Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2554 E. 2025/2680 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2554
Karar No
2025/2680
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2697 E., 2024/1156 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 37. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/186 E., 2022/202 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi bulunduğunu, davalı Kurumca 10.02.2016 tarihli yazı ile Fatura İnceleme Komisyonunun 01.02.2016 tarihli kararıyla Üniversitenin fatura ödemelerinin durdurulmasına karar verildiğinin bildirildiğini, 18.02.2016 tarihinde bu karara itiraz ettiklerini, ancak Komisyon tarafından 02.03.2016 tarihinde itirazın reddedildiğini, durdurma kararının gerekçesi olmadığı gibi karardan önce müvekkilinin savunmasının da alınmadığını, Kurumca yayımlanan Sağlık Hizmeti Sunucularının Ödemelerinin Durdurulmasına İlişkin Usul ve Esasların 16. maddesine göre ödemelerin azami 6 aylık fatura dönemi boyunca durdurulabileceğini, üst sınırın da her bir ay için aylık fatura tutarının %70'ini geçemeyeceğini, ancak davalı Kurumca anılan hükme aykırı olarak %81,69 oranındaki alacağın ödenmesinin durdurulduğunu, yine ödemelerin durdurulması için sağlık hizmeti sunucusu hakkında soruşturma yapılması gerektiğini, ne var ki müvekkili hakkında herhangi bir soruşturma bulunmadığını, 30.11.2015 ilâ 29.02.2016 tarihleri arasındaki döneme ilişkin 7.592.285,85 TL tutarında 8 adet faturanın bulunduğunu, buna karşılık müvekkilinin hak edişlerinden yasal miktarın üzerinde kesinti yapılarak 1.390.139,99 TL ödendiğini, ancak yapılan işlemlerin taraflar arasındaki sözleşmeye ve mevzuata aykırı olduğunu ileri sürerek; ödemelerin durdurulmasına ilişkin 01.02.2016 tarihli ve 2016/5 sayılı Komisyon kararı ile itiraz üzerine verilen 02.03.2016 tarihli ve 2016/24 sayılı itirazın reddi kararının iptalini talep etmiş; 23.07.2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin KHK'nın 5/1. maddesinin (ç) bendi uyarınca davacı Üniversitenin kapatılması üzerine hak ve alacakları ile borç ve yükümlülükleri Maliye Bakanlığına devredilmiş olup, davaya anılan Bakanlık tarafından devam edilmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacı Üniversite hakkında müfettiş soruşturması bulunduğunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) 103. maddesi uyarınca Kurum alacaklarının riske girmemesi için ödemelerin durdurulduğunu, anılan hükme göre 6 ayı geçmemek üzere ödemelerin durdurulmasına karar verilebileceği, Kurumca yapılan işlemlerde sözleşmeye ve mevzuata aykırılık bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. Dava dosyasının yetkisizlik kararının kesinleşmesi üzerine gönderildiği Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.09.2019 tarihli kararıyla; benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, SGK Teftiş Başkanlığı tarafından davacı Üniversite hastanesi hakkında başlatılan soruşturma kapsamında Kurum alacağının riske girdiği gerekçesiyle ödemelerinin durdurulmasına karar verildiği, müfettiş raporunda; davacı tarafından Sağlık Uygulama Tebliğine aykırı şekilde faturalandırma yapıldığının tespit edildiği, bu nedenle davacının ödemelerinin durdurulmasına ilişkin Kurum işleminde sözleşmeye ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; kararın davacı Bakanlık vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 31.03.2021 tarihli kararıyla; dava konusu edilen işlemlerin 01.02.2016 tarihli Komisyon kararı ile davacının bu karara yönelik itirazı üzerine verilen 02.03.2016 tarihli Komisyon kararı olduğu, işlemlerle ilgili kararı veren Komisyonun, 5510 sayılı Kanun'un 103/3 maddesi gereğince Kurum bünyesinde idari görevleri yerine getirmek üzere kurulduğu, davacı tarafın da sağlık hizmeti satın alma sözleşmesinden kaynaklanan alacak, tazminat veya sözleşme kapsamında uygulanan cezai işlemin iptaline yönelik bir talebinin bulunmadığı, bir başka anlatımla davaya konu uyuşmazlıkla ilgili işlemin dayanağının sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi olmayıp 5510 sayılı Kanun'un 103/3 maddesiyle SGK bünyesinde görev yapmak üzere oluşturulmuş Komisyon tarafından verilen kararlar olduğu, bu kararların denetiminin idari yargı yerinde yapılması gerektiği düşünülebilirse de, 5510 sayılı Kanun'un 101. maddesine göre, bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkacak uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görülmesi gerektiği, görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu