Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2240 E. 2025/1545 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2240
- Karar No
- 2025/1545
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2448 E., 2024/523 K. DAVA TARİHİ : 18.08.2021 İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/282 E., 2022/64 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; Antalya Valiliği Antalya İl Halk Sağlığı Müdürlüğü'nün davalı banka ile anlaşması sonucu bankanın Manavgat Şubesinde maaş hesabı açtığını ve maaşını bu bankadan aldığını, aynı bankanın Ankara Küçükesat şubesindeki hesabının icra takibiyle muaccel hale gelen taksidini ödemiş olduğu kredi borcu nedeniyle eksi bakiyeli olduğunu, maaş hesabına hesap sözleşmesinde açıkça yazılıp imza altına ''alınan maaş hesabımın bakiyesi başka hesaplarımın bakiyesi ile birleştirilemez, Mahkeme kararı olmadan kesinti yapılamaz'' şerhi hilafına Küçükesat şubesindeki eksi bakiyenin aynen eklendiğini, bloke ettiği maaş hesabının 1/4 'ünü takipteki hesabına rızası dışında aktardığını, Aile Sağlığı Merkezi Gider Ödeneğinin de Antalya Sağlık Müdürlüğü tarafından aynı hesaba yatırıldığını, 07 18 007 nolu kendisine ait birimin giderini yatıramadığını, davalının 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 83. maddesine aykırı şekilde kısmen haczi mümkün olan maaşının tamamına, aynı Kanunun 82/1 maddesine aykırı olarak da Devlet-Kamu payı olan Aile Sağlığı Merkezi Gider Ödeneğine bloke koyarak kullanılmasına ve kamu hizmetine engel olduğunu ileri sürerek; davanın kabulü ile maaş hesabı açılış sözleşmesinde imza altına alındığı gibi başka hesaplarının bakiyesinin maaş hesabına eklenmemesine, maaş hesabından takipteki hesabına yapılan yasa dışı virman işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; süresi içinde cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile davalı bankanın Ankara Küçükesat şubesi arasında, davalının 31.03.2015 tarihinde kullandığı krediler nedeniyle düzenlenen sözleşme ve taahhütnamelerden Bilgilendirme Formu, Bireysel Kredi Sözleşmesi ve Bireysel Kredi Sözleşmesi’ne Ek Virman Talimatı Ve Temlikname başlıklı olanların davalı bankanın rehin, takas, mahsup ve virman hakkıyla direkt veya dolaylı ilişkili olduğu, davacının anılan belgeler kapsamında davalı bankaya kullandığı kredilerin teminatı olarak davalı nezdindeki her türlü hesapları üzerinde rehin, davacı alacaklarını davacı borçlarına mahsup ve bu amaçla hesaplar arasında virman yetkisi verdiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/3-672 E. 2020/840 K. sayılı 04.11.2020 tarihli emsal ilamı da dikkate alındığında taraflar arasındaki sözleşmenin temerrüt halinde bankaya takas mahsup yetkisi veren kredi sözleşmesinin eki olan Ek-3 nolu Mahsup Talimatı başlıklı belgedeki hükümlerin 2004 sayılı Kanunun 83/a maddesi uyarınca geçersiz olduğu, davacı ile davalının Antalya Manavgat şubesi arasında imzalanan belgelere bakıldığında bu belgelerde de, davalı bankanın takas, mahsup, virman hakkından söz edilmesine rağmen davacının bu sözleşmeleri ihtirazi kayıtla imzalayarak davalı bankaya hesaplarından herhangi bir şekilde kesinti yapılmasına izin vermediği, davacının davalı bankanın Küçükesat şubesi aracılığıyla davalı bankaya rehin, takas, mahsup ve virman hakkı vermişken sonradan davalı bankanın Manavgat Şubesi aracılığıyla imzaladığı sözleşme ile artık 03.08.2021 tarihi itibariyle davalı bankanın bu hakkını da ayrıca ortadan kaldırdığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacının Ziraat Bankası Manavgat şubesinde bulunan hesabından davacının Ankara Küçükesat' ta bulunan davalı bankanın şubesinde yer alan hesabına yapılan virman ve para bloke işlemlerinin iptaline, davacının davalı bankadaki başka hesaplardan kullandığı krediler nedeniyle oluşacak eksi bakiyelerin davacının davalı bankanın Manavgat şubesinde bulunan hesabına eklenmemesine karar verilmiş; karara karşı, davalı banka istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kredi borcunun maaş hesabını kapsayacak şekilde mevcut tüm banka nezdindeki alacaklardan ve hesaplardan takas mahsup yoluyla tahsil edilmesine ilişkin bankaya muvafakat ve yetki verilmesi durumunda verilen bu muvafakatin sözleşme serbestisi içerisinde değerlendirilmesi gerektiğinden haksız şart olarak nitelendirilemeyeceği, davalı bankanın yaptığı işlemin sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerin dürüstlük kuralına aykırı düşecek şekilde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olduğunun kabul edilemeyeceği, davacının davalı bankadan kullandığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemesinin zorunlu olduğu, aksi durumun kabulünün hakkın kötüye kullanılması olup iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayacağı, tüketicinin haklı bir sebep olmadan sözleşmeyi tek