55 TL ile davacı tarafın temin bedeli olan 4,00 TL arasındaki fark olan 1,45 TL bedel üzerinden hesap edilen davacı zararının 584.261,36 TL olduğunun anlaşıldığı, davalı vekili her ne kadar sözleşmenin değiştirildiğini beyan etmiş ise de sözleşmenin incelenmesinde birbirini izleyen ve uyumlu maddelerin yer aldığından buna itibar edilmediği, sözleşmenin 4. maddesi uyarınca hesap edilen 1.498.932,60 TL cezai şart bedeli TBK 182/2 maddesi uyarınca aşırı görüldüğünden % 50 oranında indirim yapılarak ve indirilen miktar üzerinden de davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmeyerek davanın kısmen kabulü ile, 584.261,32 TL maddi tazminat ile 749.666,30 TL cezai şart olmak üzere toplam 1.333.727,62 TL'nin 100,00 TL'sinin dava tarihinden bakiyesinin ise ıslah tarihi olan 27.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı tarafından, sözleşmenin sadece son sayfasında imzasının bulunduğu, önceki sayfaların imzasız olduğu, davacı şirket tarafından sonradan doldurulduğu, ayrıca sözleşme maddelerinin genel işlem şeklinde düzenlendiği için geçersiz olduğu savunulmuş ise de sözleşmenin sayfalarının birbirini takip eder mahiyette olduğu, sonradan doldurulduğunun usulünce ispatlanmadığı, sözleşme maddelerinin de genel işlem vasfında sayılamayacağı nazara alındığı bu savunmalara itibar edilmediği, ürünün davacıya 2,25 TL/kg üzerinden teslimi gerektiği, davalının ürünü teslim etmeyerek temerrüte düştüğünü, davacı şirket, kendisinin de ürünün satacağı firmaya karşısında temerrüte düşememek adına ürünü başka firmalardan 4,00 TL'ye tedarik ettiğini, kilogram başına fazladan ödediği 1,75 TL (4,00 - 2,25) yönünden davacının müspet zararının 584.262,36 TL olduğunun bilirkişi raporu ile belirlendiği, davalının bu yöne ilişkin istinaf itirazının yerinde görülmediği, sözleşmede seçimlik cezanın düzenlendiği, zarar ile birlikte cezai şartın birlikte talep edilemeyeceği, ıslahla cezai şartın talep edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 584.261,32 TL maddi tazminatın; 100,00 TL'sinin dava tarihi olan 23.10.2020 tarihinden, bakiyesinin ise ıslah tarihi olan 27.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; cezai şart yönünden verilen hükmün usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı vekili; Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasında çelişki olup, sözleşmenin geçersiz olduğunu, şekle uygun yapılmadığını, genel işlem şartları içerdiğini, Mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, davanın tümden reddi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tarımsal üretim sözleşmesinden kaynaklanan tazminat ve cezai şart alacağı istemine ilişkindir. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1. Taraflar arasında imzalanan 14.01.2020 tarihli tarımsal üretim sözleşmesinin incelenmesinde, cin mısırı tohumunun davacı şirket tarafından davalıya temin edileceği, temin edilen tohumdan elde edilecek cin mısırı mahsulünün davacıya satılacağı, tohum bedelinin satıştan dolayı davacıya ödenecek ürün bedelinden mahsup edileceği ya da tohum bedelinin peşin olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. 2. Davalı tarafından, sözleşmenin sadece son sayfasında imzasının bulunduğu, önceki sayfaların imzasız olduğu, davacı şirket tarafından sonradan doldurulduğu, ayrıca sözleşme maddelerinin genel işlem şeklinde düzenlendiği için geçersiz olduğu savunulmuş ise de; sözleşmenin sayfalarının birbirini takip eder mahiyette olduğu, son sayfada da sözleşme maddelerine atıfta bulunulduğu, sözleşmenin son sayfasını imzalayan davalının sözleşmenin önceki sayfalarının davacı şirket tarafından sonradan doldurulduğunun usulünce ispatlanamadığından sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilmiştir. 3. Taraflar arasında imzalanan yazılı sözleşme gereğince, davalının edimini yerine getirmesi gerektiği ancak tarafların sözleşmede yazılı bedel üzerinden ürün tesliminde anlaşamadıkları, davalının davacının ürün bedelini kendisinin belirlediğini savunarak ürünü teslim etmediği anlaşılmıştır. Sözleşmeye göre davalı ürünü davacıya 2,25 TL/kg üzerinden teslim etmeyerek temerrüte düşmüştür. Davacı şirket, kendisinin de ürünü satacağı firma karşısında temerrüte düşmemek adına ürünü başka firmalardan 4,00 TL'ye tedarik ettiğini ileri sürmüş ve buna ilişkin başka firmalardan alım yaptığına dair sevk irsaliyeleri, e-faturaları dosyaya sunmuş ve davacıdan ürün alamaması nedeniyle kilogram başına fazladan ödediği 1,75 TL (4,00 - 2,25) yönünden müspet zarar talebinden bulunmuştur. 4. Sözleşmenin 4. maddesinde düzenlenen “Yüklenici bu protokol ile ekmeyi taahhüt ettiği 500 dönüm araziden elde edeceği cin mısır ürününün tamamını şirkete teslim etmekle mükelleftir. Ürünlerin nakliye bedeli şirkete aittir. Şirketin bilgisi dışında ürün hasadı veya dışarı satışı halinde yetiştirici sözleşme gereği çıkan mahsulün hasat zamanı piyasa değerinin iki katı kadar ceza bedeli ödeyecektir." hükmüne göre, cezai şartın seçimlik ceza mahiyetinde düzenlendiği anlaşılmıştır. Başka bir ifadeyle, davacının sözleşme ifa edilseydi elde edeceği kar, sözleşmenin ifası kapsamında borcun yerine getirilmesine ilişkin bir talep olduğundan ve sözleşmede hem müspet zararın hemde cezai şartın istenebileceği ayrıca kararlaştırılmadığından, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179/1. maddesi gereği, hem ifa yerine geçen tazminatın, hemde seçimlik cezai şartın aynı anda talep edilmesi mümkün değildir. Ayrıca davacının daha sonra ıslah dilekçesi ile, cezai şart talep etmesi de olanaklı değildir. 5. Böylece yukarıdaki açıklamalara göre, Mahkemece cezai şartın reddine ilişkin verilen karar doğru görüldüğünden, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir.

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 6. Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen zarara ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Dairemizin 2025/52 E., 2025/3605 K., 2024/4023 E., 2025/2702 K., 2023/2547 E., 2024/2028 K. sayılı emsal ilamlarında da açıklandığı üzere, zarara ilişkin dosyaya sunulan faturalarda mısırın cinsinin belirtilmemesi, bilirkişi raporunda ... Borsası 2020 yılı bültenine göre cin mısırın ortalama satış fiyatının 1,86 TL/kg olduğu dikkate alındığında, bu bedelin sözleşmede kararlaştırılan bedelin altında kaldığı (2,25 TL/kg), bu nedenle zararın oluşmadığı anlaşıldığından, maddi tazminat yönünden davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının davacıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/2934, K. 2025/3908, T. 09.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2024-2934-e-2025-3908-k-bc3e6ecf9ecb