gibi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114. maddesine göre aynı zamanda dava şartı olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği, açıklanan sebeplerle iş mahkemesinde görülmesi gereken işbu davanın açıldığı Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsiz olduğu göz ardı edilerek işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle, başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine iadesine kesin olarak karar verilmiş; Mahkemece 03.06.2021 tarihinde dava dilekçesinin görev yönünden reddi ile görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine dosyanın talep doğrultusunda Ankara 37. İş Mahkemesine tevzi edildiği anlaşılmıştır. 2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca sağlık hizmeti sunucuları ile SGK arasındaki davalara bakma yetki ve görevinin asliye hukuk mahkemelerine ait olduğu, ne var ki Bölge Adliye Mahkemesinin görevle ilgili kesin kararı nedeniyle karşı görevsizlik kararı verilemediği belirtilerek, daha önce aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda, SGK Teftiş Başkanlığınca davacı hakkında başlatılan soruşturma kapsamında Kurum alacağının riske girdiği gerekçesiyle ödemelerinin durdurulmasına karar verildiği, müfettiş raporunda davacı tarafça SUT'a aykırı şekilde faturalandırma yapıldığı tespit edildiğinden Kurumun faturaları ödememe hakkına sahip olduğu, Kurumun hak edişlerde hata olduğu ve haksız fatura düzenlendiği kanaatine varması halinde davacının hak edişlerinden mahsup yapılarak kalan kısmın davacıya ödenmesi gerektiğini, öte yandan 5510 sayılı Kanun'un 103/3 maddesi uyarınca ödemelerin durdurulması işleminin azami 6 aylık süre için geçerli olup yargılama sırasında bu sürenin geçmiş olması nedeniyle Komisyon kararlarının kendiliğinden ortadan kalktığı, sonuç itibariyle davacının ödemelerinin durdurulmasına ilişkin Komisyon kararı ile bu karara itiraz edilmesi üzerine Komisyonca verilen itirazın reddi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, davanın konusu olan komisyon kararı sonucunda bakiye hak edişlerin haksız yere mahsup edildiği hususu ile ilgili eldeki davada ileri sürülmüş bir iddianın bulunmadığı, davacının buna ilişkin iddiası varsa alacak davası açma hakkına sahip bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tüm dosya kapsamı itibariyle İlk Derece Mahkemesince verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; açılan davada Komisyon kararlarının iptalinin yanı sıra ödenmeyen 6.202.145,86 TL tutarındaki alacağın davalı Kurumdan tahsilinin de istendiğini, buna rağmen müvekkilince alacak isteminde bulunulmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin sunmuş olduğu sağlık hizmetlerine karşılık hak kazandığı alacak miktarının hesaplanması ve tespit edilen miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili; müvekkili lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin ve bu husustaki istinaf başvurusunun gerekçe gösterilmeksizin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; 5510 sayılı Kanun ile Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayımlanan Sağlık Hizmeti Sunucularının Ödemelerinin Durdurulmasına İlişkin Usul ve Esaslar uyarınca sunulan sağlık hizmeti karşılığında davacıya yapılacak ödemelerin durdurulmasına ilişkin Komisyon kararı ile bu karara itiraz üzerine Komisyonca verilen ret kararının iptali istemine ilişkindir. Hükme esas alınan denetime elverişli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; 5510 sayılı Kanun ile SGK tarafından yayımlanan Sağlık Hizmeti Sunucularının Ödemelerinin Durdurulmasına İlişkin Usul ve Esaslar uyarınca, Kurum müfettişleri tarafından yürütülen soruşturmalara istinaden sağlık hizmeti sunucularının ödemelerinin durdurulabileceği, davacı hakkında da mevcut bir soruşturma bulunduğundan ödemelerinin durdurulmasına dair verilen Komisyon kararı ile bu karara itiraz üzerine verilen itirazın reddi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı; öte yandan davacı tarafça dava dilekçesinde, salt Komisyon kararlarının iptali talep edilmiş olup ödenmeyen alacağın davalıdan tahsiline yönelik bir talepte bulunulmadığı, Mahkemece gerekçe kısmında bu hususa değinilerek yazılı şekilde karar verilmesinin yerinde olduğu, Komisyon kararlarının iptaline ilişkin işbu dava maktu harca tabi olduğundan davalı Kurum lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/2554, K. 2025/2680, T. 08.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2024-2554-e-2025-2680-k-50e25701a744