Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2023/5072 E. 2025/923 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5072
- Karar No
- 2025/923
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1633 E., 2023/972 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/410 E., 2022/214 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacı asıl ... ile davalı vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; tarafların 21.06.2017 tarihinde Çarşamba ilçesinde belli bölgelerde oluşan taşkınlardan dolayı DSİ 1. Bölge Müdürlüğüne karşı Samsun 1. ve 2. İdare Mahkemelerinde açılmış olan 121 tam yargı tazminat davaları sebebiyle yapılan avukatlık ücret sözleşmelerine ve davaların lehe sonuçlanması sonucu kazanılacak olan ücretlerin iki taraf arasında %50 olarak paylaşılmasına ilişkin 15.01.2018 tarihinde Adi İş Ortaklığı Sözleşmesi yaptıklarını, sözleşme imzalandıktan sonra açılan tüm davaların dilekçelerinin müşterek hazırlandığını, müvekkilinin defalarca davalının bürosuna gidip davalar ile ilgili olarak bilgi, belge sunumu ve hukuki yardımda bulunduğunu, sözleşme gereğince açılan davaların gerekli iş ve takiplerinin eksiksiz olarak yapıldığını, takip edilen dosyalarda davalı adına toplamda 2.503.194,31 TL yatırılmış olmasına rağmen müvekkiline gerekli ödemenin yapılmadığını, davalı tarafça bedelin yatırılması sonrası sözleşmenin geçersizliği ileri sürülerek ihtarname gönderildiğini ve bunun da davalının kötüniyetini gösterdiğini, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren belirli aralıklarla davalı tarafa banka aracılığıyla çeşitli tarihlerde dosya masrafı gönderilmiş olup ayrıca ekte sunulan ödeme günü 30.05.2020 vade tarihli 30.000,00 TL tutarlı emre yazılı senedin de gider avansı olarak davalıya alacaklısı ... Ltd. Şti.(davalının babasının şirketi) olarak teslim edildiğini, sonuç olarak müvekkilinin yüklü miktarda uğramış olduğu zarardan dolayı davalı hakkında davalı taraf hesabına yatırılmış olan 292.000,00 TL'nin yüzde ellisi hukuki danışmanlık ücreti 221.119,41 TL ve 442.238,82 TL sözleşmesel vekalet ücretinin yüzde %50'si ile davalıya gönderilen 100.500,00 TL masraf toplamı 467.619,41 TL'lik alacağa ilişkin olarak Samsun İcra Müdürlüğünün 2020/27896 Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, borçlunun borca itirazı üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; sözleşmenin sadece müvekkiline imzalatılıp davacı tarafından imzalanmadığını ve davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirmediğini, davacı tarafça hesabına yapılan yalnızca 23.000,00 TL'lik bir ödeme bulunmakta olup yapılan ödemenin davacının avukat olarak takip etmekte olduğu Samsun Mahkemeleri ve İcra Dairelerinde mevcut dosyalarının takibi için müvekkiline yetki belgesi ile takip yetkisi verdiği dosyalara ilişkin harç, masraf ve gider avanslarının ödemesi için yapıldığını, ödemelere ilişkin banka dekont açıklamalarında da ödemelerin hangi nedenle yapıldığına dair beyan olmadığını, davacı ile müvekkili arasında ''gizli anlaşma'' şeklinde nitelendirilmiş olan sözleşmenin birden çok hukuki sebeple hükümsüz olduğunu, sözleşme konusu 121 davanın davacısından yalnızca müvekkili Recep'in vekaletname aldığını, vergisel ve mesleki anlamda tüm sorumluluğun müvekkilinde olduğunu, bu durumun Avukatlık Kanunu'nun 171/3 üncü maddesinin dolanılması anlamına geldiğini, Avukatlık Kanunu'nun 44. maddesinde düzenlenen emredici hükümlerine aykırı nitelikte bulunan sözleşmenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 27.maddesi gereği kesin hükümsüz olduğunu savunarak davanın reddini ve %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Samsun Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.10.2020 tarihli, 2020/435 Esas, 2020/598 Karar sayılı kararıyla davaya bakmakla Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi ve talep üzerine dosyanın geldiği İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında yapılan gizli iş ortaklığı sözleşmesinin Avukatlık Kanunu'nun 44. maddesinin emredici hükümlerine aykırı olarak gizli bir sözleşme olarak düzenlendiği ve vekalet sözleşmesinden doğan tüm yükümlülüğün davalı üzerinde olacak şekilde yürütülmesinin karar altına alındığı, söz konusu davalar nedeniyle davalı ile vekalet ilişkisi kuran asillerin söz konusu sözleşmeden bilgilerinin olmaması nedeniyle Avukatlık Kanunu'nun 171/2 maddesine aykırı hareket edildiği, bütün bu nedenlerle uyuşmazlık konusu olan adi iş ortaklığı sözleşmesinin kanunun emredici hükümlerine aykırı düzenlendiğinden geçersiz olduğu, buna dayalı olarak alacak isteminin de haksız olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davacının icra takibi başlatmakta kötü niyetli olduğu davalı tarafça ispat edilemediğinden kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 44. maddesinde birden fazla avukatın, aynı büroda birlikte çalışma veya avukatlık ortaklığı şeklinde çalışma hükümlerinin açıkça düzenlenmiş olmasına, davacı ve davalının ayrı bürolarda faaliyet göstermekte olup taraflar arasındaki ilişkinin avukat ortaklığı tanımına uymadığının anlaşılmasına, taraflar arasındaki 15.01.2018 tarihli Adi İş Ortaklığı Sözleşmesi'nin kanunun emredici hükümlerine aykırı düzenlendiğinden geçersiz olmasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddin karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalı ile müvekkili arasındaki ilişkinin adi ortaklık ya da avukatlık ortaklığı olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığını, söz konusu sözleşmenin bir hukuki danışmanlık sözleşmesi olması nedeniyle geçerli olduğunu, Mahkemece verilen kararın sözleşme serbestisi ilkesine aykırılık oluşturduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen ''adi iş ortaklığı'' başlıklı sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Her ne kadar Mahkemece taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin Avukatlık Kanunu'nun emredici hükümlerine aykırı düzenlendiği gerekçesiyle geçersiz olduğu kabulüyle davanın reddine karar verilmişse de, şekil şartına bağlı olmayan ancak ispat açısından şeklin değerlendirilebileceği ve her iki tarafın da kabulünde olmakla salt davalı tarafından imzalanmış olması geçersizliğini etkilemeyecek ''adi iş ortaklığı'' başlıklı sözleşmenin ''hukuki danışmanlık sözleşmesi'' niteliğinde olduğu, bir avukatın başka bir avukattan hukuki yardım almak amacıyla sözleşme yapmasının mümkün olduğu, davalı tarafından kaleme alınan sözleşmede de bu hususun ''.. Şahsınızın avukatlık mesleğini uzun yıllardan bugüne kadar yapıyor olması nedeniyle ve iş bu açıdan 121 adet tam yargı tazminat davalarının hazırlanma aşamasından bugüne kadar tarafım ile paylaşmış olduğunuz, mesleki bilgi ve tecrübeleriniz ile....'' şeklinde açıkça belirtildiği anlaşılmakla, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilerek ve tarafların iddia ve savunmaları ile ileri sürdükleri delilleri toplanarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle ve sözleşme serbestisi ilkesine aykırı olarak, sözleşmenin kesin hükümsüz olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi Kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1.maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alının temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.