Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2024/19712 E. 2025/13192 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/19712
- Karar No
- 2025/13192
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/474 E., 2024/459 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/279 E., 2024/38 K. SUÇ : Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi HÜKÜM: TCK’nın 302/1, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53 ve 58/9. maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi, TCK'nın 174/1, 3713 sayılı Kanun’un 5/2, TCK'nın 62, 52/2, 52/4, 53 ve 58/9. maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret - onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanık müdafiinin duruşma talebinin İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, istinaf aşaması ve temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkânının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 30.09.2024 tarihli ret görüşünü içerir Tebliğname ile, gerekçeli kararın sanık müdafiine 03.06.2024 tarihinde, sanığa ise 31.05.2024 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen sanık müdafiinin temyiz dilekçesinin yasal süre geçtikten sonra 19.06.2024 tarihinde ibraz ettiğinden bahisle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 298 inci maddesi gereği reddi talep olunmuş ise de, kanunda belirtilen sürenin son gününün resmi tatil gününe rastladığı görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sürenin tatilin ertesi gün biteceği, bu suretle temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşılmakla, Tebliğname'deki ret düşüncesine iştirak olunmamıştır. 1. Sanık hakkında Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin TCK'nın 63. maddesi uyarınca cezalarından mahsubuna karar verilmemesi hususu infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Yargılama sürecindeki usûli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün Tebliğname'ye aykırı olarak ONANMASINA, 2. Sanık hakkında Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirilmesi suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafii ile Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz taleplerinin incelenmesinde; Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin TCK'nın 63. maddesi uyarınca cezalarından mahsubuna karar verilmemesi hususu infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Farklı zamanlarda imal edildiği belirlenemeyen patlayıcı maddeler nedeniyle tek bir suçun oluşacağı gözetilerek; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiinin ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemiştir, ancak; 5275 sayılı Kanun'un 106/3 üncü maddesinde 6545 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik karşısında, infazda yetkiyi kısıtlayacak şekilde "sanık hakkındaki adli para cezasının ödenmemesi durumunda ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğine" dair ihtarat yapılamayacağının anlaşılması, Kanuna aykırı Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerle BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği hükmün 2-5 bendinden "sanığın adli para cezasını veya taksitlerden birini zamanında ödememesi halinde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği husunun TCK’nın 52/4. maddesi gereğince sanığa ihtarına" kısmının çıkarılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün Tebliğname'ye kısmen uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.