Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2026/3094 E. 2026/8923 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/3094
- Karar No
- 2026/8923
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZ EDİLEN DAİRE KARARI : Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 07.01.2026 tarihli ve 2022/320 67... /516 sayılı kararı İTİRAZLA İLGİLİ MAHKEME KARARI : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 05.03.2021 tarihli ve 2019/1118 esas, 2021/270 sayılı kararı İTİRAZLA İLGİLİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :Ağır Ceza Mahkemesinin 11.04.2019 tarihli ve 2019/16 esas, 2019/128 sayılı kararı İTİRAZLA İLGİLİ HÜKÜM : TCK'nın 314/2. maddesi, 3713 sayılı Kanun'un 5/1. maddesi, TCK'nın 62/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkûmiyet kararına yapılan istinaf başvurularının esastan reddi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü: A) TALEP: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.04.2026 tarih ve 2021/49085 sayılı itiraz yazısında özetle; Örgüte müzahir kurumlarda 2016 yılına kadar tayine tabi şekilde görev yapan sanığın ...'ya para yatırılması konusundaki her 3 çağrısına birden uyduğu, yine Bolu İl Emniyet Müdürlüğünün 14.11.2016 tarihli uzmanlık raporuna göre 29.07.2016 tarihinde Bolu ili ... mahallesinde dere kenarında atılı vaziyette bulunan .../PDY silahlı terör örgütü lideri ...'e ait müzahir yayınlar üzerinde sanık ...'ın sağ el işaret parmağına ait izin tespit edildiği, ayrıca ... İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim şirketi tarafından 25.02.2019 tarihinde gönderilen cevap yazısı içeriğinde sanığın ... numaralı ... aboneliğini örgüt talimatına uymak suretiyle ... grup kanallarının platformdan çıkartılması gerekçesi ile 14.10.2015 tarihinde iptal ettirdiğinin bildirildiğinin kabulü ile mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmesi, aksi halde itiraz hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna tevdiine ilişkindir. B) İTİRAZ NEDENLERİ: İtirazın konusu, sanığın sübut bulan eylemlerinin .../PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir. .../PDY silahlı terör örgütü ile ilgili mevzuat ve yerleşik yargısal içtihatlar incelendiğinde; I. ... Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına İlişkin Genel Açıklamalar Türkiye'de ... tarafından kurulan, 1960'lı yıllardan itibaren faaliyette bulunan ve uzun yıllar boyunca dinî bir grup olarak nitelenen bir yapılanma mevcuttur. Bu yapılanma süreç içinde "Cemaat", "... Cemaati", " ... Cemaati", "Hizmet Hareketi", "... Hareketi" ve "Camia" gibi isimlerle anılmıştır (AYM, ... ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20.06.2017, § 22). Bu yapılanma süreç içinde özellikle kamu kurum ve kuruluşlarında örgütlenmiş; bunun yanı sıra başta eğitim ve din olmak üzere farklı sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda bazı yasal faaliyetlerde bulunmuş; bu faaliyetler dolayısıyla sahip olduğu dershaneler, okullar, üniversiteler, dernekler, vakıflar, sendikalar, meslek odaları, iktisadi kuruluşlar, finans kuruluşları, gazeteler, dergiler, televizyon ve radyo kanalları, internet siteleri, hastaneler aracılığıyla sivil alanda önemli bir etkinliğe ulaşmıştır. Bu faaliyetlerin yanında bazen bu yasal kuruluşların içinde gizlenmiş olan, bazen de yasal yapıdan tamamen farklı şekilde konumlanan ve hareket eden, özellikle de kamusal alana yönelik faaliyetlerde bulunan illegal bir yapılanma söz konusudur (AYM,..., B. No: 2016/29354, 04.04.2018, § 75). Buna karşılık hareket tarzı ve icraatları öteden beri toplumda tartışma konusu olan bu yapılanmanın örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olarak özellikle 2013 yılı sonrasında pek çok soruşturma ve kovuşturma yürütülmüştür. Bu kapsamda bu yapılanmaya mensup kişilerin -yapılanmanın amaçları doğrultusunda- suç delillerini yok etme, devlet kurumlarının ve üst düzey devlet görevlilerinin telefonlarını dinleme, devletin istihbarat faaliyetlerini deşifre etme, kamu görevine giriş veya görevde yükselme sınavlarına ilişkin soruları önceden elde edip, mensuplarına verme gibi eylemlerde bulundukları belirlenmiştir. Soruşturma ve