Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2023/5168 E. 2024/3739 K. – Menfi Tespit-İst
Konu: Menfi Tespit-İstirdat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5168
- Karar No
- 2024/3739
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit-İstirdat
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/167 E., 2023/420 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Edremit 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/592 E., 2020/355 K. Taraflar arasındaki menfi tespit-istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile dava dışı (temlik eden) ... arasında imzalanan 29.06.2013 tarihli simsarlık sözleşmesi ile müvekkiline ait taşınmazın satış işleminin gerçekleştirileceği ve karşılığında müvekkilinin satış bedelinin %10'u tutarında ödemeyi dava dışı simsar ... adına gerçekleştireceğinin kabul ve taahhüt edildiğini, ...'in edimini yerine getirmediğinden ücrete hak kazanamadığını ancak sözleşmenin teminatı olarak verilen senetlerin vade tarihleri doldurarak Edremit 2. İcra Müdürlüğünün 2015/972 E. sayılı dosyasında takibe konulduğunu, daha sonra takibe konu alacağın davalıya temlik edildiğini, satış ve paraların paylaştırılmasına az bir süre kala alacağın temlik edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, neticede müvekkiline ait mahcuz mallardan 290 ada 2 parseldeki taşınmazın satılarak temlik alan davalıya 265.583,18 TL ödeme yapıldığını, bakiye kısım için ise haksız olarak takibe devam edildiğini ileri sürerek, müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile tahsil edilen bedelin istirdadına ve müvekkili lehine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; temlik işleminin usule uygun olduğunu, müvekkil aleyhine dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, takibe itiraz edilmediğini, süresi içinde şikayette bulunulmadığını, dava dilekçesindeki iddiaların müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; takip konusu bonoların kambiyo senedi vasfı taşıdığı ve bonolarda teminat senedi olduklarına dair ibare bulunmadığı, simsarlık sözleşmesinin sözleşmenin taraflarını bağlayacağı, kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğu, dava dışı ...'in alacağını davalıya usulüne uygun olarak temlik ettiği, davalının adı geçen sözleşmeyi bildiği veya alacağın temliki yönünde kötü niyetle davacı zararına hareket ettiğine dair bir delil bulunmadığı, tarafların, çıkarılan isticvap için hazır olmadıkları, davacının istirdada yönelik davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; dava konusu senetlerin 29.06.2013 tarihli sözleşmenin teminatı olarak malen kaydı ile verildiğini, dava dışı ... tarafından vade tarihleri doldurularak takibe konu edildiğini, müvekkili tarafından açığa atılan imzanın kötüye kullanılması nedeniyle şikayet edildiğini ancak Balıkesir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/217 E. sayılı dosyasında şikayet hakkı süresinde kullanılmadığı gerekçesiyle davanın düşmesine karar verildiğini, dava dışı ...'in ceza davasında sözleşmeyi kabul ettiğini, müvekkili ile ... arasındaki sözleşmenin simsarlık sözleşmesi olduğu ve hizmet yerine getirilmediğinden ücrete hak kazanılamadığını, müvekkilinin davalıyı tanımadığını ancak temlik alan olduğundan temlik edene karşı ileri sürebilecek def'ilerin temlik alana karşı da ileri sürülebileceğini, müvekkilinin temlikten önce itirazda bulunduğunu, ayrıca hem ...'in hem de davalının vekilliğini yürüten avukatın, aynı kişi olduğunu, bu dahi söz konusu itirazlardan davalının haberdar olduğunu gösterdiğini, senetlerde malen kaydı olup davalının herhangi bir iş, mal hizmeti ifa ettiğine dair delil sunmadığını, isticvaba davet edildiğine dair ihtarat veya ara karar tebliğ edilmediğini, müvekkilinin sağlık durumundan dolayı duruşmaya gelemediğini, bu hususu gösterir istirahat raporunun da dosyaya sunulduğunu, müvekkilinin son oturumda hazır edilmesine rağmen talebin reddolunarak müvekkilinin isticvabının gerçekleştirilmediğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu senetlerin simsarlık sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini, bu nedenle senet borcunun muaccel hale gelmesi için sözleşmeye konu olan davacıya ait taşınmazın satıldığı ve simsarlık ücretine hak kazanıldığının ispatlanması gerektiğini ancak sözleşmeye konu taşınmazın satışının yapıldığı ve simsarlık ücretine hak kazanıldığının iddia ve ispat edilemediğini, davacı tarafından dava konusu 29.06.2013 tarihli sözleşmenin, ödeme emrine itiraz dilekçesi ile birlikte 14.03.2016 tarihinde icra dosyasına sunulduğunu, temlikin ise 13.12.2016 tarihinde yapıldığını, bu durumda dosya alacağını temlik alan davalının, takibe itirazdan ve temlik eden