taraflı feshedemeyeceği, ifası yapılmış bedellerin iadesini isteyemeyeceği, önceden verdiği muvafakatnameyi tek yanlı olarak geri alamayacağı, bu şekilde edimin tek taraflı geri istenmesinin de hukuken himaye göremeyeceği, aksi halde, kredi isteyen kişinin mali durumu ve maaş gelirine göre borcunun ödenebileceği güvencesiyle kredi veren bankanın alacağının imkânsızlaşmasının, kötü niyetli bir kredi borçlusunun borcunu hiç ödememesi gibi bir sonuç doğacağı, somut olayda taraflar arasında akdedilen bireysel kredi sözleşmesinin 11. maddesinde davalı bankaya davacının varsa borçlarının teminatını teşkil etmek üzere banka nezdindeki açılmış ve açılacak her türlü hesapları üzerinde takas mahsup yetkisinin tanındığı, yine davalı bankanın 31.03.2015 tarihli bireysel kredi sözleşmesine ek taahhütname ve virman-takas-mahsup talimatı ile bireysel kredi sözleşmesine ek virman talimatı ve temlikname başlıklı belgeleri imzalayarak davalı bankaya verdiği, böylece ödenmeyen kredi borcu nedeniyle diğer hesaplarından virman-takas-mahsup yapılmasına muvafakat gösterdiği, davalı bankanın da söz konusu sözleşmede tanınan yetkiye istinaden davacının maaşına bloke koyarak ödenmeyen kredi borcunun tahsili amaçlı kesintiler yaptığı, dolayısıyla davalı banka tarafından yapılan işlemde yapılan açıklamalar ışığında herhangi bir hukuka aykırı yön bulunmayıp, davacının sözleşme ile muvafakat vermesine rağmen sonrasında verdiği muvafakati tek yanlı olarak geri aldığını bildirmesinin hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesinin kabulüne göre de Hazine tarafından karşılanan arabuluculuk ücreti hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesinin de isabetli olmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp esas hakkında yeniden, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı; kredi çekebilmek için imzalamak zorunda kaldığı kredi sözleşmesindeki takas, virman, mahsup yetkisine dayanarak davalı bankanın 1/4 oranında haciz kesintisi yapılan maaşından ikinci kez 1/4 oranında kesinti yapmasının 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 83/a maddesine aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesindeki muvafakati tek yanlı olarak geri aldığını bildirmenin hakkın kötüye kullanımı olduğu yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, davalı bankanın yazılı olarak verilen muvafakati tek yanlı olarak geri almasının mümkün olmadığını, borçlarını ödemeye devam ettiğini, kalan borçlarını da ödeyeceğini, davalı bankanın haciz sırasını beklerse alacağını ödeyeceğini, ancak bu süreçte maaşından geçinebileceği kadar bir miktarın tarafına bırakılması gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Uyuşmazlık, davacının, davalı banka nezdinde bulunan maaş hesabına bireysel kredi sözleşmesi uyarınca davalı banka tarafından konulan blokenin kaldırılması, maaş hesabı açılış sözleşmesinde imza altına alındığı gibi başka hesaplarının bakiyesinin maaş hesabına eklenmemesi, maaş hesabından takipteki hesabına yapılan yasa dışı virman işleminin iptali istemine ilişkindir. 2. 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun'un 56. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesinde "Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, Sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez." hükmü bulunmaktadır. 2004 sayılı Kanun'un 83/a maddesindeki; "82 ve 83. maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir." hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'nun 93. maddesinin birinci fıkrasında, "... bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepleri, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu hükmün 2004 sayılı Kanun'un 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 sayılı Kanun'un 93 üncü maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkan sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır. 2. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda temyizen incelenen uyuşmazlıkta davacı tarafından imzalanan ek taahhütnamelerle kredilere ilişkin ödemelerin maaş hesabından virman -takas -mahsup yapılarak tahsil edilmesine muvafakat edildiğinin, davacı tarafça sözleşmeden dönülmediği gibi borcun ne şekilde ödeneceğine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığının, davalı Bankanın da bu taahhüde inanarak başka teminat istemeden davacıya kredileri kullandırdığının, yine kesintilerin kredi sözleşmelerine istinaden yapılmış olup, icra müdürü tarafından yapılmış bir haczin de bulunmadığının, borcun ödenmemesi üzerine davalı Bankanın, davacının maaşına bloke konulacağına dair hükme dayanarak kesinti ve tahsilat yapmasında hukuka aykırılık olmadığının anlaşılmasına göre, Bölge Adliye Mahkemesince verilen davanın reddine dair karara yönelik davacının temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.