kovuşturma belgelerinde, yapılanma "... Terör Örgütü" (...) ve/veya "Paralel Devlet Yapılanması" (PDY) olarak isimlendirilmiştir. Çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin uygulandığı bu soruşturma ve kovuşturmaların genelinde .../PDY'nin bir terör yapılanması olduğuna değinilmiş ve haklarında dava açılan kişilerin bir kısmının -diğer suçların yanı sıra- silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üyesi olma ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından cezalandırılması talep edilmiştir. Darbe teşebbüsü öncesinde, adli makamlar tarafından .../PDY mensubu oldukları ve bu örgütün faaliyetleri doğrultusunda çeşitli suçlar işledikleri değerlendirilen kişiler hakkında başlatılan soruşturmalar kapsamında;
i. ... gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ...’in 19.01.2007 tarihinde İstanbul’da silahlı bir saldırı sonucu öldürülmesi olayına ilişkin olarak .../PDY mensubu bazı emniyet görevlilerinin cinayetin işleneceğini bilmelerine rağmen yapılanmanın amaçları doğrultusunda cinayeti önlemedikleri iddiasıyla İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde 2015/337 esas sayılı kamu davası açılmıştır. ii. .../PDY mensubu bazı kamu görevlileri hakkında Başbakan'ın evini ve çalışma odalarını teknik cihazlarla dinleyerek siyasi ve askerî casusluk yaptıkları iddiasıyla Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinde 2014/412 esas sayılı kamu davası açılmıştır. iii. .../PDY mensubu bazı kamu görevlileri hakkında yapılanmanın faaliyeti kapsamında işlenen suçların tespit edilmesini engellemek için delilleri yok ettikleri (Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığının bir projesinin kullanıcı bilgilerini sildikleri) iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2014/74480 esas sayılı soruşturma başlatılmıştır. iv. .../PDY mensubu bazı kamu görevlileri hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Anayasa Mahkemesi Başkanı, Başbakan Yardımcıları, Bakanlar ve Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı'nın da aralarında olduğu üst düzey devlet yetkililerine verilen ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu tarafından üretilen kriptolu telefonları casusluk amacıyla dinledikleri iddiasıyla Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde 2015/202 esas sayılı kamu davası açılmıştır. v. Dışişleri Bakanlığında 13.03.2014 tarihinde yapılan ve Dışişleri Bakanı, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı, MİT Müsteşarı ve Genelkurmay İkinci Başkanı'nın katıldığı gizli bir toplantının siyasi ve askerî casusluk maksadıyla dinlenilmesi ve bu ses kayıtlarının internet üzerinden yayımlanması üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2014/47602 sayılı soruşturma başlatılmıştır. Bu eylemin .../PDY mensubu kişilerce gerçekleştirildiği iddiası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 06.06.2016 tarihli ve 2016/24769 esas sayılı iddianamesinde delillendirilmiştir. vi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/41637 esas sayılı soruşturması sonucunda .../PDY mensubu kamu görevlileri hakkında kamuoyunda .... Örgütü soruşturması olarak bilinen soruşturmanın bu yapılanmanın amaçları doğrultusunda yapıldığı, bu kurgu soruşturmada birçok üst düzey kamu yöneticisi, gazeteci ve bilim insanının da aralarında olduğu çok sayıda kişinin telefonlarının usulsüz olarak dinlendiği iddiasıyla kamu davası açılmıştır. vii. .../PDY mensubu kamu görevlileri hakkında siyasetçilerin ve üst düzey kamu görevlilerinin telefonlarını dinleyerek gizli nitelikteki siyasi ve askeri bilgilere ulaştıkları iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2016/80080 esas sayılı soruşturma başlatılmıştır. viii. .../PDY mensubu kamu görevlileri hakkında ... (...) Kilis'teki bürosunun 15.01.2014 tarihinde casusluk amacıyla arandığı iddiasıyla Van Cumhuriyet Başsavcılığınca 2015/4111 sayılı soruşturma başlatılmıştır. ix. .../PDY'ye mensup olduğu ileri sürülen kişilerin kamu görevine giriş veya görevde yükselme sınavlarında, sınav sorularını yapılanmanın mensuplarına önceden verdikleri iddiaları çok sayıda soruşturmaya konu olmuştur. Diğer yandan ..., ..., ..., ... , ..., ... ve ... davaları gibi kamuoyunda yoğun tartışmalara neden olan birçok davanın .../PDY'nin amaçları doğrultusunda başta Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) olmak üzere farklı kamu kurum ve kuruluşlarındaki örgüt mensubu olmayan kamu görevlilerini tasfiye etmek ve farklı sivil çevrelerde örgütün çıkarlarına aykırı davrandığı düşünülen kişileri etkisizleştirmek amacıyla kullanıldığı ortaya çıkmıştır. Yine .../PDY ile bağlantılı oldukları belirtilen savcı ve hakimler ile kolluk görevlileri tarafından bazı siyasiler ve bunların yakınları ile kamuoyunun tanıdığı bir kısım iş adamı hakkında yolsuzluk yaptıkları iddiasıyla soruşturma başlatılmış ve 2013 yılının sonunda gerçekleştirilen operasyonlarda bu kişilerle ilgili bazı koruma tedbirlerinin uygulanmasına çalışılmıştır. Kamuoyunda 17-25 Aralık soruşturmaları olarak bilinen bu operasyonlar, kamu makamları ile soruşturma mercileri ve yargı organları tarafından .../PDY'nin meşru ve seçilmiş hükümeti devirmeye yönelik örgütsel bir faaliyeti olarak değerlendirilmiş; sonrasında bu operasyonlarda görev alan yargı mensupları ve kolluk görevlileri hakkında idari/adli tedbir ve yaptırımlara başvurulmuştur (AYM, ... , B. No: 2014/16835, 18.07.2018, § 76). Ayrıca 01.01.2014 tarihinde Hatay'ın ... ilçesinde, 19.01.2014 tarihinde ise Adana'nın Ceyhan ilçesi ... otoyol gişelerinde MİT'e ait yüklerin bulunduğu tırlar .../PDY ile bağlantılı savcılar tarafından verilen talimatlar doğrultusunda, bu yapılanmaya mensup kolluk görevlileri tarafından durdurulmuş ve tırların bir kısmında arama faaliyeti gerçekleştirilmiştir. MİT tırlarının durdurulması ve aranması eylemleri de kamu makamları, soruşturma mercileri ve yargı organları tarafından .../PDY ile bağlantılı yargı mensupları ve kolluk görevlilerinin Türkiye Cumhuriyeti Devletinin terör örgütlerine yardım ettiği şeklinde bir kamuoyu oluşturarak hükümet üyelerinin yargılanmasını sağlamak amacıyla gerçekleştirdikleri örgütsel bir faaliyet olarak kabul edilmiş, sonrasında bu operasyonlarda görev alan yargı mensupları ve kolluk görevlileri hakkında idari/adli tedbir ve yaptırımlara başvurulmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, darbe teşebbüsünden önce düzenlediği 06.06.2016 tarihli iddianameyle ...'in de aralarında olduğu 73 örgüt yöneticisi hakkında silahlı terör örgütü kurdukları ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs ettikleri iddiasıyla birçok suçtan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açmıştır. Bu iddianamede; .../PDY'nin özellikle TSK ve emniyet teşkilatı içinde kadrolaştığı, subay ve astsubay olacak mensuplarını özel olarak yetiştirdiği, askeri yargıda egemen bir güç haline geldiği ve bu nedenle yapıya yönelik soruşturmalardan netice alınamadığı belirtilmiştir. TSK içindeki bu yapılanma, ordu disiplinini bozacak ve ülke savunmasında zafiyet oluşturacak bir yoğunluğa ulaşmıştır. .../PDY'ye ilişkin olarak ülke genelinde açılan çok sayıda davadan biri, Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 16.06.2016 tarihinde karara bağlanmıştır (2016/74 esas). Bu kararda .../PDY'nin özellikle yargı ve emniyet birimleri ile TSK'da örgütlendiği, Devletin hiyerarşik yapısı dışında ayrı bir yapılanmaya gittiği belirtilmiş; bu itibarla yapılanmanın bir örgüt olduğu kabul edilmiştir. Yargıtay 16. CD. 18.07.2017 tarihli ve 2016/71 62... /4786 sayılı kararında da .../PDY ile ilgili olarak; "... Örgütün niteliklerinin mahkemece belirlenmesi bir tespit kararıdır. Önceden var olan ancak hakkında karar verilmediği için kamuoyu tarafından bilinmeyen örgütün hukuki varlık kazanması mahkemeler tarafından verilecek karara bağlı ise de, örgütün kurucusu, yöneticileri ya da üyeleri açısından, kuruluş tarihinden veya meşru amaçlarla kurulup daha sonra suç örgütüne dönüştüğü andan itibaren ceza hukuku bakımından işledikleri fiile göre sorumlu olacaklardır. ..../PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu örgüt kuruluşundan 15 Temmuz sürecine kadar örgüt lideri ... tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir. Gerçekleştirdiği eylemlerde kullandığı yöntem, bir kısım örgüt üyelerinin silah kullanma yetkisine