ile davacı arasındaki sözleşmeden ve takip konusu senetlerin sözleşmeye istinaden verildiğinden haberdar olduğunun kabulünün gerektiğini ve davacının senedin bedelsizliği yönündeki savunmasını, temlik alan davalıya karşı ileri sürebileceğini, bu durumda dava ve icra takibine konu bonoların, 29.06.2013 tarihli sözleşme ile simsarlık ücreti alacağının teminatı olarak verildiği, sözleşmeye konu taşınmazın satışı yapılmadığından simsarlık ücretinin hak kazanılmadığı, bu nedenle icraya konulma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf talebinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kabulüne, Edremit 2. İcra Müdürlüğünün 2015/972 E. sayılı dosyasında takibe konu alacak nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, dosya borcu nedeniyle ödenen 265.582,18 TL'nin istirdadına, koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; icraya konu senetlerin davacı ile dava dışı ... arasındaki alacak borç ilişkisinden kaynaklandığını, davacının kendi arsasına yapacağı inşaat yapım masrafları için dava dışı ...'den 235.000,00 TL nakit borç para aldığını ve dava konusu senetlerin bu nedenle düzenlendiğini, bahse konu 29.06.2013 tarihli sözleşmenin simsarlık sözleşmesinin esaslı unsurlarını taşımadığından geçerli olmadığını, kaldı ki sözleşmedeki imzanın da ...'e ait olmadığını, davacının aleyhine başlatılan takibe süresinde itiraz etmediği gibi şikayet yoluna da başvurmadığını, bir yıl sonra kötü niyetli olarak icra dosyasına sunulan 29.06.2013 tarihli adi yazılı sözleşmenin yazılı belge olarak değerlendirilemeyeceğini, ayrıca bahse konu senetlerin içeriğinde teminat senedi olduklarına dair bir ibare de bulunmadığını, müvekkilinin itiraz edilmeksizin kesinleşen takip konusu alacağı, kambiyo senedi vasfına haiz olduğunu bilerek devraldığını, müvekkilinin tacir olmayıp basiretli davranma yükümlülüğü bulunmadığını, bononun teminat senedi olarak verildiğini iddia eden davacı açısından, bu durumun kişisel defi olarak temel ilişkinin tarafına karşı ileri sürülebileceğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla takibe konu senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi, 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 520 nci maddesi, 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190, 199 ve 200 üncü maddeleri, 4.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2017 tarihli ve 2017/13-644 E., 2017/460 K. sayılı kararı ile Dairemizin 28.11.2022 tarihli ve 2022/6923 E., 2022/8967 K. sayılı kararı. 3. Değerlendirme 1. 6098 sayılı Kanun'un 520 nci maddesinin birinci fıkrasında simsarlık sözleşmesi "...simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir" şeklinde tanımlanmıştır. Bu hüküm, mehaza uygun olarak, "Simsarlık, simsarın bir ücret karşılığında, ya diğer tarafa bir sözleşmenin kurulması fırsatını göstermeyi ya da ona bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmeyi borçlandığı bir sözleşmedir" şeklinde anlaşılmalıdır. Simsarlık sözleşmesinin unsurları şu şekildedir: a) Simsarlık ilişkisinin tarafları simsar ile iş sahibidir ve simsar, iş sahibi için, konusu özel olarak belirlenmiş bir vekalet edimi üstlenmiştir. O (simsar), iş sahibi için yerine getireceği faaliyetin karşılığında ücret alacaktır. b) Simsarlık faaliyetinin konusu, çeşitli işlere ilişkin sözleşmelerin kurulması hususunda aracılık etmektir. Bu aracılık faaliyeti, bir sözleşme kurma fırsatı vermek şeklinde olabileceği gibi bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmek şeklinde de olabilir. Simsarın kural olarak iş sahibini temsil yetkisi yoktur; fakat sözleşme ile kendisine bu yetki verilebilir. c) Simsarlık ilişkisi, simsar ile iş sahibi arasında yapılan bir sözleşme ile kurulur. Simsar ile iş sahibi arasında sürekli bir hukuki bağlantı yoktur. Simsarlık sözleşmesinin geçerliliği bir şekle bağlı değildir; ne var ki 6098 sayılı Kanun'un 520 inci maddesinin üçüncü fıkrası taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi için bir geçerlilik şekli kabul etmiştir. Buna göre, "Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz". Simsarlık faaliyeti sonucu kurulacak sözleşme herhangi bir nitelikte sözleşme olabilir. 2. Yukarıdaki açıklamalar ışığında; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, dava konusu senetlerin simsarlık sözleşmesinin teminatı olarak verilmesi nedeniyle senet borcunun muaccel hale gelebilmesi için sözleşmeye konu olan davacıya ait taşınmazın satılması halinde simsarlık ücretine hak kazanılacağı, ne var ki sözleşmeye konu taşınmazın satışı yapılmadığından simsarlık ücretine hak kazanılmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.11.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.