Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2023/4216 E. 2024/2584 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4216
Karar No
2024/2584
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/928 E., 2023/924 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Şefaatli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/146 E., 2023/2 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin ilçede sıhhi tesisat, boya, hırdavat ve inşaat malzemeleri ticareti ile iştigal ettiğini, ilçede bulunan okulların tadilat ve bakımını yaptırmak üzere davalı Belediyenin malzeme satın aldığını, faturaların davalı Belediyenin muhasebe kayıtlarına işlendiğini, ödeme emrinin düzenlendiğini ancak bedellerinin ödenmediğini, davalı aleyhine noter kanalıyla ihtar çekildiği halde fatura ve içeriğinin kabul edilmediğini, bunun üzerine davalı ... aleyhine icra takibi başlattıklarını ancak takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek; takibe vaki itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu gereği davacının iddia ettiği miktarda ihalesiz olarak mal alımı yapılamayacağını, davacıyla yapılmış herhangi bir ihale, sözleşme olmadığını, anılan Kanun gereği kısımlar halinde doğrudan temin ile bölünerek alım yapılamayacağını, itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber alacağın zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinde dava değerinin belirtilmediğini, 135.000,00 TL üzerinden nispi harç yatırıldığını, dava değerinin 135.000,00 TL olduğunun kabulü gerektiğini, davacının iddia ettiği mal teslimini ispat etmesi gerektiğini, belediyelerce alımı yapılan mal/hizmet/yapım işi gibi alımlarda 4734 sayılı Kanun'un 22/d maddesi uyarınca doğrudan temin usulü uygulandığını, doğrudan temin usulü ile yapılan alımlarda alım dosyasında bulunması gereken evrakların bulunmadığını, alacaklının takibe konu ettiği faturalar ile davalı Belediyenin bir ilgisinin bulunmadığını, fatura ve içeriğine de itiraz ettiklerini, davalı Belediyenin davacı tarafa hiçbir borcu bulunmadığını, davacıdan herhangi bir mal alımının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; aldırılan bilirkişi heyet raporlarına göre davalının davacıya icra borcunu kapsar şekilde 245.498,00 TL ödemekle yükümlü olduğu, uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği ve alacağın likit olmadığı gerekçesiyle icra inkar tazminat talebinin reddine, davanın kabulüne, takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili; icra inkar tazminatı yönünden kararın düzeltilmesini talep etmiştir. 2. Davalı vekili; davacı ile yapılan herhangi bir ihale sözleşmesinin olmadığını, kararın gerekçesinin bulunmadığını, mal tesliminin gerçekleştiğini miktar itibariyle davacının senetle ispat etmesi gerektiğini, muayene ve kabul belgesinin malın teslim edildiğini ispatlamayacağını, usulüne uygun düzenlenmeyen ödeme belgesinin de mal teslimi anlamına gelmeyeceğini savunarak, kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda davacının iddiasının alınan bilirkişi raporu ve dosyadaki diğer delillerle ispatlandığı, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, kanıtları takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak uyuşmazlık konusu olayda alacağın likit ve muayyen olduğu gerekçesiyle; davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, icra dosyasındaki davalının itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; istinaf sebeplerini tekrar ederek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taşınır satışına dair sözleşmeden kaynaklandığı ileri sürülen alacak için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının (Anayasa) 141 inci maddesi, 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesi, 3. Değerlendirme 1. Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. 2. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz. 3. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. 4. Somut olayda; davacı, davalı Belediyenin kendisinden malzeme satın aldığını, faturaların verildiği davalı Belediyenin muhasebe kayıtlarına işlendiğini, ödeme emrinin düzenlendiğini ancak bedellerinin ödenmediğini ileri sürmüş, davalı ... ise iddia edilen malların teslim edilmediğini, davacıya borçlarının bulunmadığını savunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın; Anayasa'nın ve 6100 sayılı Kanun’un aradığı anlamda herhangi bir gerekçe oluşturulmadan karar verildiği, kararın, hangi sebep ya da sebeplerle verildiğine ilişkin açıklama ve gerekçe içermediği görülmüştür. 5. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince; tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları deliller yukarıda açıklanan ilkelere uygun şekilde değerlendirilerek her bir talep bakımından açık ve anlaşılır şekilde denetime elverişli gerekçe oluşturularak karar verilmesi gerekirken, gerekçesiz olarak karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 6. Bozma nedenine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca usulden BOZULMASINA, 2. Bozma sebebine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.09.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/4216, K. 2024/2584, T. 26.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2023-4216-e-2024-2584-k-bdeb203805f7