haiz resmi kurumlarda görevli olmaları ve bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanlarının varlığı, örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde silah kullanmaktan çekilmeyeceklerinin anlaşılması karşısında; tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2. maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır." şeklinde tespitlerde bulunmuştur. Ayrıca, .../PDY'nin milli güvenlik üzerinde oluşturduğu tehdit, Devletin güvenlik birimlerinin karar, açıklama ve uygulamalarına da konu olmuştur. Bu bağlamda bu paralel yapılanmanın ülke güvenliği için tehdit olduğuna dair değerlendirmeler, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararlarında da ifade edilmiştir. MGK, söz konusu yapılanmayı 2014 yılı başından itibaren sırasıyla "halkımızın huzurunu ve ulusal güvenliğimizi tehdit eden yapılanma", "Devlet içindeki illegal yapılanma", "kamu düzenini bozan iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanma", "paralel devlet yapılanması", "terör örgütleriyle iş birliği içinde hareket eden paralel devlet yapılanması" ve "bir terör örgütü" olarak kabul etmiştir. Söz konusu MGK kararları basın duyuruları aracılığıyla kamuoyuyla paylaşılmıştır. Yine, .../PDY 2014 yılında, Milli Güvenlik Siyaset Belgesinde "Legal Görünümlü İllegal Yapılar" başlığı altında "Paralel Devlet Yapılanması" adıyla yer almış; Jandarma Genel Komutanlığı ise 08.01.2016 tarihinde .../PDY'yi mevcut terör örgütleri listesine dahil etmiştir. Bununla birlikte başta yargı mensupları ve polisler olmak üzere çok sayıda kamu görevlisiyle ilgili olarak .../PDY ile bağlantıları dolayısıyla disiplin soruşturmaları yürütülmüş, birçok kamu görevlisi hakkında kamu görevinden çıkarma da dahil olmak üzere disiplin yaptırımları veya idari tedbirler uygulanmıştır. .../PDY ile irtibatlı bazı ticari kuruluşlara, finans kuruluşlarına ve medya organlarına yönelik birtakım idari tedbirlere başvurulmuştur. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askeri bir menfur darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21.07.2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hal ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hal 19.07.2018 tarihinde yeniden uzatılmayarak son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları tarafından olgusal temellere dayanılarak bu teşebbüsün arkasında .../PDY'nin olduğu kabul edilmiştir. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile .../PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır. Yargı organları birçok kararında .../PDY'nin Devletin Anayasal kurumlarını ele geçirmeyi, sonrasında Devleti, toplumu ve fertleri kendi ideolojisi doğrultusunda yeniden şekillendirmeyi, oligarşik özellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomiyi, toplumsal ve siyasal gücü yönetmeyi amaçlayan, bu doğrultuda mevcut idari sisteme paralel şekilde örgütlenen bir terör örgütü olduğunu kabul etmiştir (YCGK, 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-9 56... /370 sayılı kararı). Yargı organları kararlarında ayrıca .../PDY'nin gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi birçok özelliğinin bulunduğunu ve bu örgütün diğerlerine nazaran çok daha zor ve karmaşık bir yapı olduğunu ortaya koymuştur (AYM, ... [GK], B. No: 2016/49158, 26.07.2017, § 22 ve ... [GK], B. No: 2016/15586, 11.01.2018, § 11). Örgütlenme şekli olarak gizliliği esas alan .../PDY'nin üyelerine telkin ettiği yöntemler, istihbarata karşı koyma olarak nitelendirilebilecek düzeyde güvenlik önlemleridir. Bu bağlamda, .../PDY'nin kurucusu ve lideri olan ...'in örgüt mensuplarına "Hizmet bir namaz ise tedbir onun abdestidir. Tedbirsiz hizmet abdestsiz namaz gibidir." şeklinde talimat verdiği tespit edilmiştir. Gizliliği sağlamak üzere örgüt tarafından başvurulan yöntemler arasında -diğer pek çok terör örgütünde olduğu üzere- kod adı kullanmak da yer almaktadır. Soruşturma ve kovuşturma makamlarının tespitlerine göre .../PDY'nin deşifre olmamak için bir tedbir olarak iletişimde başvurduğu temel yöntem yüz yüze görüşmedir, bunun mümkün olmadığı durumlarda ise kripto programlar üzerinden iletişimdir. Örgüt liderinin "Telefonla görüşme yapanlar hizmete ihanet etmiş olur." şeklindeki talimatı nedeniyle telefonla olağan usulde örgütsel görüşme yapılması yasaktır (bu konuda detaylı bilgi için bkz. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin -ilk derece- 28.03.2019 tarihli ve 2018/ 12... /45 sayılı kararı). Bu nedenle, örgütsel iletişimde kullanılmak üzere örgüt tarafından güçlü kriptolu programlar geliştirilmiştir (AYM, ... [GK], B. No: 2018/15231, 04.06.2020, § 22). II- .../PDY Silahlı Terör Örgütünün Unsurları Bakımından Sürecin Değerlendirilmesi .../PDY silahlı terör örgütünün Anayasal düzen ile meşru ve seçilmiş hükümete yönelik vahim nitelikteki eylemleri sırasıyla incelendiğinde; İlk olarak 19.01.2007 tarihinde saat 15:05 sıralarında İstanbul ili Şişli ilçesinde ... caddesi üzerinde ... gazetesi ofisinin yer aldığı ... apartmanı önünde uğradığı silahlı saldırı sonucunda ...'in olay yerinde hayatını kaybettiği ve bu cinayet sonrasında ulusal ve uluslararası basın ve yayın kuruluşlarında yapılan haberler ile binlerce kişinin ''hepimiz Ermeniyiz'' şeklinde sloganlar atarak sokaklara çıktığı, uluslararası alanda meşru ve seçilmiş hükümetin karşı karşıya kaldığı zorluklar birlikte değerlendirildiğinde ... cinayeti ile .../PDY silahlı terör örgütü tarafından hedeflenenin azınlıkların ötekileştirilmesi, meşru ve seçilmiş hükümete yönelik güvensizlik duyulması, can ve mal güvenliğinin sağlanamaması gibi söylemlerin yaygınlaştırılması ve Anayasanın öngördüğü düzenin fiilen uygulanmasını önlemek olduğu, vahim eylem niteliğinde gerçekleşen bu cinayet sonrasında basına servis edilen fail ...'ın Türk Bayrağı önünde ... İl Jandarma görevlileri ile birlikte çekilen fotoğrafları aracılığıyla da Türk Silahlı Kuvvetlerinin içine sızan .../PDY silahlı terör örgütü mensuplarının bu kurumun yönetim kadrolarına yerleştirilmesi amacıyla ... ve ... yargılamalarına delil oluşturulmaya çalışıldığı ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünün cinayette ihmali olduğu ileri sürülerek ve bu yönde delil oluşturulmaya çalışılarak emniyetin üst kadrolarına .../PDY silahlı terör örgütü mensuplarının atanmasının sağlandığı (Yargıtay 3. CD.'nin 21.06.2023 tarihli ve 2022/352 00... /4495 sayılı kararı), bu sayede 2009 yılında örgüt tarafından ... soruşturmasının başlatıldığı, 2009 yılında .../PDY silahlı terör örgütü mensupları tarafından başlatılan ve silahlı terör örgütüne üye olma ile örgüt adına eylem ve faaliyetlerde bulunma iddiasıyla yürütülen Selam Tevhid soruşturması kapsamında 3 yılı geçen zaman dilimi içerisinde yüzlerce kişi hakkında uygulanan tedbir kararlarına rağmen herhangi bir kişinin şüpheli olarak ifadesine başvurulmadığı, bu doğrultuda bir usuli işlemin ifa edilmediği, herhangi bir yakalama veya gözaltı işleminin uygulanmadığı dikkate alındığında Başbakan, Bakanlar, MİT Müsteşarı, siyasiler, bürokratlar ile akademisyenler, gazeteci ve yazarlardan hükümete yakın konumda olanların İran ile iş birliği içerisinde ve İran'a yakın terör örgütüne destek veren konumda gösterildiği, bu kişilerin Devlet yönetimine ilişkin saklı kalması gereken ve Devlet politikaları açısından son derece önem arz eden iletişimlerinin hukuka aykırı şekilde dinlendiği, tespit edildiği ve kayda alındığı, bu bakımdan anılan kurgu dosyanın ileride meşru ve seçilmiş hükümete örgüt tarafından yapılacak olan hukuka aykırı operasyonlara temel oluşturmayı hedeflediği ve .../PDY silahlı terör örgütü mensuplarının eylemlerini, resmi hiçbir sıfat ve görevi bulunmayan örgüt elebaşı ... liderliğinde, yasal resmi hiyerarşinin dışındaki ast-üst ilişkisi içerisinde bilinçli, sistematik ve koordineli biçimde, eylem ve fikir birliği içinde gerçekleştirdikleri, örgütün gerçek yüzünün kamuoyu nazarında açığa çıktığı 17... Aralık 2013 kumpas soruşturmalarına hazırlık hareketi niteliğinde olacak şekilde (soruşturma kapsamında tüm teknik takiplerin 18.12.2013 tarihinde sonlandırıldığı tespit edilmesi nedeniyle) amaç birliği içerisinde hareket ettikleri, nihai hedef olarak başta Türkiye Cumhuriyeti hükümeti Başbakanı (halen Cumhurbaşkanı) ve Bakanları ile Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı olmak üzere çok sayıda Devlet yetkilisini, gazeteci ve yazarı, öğretim üyelerini, iş adamlarını, vakıf ve dernek yetkililerini terörle ilişkilendirmeye çalıştıkları, suç tarihlerinde Devletin güvenliği, iç veya dış siyasi yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken Devlet sırrı niteliğindeki bilgileri temin ettikleri, Devlet sırrı niteliğindeki bu bilgileri örgütsel faaliyet ve müşterek birliktelik kapsamında siyasal casusluk maksadıyla elde ettikleri konusunda kuşku bulunmadığı, örgütsel amaçla ve casusluk maksadıyla planlı bir şekilde iş bölümü ve organizasyon dahilinde hareket ettikleri (Yargıtay 3. CD.'nin 08.05.2023 tarihli ve 2022/398 08... /2715 sayılı kararı ve bu kararla bağlantılı Yargıtay 3. CD.'nin 28.03.2022 tarihli ve 2021/43 75... /1552 sayılı kararı), Yine, özellikle 20 09... yılları arasında .../PDY silahlı terör örgütünün emniyete sızmış olan mensupları aracılığıyla kişilerin özel hayatına ilişkin verileri ele geçirerek legal görünümle kamufle edilen ya da doğrudan illegal yöntemlerle elde etmek suretiyle bu verileri siyasi, adli veya ticari konularda ya da kadrolaşma için örgüt üyelerine yer açma, örgüt aleyhtarı kamu görevlisi, siyasetçi, gazeteci, iş adamı vb. kimseleri itibarsızlaştırıp, etkisiz hale getirmek için kullandığı, bu şekilde yasa dışı örgütsel dinleme eylemleri ile elde ettikleri verileri muhatapları aleyhine kullanarak örgütsel etkinliği sürdürmeye çalıştıkları (bu bakımdan farklı illerde örgütün emniyet mensubu olan üyeleri tarafından birçok yasa dışı dinleme eyleminde bulunulduğu, bu yasa dışı dinleme eylemlerine bir ... olarak Yargıtay 3. CD.'nin 25.10.2024 tarihli ve 2023/61 98... /12473 sayılı kararı), bu kapsamda planlı bir şekilde iş bölümü ve organizasyon dahilinde dinleme eylemlerini gerçekleştirdikleri, bu şekilde gerçekleştirilen hukuka aykırı dinlemelerin ardından .../PDY silahlı terör örgütünün kamuoyunca da bilinen Türkiye Cumhuriyetinin Anayasal düzeni ile meşru ve seçilmiş hükümetine yönelik operasyonel eylemlerine başladığı, Bu kapsamda süreç içerisinde 07.02.2012 tarihinde MİT Başkanının hukuka aykırı şekilde ifadeye çağrıldığı (usulen bozma kararı verilmiş olsa da Yargıtay 3. CD.'nin 20.02.2023 tarihli ve 2022/76 67... /569 sayılı kararına esas teşkil eden ilk derece mahkemesi kararı), örgüt tarafından 2013 yılındaki 17-25 Aralık soruşturmalarına başlanması ile birlikte ortaya çıktığı üzere (Yargıtay 3. CD.'nin 08.05.2023 tarihli ve 2021/43 83... /2717 sayılı, 09.05.2023 tarihli ve 2021/41 97... /2716 sayılı kararları), hukuka aykırı nitelikteki bu soruşturmaların öncesinde Başbakan, Bakanlar, MİT Başkanı ile Devletin üst kademesinde bulunan birçok üst düzey kamu görevlisinin dinlendiği ve takip edildiği gibi gerçeği yansıtmayan delillerin oluşturulması suretiyle meşru ve seçilmiş hükümeti ortadan kaldırmaya yönelik operasyonların gerçekleştirildiği, 1- 19... tarihlerinde Hatay Kırıkhan'da ve Adana-Ceyhan istikametinde seyreden MİT tırlarının hukuka aykırı şekilde durdurularak arandığı (Yargıtay 3. CD.'nin 31.03.2023 tarihli ve 2022/336 57... /1754 sayılı kararı), bunlardan bir sonuç elde edemeyen .../PDY silahlı terör örgütünün nihayetinde 15 Temmuz 2016 tarihinde Anayasal düzene yönelik darbe girişiminde bulunduğu anlaşılmıştır. Silahlı terör örgütüne üye olma suçu açısından bilme ve isteme şeklinde doğrudan kast aranmaktadır. 5237 sayılı TCK ile 5271 sayılı CMK'da kastın nasıl kanıtlanacağına ilişkin açık bir hüküm bulunmadığından, mahkemece sanığın hangi kastla hareket ettiği belirlenirken, somut olaya ilişkin bütün deliller ve veriler göz önünde tutularak değerlendirme yapılacaktır. Ceza hukuku sistemimizde, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından delil serbestisi ilkesi ve bu ilke kapsamında delillerin serbestçe mahkemeler tarafından değerlendirilmesi kabul edilmiştir. Bu ilke gereği mahkemeler, sanığın kastını somut olayın özellikleri ile dış dünyaya yansıyan söz, davranış ve hareketlerini gösteren somut deliller ışığında tespit etmektedirler. Yargıtay Ceza Genel Kurulu da istikrar kazanan kararlarında kastın, her somut olayın şartları dahilinde sanığın olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışlarının ölçü alınarak belirlenebileceğini öngörmüştür (YCGK'nın 19.02.2019 tarihli ve 2017/10-9 72... /114 sayılı, 22.11.2018 tarihli ve 2017/10-7 23... /562 sayılı kararları). 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında bir oluşumun, örgüt niteliğinde bulunup bulunmadığı ve niteliğinin belirlenmesi hususunda özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Yargılama safahatında dava ya da soruşturmaya konu oluşumun nerede, ne zaman, kimler tarafından, ne amaçla kurulduğu, ülke genelinde amaca elverişli eylem ve faaliyetlerine ilişkin bilgiler, ilgili Devlet kurumlarından dosyaya getirtilmek suretiyle dosyada mevcut olay ve deliller doğrultusunda yargılama makamlarınca belirlenmekte ve yargı kararının kesinleşmesi ile oluşumun suç, terör ya da silahlı terör örgütü niteliğinde bulunup bulunmadığı kesin olarak tespit edilmektedir. Örgütün niteliklerinin mahkemece belirlenmesi bir tespit kararıdır. Önceden var olan, ancak hakkında bir karar verilmediği için kamuoyu tarafından bilinmeyen bir örgütün hukuki varlık kazanması, mahkemeler tarafından verilecek karara bağlı ise de; örgütün kurucusu, yöneticileri ya da üyeleri açısından, kuruluş tarihinden veya meşru amaçlarla kurulup, daha sonra suç örgütüne dönüştüğü andan itibaren ceza hukuku bakımından işledikleri fiiller kapsamında sorumlu tutulmaları söz konusu olacaktır. Bir oluşumun suç örgütü olarak faaliyette bulunması her zaman mümkün olup, suç örgütü kabulü için mahkemenin bu yönde bir tespit yapması zorunlu değildir. Aksine kabul mahkemeler tarafından verilecek örgüt kararı kesinleşinceye kadar gerçekleşen zaman diliminde örgütsel suçların oluşmayacağı anlamına gelir ki bu durum suç ve yaptırım teorisine aykırıdır. Bu nedenle, suç tarihi itibariyle bir örgüt kararının verilmemiş olması, açıklanan ilkeler doğrultusunda, neticeyi bilerek ve isteyerek tipik hareketi gerçekleştiren örgüt mensuplarının yasal yönden sorumlu tutulmalarına engel teşkil etmeyecektir. Kuruluş amacı silahlı ya da silahsız yöntemlerle suç işlemek olan, bu amaç ve yöntemlerini açıkça deklare eden ya da örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlarla bu durumu açıkça bilinen örgütlere üye olan veya bu örgütlere bilerek yardım edenlerin kusurluluğunda tartışılacak bir husus bulunmamaktadır. Bu bakımdan silahlı bir örgütün, Devletin Anayasal düzenini cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğunu bilen örgüt mensuplarının örgütteki konumları gözetilerek cezalandırılması gerekir. Bu durumdaki sanıklar bakımından silahlı terör örgütüne üye olma suçunun maddi ve manevi unsurları gerçekleşmiştir. Dolayısıyla bu hallerde, hukuka aykırı ve cezalandırılabilir bir fiil mevcuttur. Ancak, .../PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçuna bağlanan ağır cezai yaptırımlar gözetildiğinde, örgütün nihai amacının herkesçe bilindiğinin kabul edilebileceği kesin bir tarihin verilmesi mümkün olmamakla birlikte, örgütün nihai amacının herkesçe bilinir hale geldiği olaylardan önce yasal zeminde faaliyet gösteren bir sivil toplum örgütüne bağlı olduğu düşüncesiyle hareket ederek hataya düşenler ile .../PDY'nin amaç ve yöntemlerini zaman sınırlaması olmaksızın en başından itibaren bilen örgüt mensuplarının birbirlerinden dikkatli bir şekilde ayrılması gerekmektedir. III- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçu ile İlgili Mevzuat 5237 sayılı TCK'nın "Silâhlı örgüt" başlıklı 314. maddesinin 1 ve 2 numaralı fıkraları şöyledir: "(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir." 3713 sayılı TMK'nın "Terör tanımı" başlıklı 1. maddesi şöyledir: "Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir." 3713 sayılı TMK'nın "Terör suçlusu" başlıklı 2. maddesinin 1 numaralı fıkrası şöyledir: "Birinci maddede belirlenen amaçlara ulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da, bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur." 3713 sayılı TMK'nın "Terör suçları" başlıklı 3. maddesi şöyledir: "26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 3 15... nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır." 3713 sayılı TMK'nın "Cezaların artırılması" başlıklı 5. maddesinin 1 numaralı fıkrası şöyledir: "3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur." IV- Somut Olay Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Örgüte müzahir kurumlarda 2016 yılına kadar tayine tabi şekilde görev yapan sanığın örgüte müzahir ...'ya örgütün 1. çağrısından sonra 08.01.2014 tarihinde 2.862,96 TL yatırmak suretiyle 09.01.2014 tarihinde bu değer üzerinden katılım hesabı açtırdığı, yine 15.01.2014 tarihinde ... hesabına 12.000 TL para yatırdığı ve aynı gün hesabında bulunan 15.212 TL karşılığı katılım hesabı açtırdığı, örgütün 2. çağrısından sonra 05.09.2014 tarihinde hesabındaki paraya 5.000 TL daha eklemek suretiyle toplam 31.391,66 TL karşılığı 31 günlük katılım hesabı açtırdığı, son olarak örgütün 3. çağrısından sonra 04.02.2015 tarihinde ... hesabına 500 TL yatırdığı, böylece sanığın örgütün ...'ya para yatırılması konusundaki her 3 çağrısına birden uyduğu, yine Bolu İl Emniyet Müdürlüğünün 14.11.2016 tarihli uzmanlık raporuna göre 29.07.2016 tarihinde Bolu ili ... mahallesinde dere kenarında atılı vaziyette bulunan .../PDY silahlı terör örgütü lideri ...'e ait müzahir yayınlar üzerinde sanık ...'ın sağ el işaret parmağına ait izin tespit edildiği, ayrıca ... İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim şirketi tarafından 25.02.2019 tarihinde gönderilen cevap yazısı içeriğinde sanığın ... numaralı ... aboneliğini örgüt talimatına uymak suretiyle ... grup kanallarının platformdan çıkartılması gerekçesi ile 14.10.2015 tarihinde iptal ettirdiğinin bildirildiği, bu şekilde gerçekleşen ve örgütsel faaliyet olarak kabul edilen bu eylemlerinin sanığın örgüt hiyerarşisine organik bağ ile dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk içerdiği, üzerine atılı .../PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun oluştuğu anlaşılmakla, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine dair hükmün onanması gerektiği düşünüldüğünden, Yüksek Dairenin bozma kararına karşı CMK'nın 308. maddesi uyarınca olağanüstü itiraz yasa yoluna başvurmak gerekmiştir." şeklinde belirtilmiştir. C) İTİRAZIN VE KONUNUN İRDELENMESİ: Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 esas ve 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf.280). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan .../PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören, fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, Örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı olduğu anlaşılan ve fakat örgütün nihai amacını bildiği yönünde hakkında yeterli delil bulunmayan, örgütün gizli haberleşme programlarını kullanmayan, kod adı bulunmayan sanığın; ... Bankdaki hesap kayıtları üzerinde yapılan incelemeye göre, hesabını 05.08.2004 tarihinde açtırdığı, örgüt liderinin talimatından önceki tarihlerde kredi kullanımı, para yatırma çekme, katılım hesabı açma şeklinde işlemlerinin bulunduğu, bankanın ...'ye devrinden sonra da benzer nitelikteki hesap hareketlerinin devam ettiği ve ay sonu en yüksek bakiyenin 2015 yılı Aralık ayında olduğu gözetildiğinde rutin bankacılık faaliyeti niteliğinde olduğu, ayrıca ... aboneliğini iptal ettirmesinin ise tek başına örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla; sanığın silahlı terör örgütü .../PDY'nin kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonra örgütsel herhangi bir faaliyetinin tespit edilememesi ve operasyonel eylemlerden önceki döneme ilişkin belirtilen eylem ve bağlantısının ise sanığın örgütün nihai amacını bildiği, bu amacı bilerek örgütle organik bir bağ kurup hiyerarşisine dahil olduğunu gösterir çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk kapsamında değerlendirilebilecek faaliyetlerde bulunduğu yönünde her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil mevcut olduğu gözetilmeksizin atılı suçtan beraati gerektiği anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri yerinde görülmediğinden itirazın reddine karar verilmiştir. D) SONUÇ: 1) Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri yerinde görülmediğinden İTİRAZIN REDDİNE, 2) Dosyanın itiraz konusunda karar verilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.