Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/36119 E. 2023/1160 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/36119
- Karar No
- 2023/1160
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN; İtiraz : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İtiraz Yazısının Tarihi : 06.10.2022 İtiraz Edilen Daire Kararı : Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 23.06.2022 tarih ve 2021/11436 Esas - 2022/4185 sayılı Kararı İlk Derece Mahkemesi : Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesi İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 13.01.2021 tarih 2020/863 Esas, 2021/32 sayılı Kararı I. GENEL OLARAK: Ceza Muhakemesi Kanunu 308. maddesi gereğince; Yargıtay Ceza Dairelerinin kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, ilamın kendisine verildiği tarihten itibaren 30 ... içinde aleyhe, süre koşulu olmaksızın lehe itiraz edebilir. İtirazı, kararı veren daire inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir, görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir. Yasal düzenleme ve Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun kararları doğrultusunda itirazın incelemesinde Dairemizin görevli olduğu kabul edilmiştir. II. İTİRAZ NEDENLERİ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 06.10.2022 tarihli 16-2021/42316 sayılı ve “İtiraz” konulu yazısı ile özetle; “A- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçuna yardım suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf isteminin esastan reddine dair kararları ve sanık ... hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan verilen beraat hükmüne yönelik istinaf isteminin esastan reddine dair karara karşı Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz hakkının bulunduğu, B- Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz kapsamı dışında kalan sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan verilen mahkumiyet hükümleri ve sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında ilk derece mahkemesince TCK'nın 311 ve 312 maddeleri yönünden ceza verilmesine yer olmadığına ve TCK'nın 314/2 maddesi yönünden beraat kararları ile sanık ... hakkında İlk derece mahkemesince TCK'nın 311 ve 312, 314/2 maddeleri yönünden beraat kararları hakkındaki temyiz isteminin reddine dair kararın Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyizinin bulunmaması nedeniyle kaldırılması gerektiği, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlar hakkında verilen temyiz isteminin reddine dair kararın hükümler temyiz edilebilir nitelikte olmadığından itiraz kapsamı dışında bırakıldığı”, Belirterek itiraz yoluna başvurduğu, itirazları doğrultusunda bir karar verilmesini, itirazın yerinde görülmemesi durumunda ise dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesini talep etmiştir. III-İTİRAZIN KONUSU: 1) İlk Derece Mahkemesi kararının o yer Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmemesi ya da aleyhe istinafta bulunulmaması halinde, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz veya aleyhe temyiz edip edemeyeceğine, 2) Bir kısım sanıklar yönünden Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin bulunup bulunmadığına, İlişkindir. IV- HUKUKİ SÜREÇ VE NİTELENDİRME: Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında, 14/02/2017 tarih 2017/157 Esas sayılı, 01/03/2017 tarih 2017/230 Esas sayılı, 16/03/2017 tarih 2017/45 Esas sayılı iddianameleri ile anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan TCK'nın 309/1 maddesi gereğince cezalandırılmaları talebiyle açılan kamu davalarının birleştirilerek yapılan yargılaması sonucunda; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın TCK 309/1 maddesi, 3713 sayılı kanunun 5/1. maddesi, TCK 39/1-2-c, 62/1, 63, 53, 58/9 maddeleri uyarınca mahkumiyetlerine, ...'in beraatine dair Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.02.2020 tarih ve ve 2019/417 Esas, 2020/131 sayılı Kararı mahkumiyet hükümleri yönünden bir kısım sanıklar, sanık müdafileri ve katılan ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 03.01.2021 tarih ve 2020/863 Esas, 2021/32 sayılı Kararı ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. Bu karar bir kısım sanıklar, sanıklar müdafileri ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığın 21.06.2021 tarihli tebliğnamesi ile kısmen red, kısmen onama talep edilmiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 23.06.2022 tarihli ve 2021/11436 Esas, 2022/4185 sayılı Kararı ile; Cumhuriyet savcısının temyizi hakkında, sanık ve suç yönünden temyiz kapsamını aşacak şekilde; ".... 2- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ilk derece mahkemesince Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım suçundan verilen mahkumiyet kararları ile sanık ... hakkında ilk derece mahkemesince Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair karara karşı yerel Cumhuriyet savcısı tarafından aleyhe istinaf başvurusunda bulunulmadığının; yine sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında ilk derece mahkemesince Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım suçundan verilen mahkumiyet kararlarına, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında ilk derece mahkemesince Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan verilen mahkumiyet kararlarına, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında ilk derece mahkemesince TCK'nın 309, 311, 312 maddeleri yönünden ceza verilmesine yer olmadığına ve TCK'nın 314/2 maddesi yönünden beraat kararları ile sanık ... hakkında ilk derece mahkemesince TCK'nın 309, 311, 312, 314/2 maddeleri yönünden beraat kararlarına karşı ise yerel Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunda bulunmadığının anlaşılması karşısında; bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının, sanıklarla ilgili verilen mahkumiyet, beraat ve ceza verilmesine yer olmadığına dair bölge adliye mahkemesince esastan reddine dair kararlarına temyiz yoluna başvuru hakkı olmadığı" gerekçesi ile temyiz isteminin CMK'nın 298.maddesi gereğince reddine oy birliği ile karar verilmiştir. Sanık ... hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan verilen beraat hükmü de katılan vekilinin temyizi üzerine ilamın (I) no.lu bölümünde onanmasına karar verilmiştir. 1) İlk Derece Mahkemesi kararının o yer Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmemesi ya da aleyhe istinafta bulunulmaması halinde, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz veya aleyhe temyiz edip edemeyeceğine yönelik itirazın incelenmesinde; Somut uyuşmazlığı oluşturan tartışmanın konusunu; “ilk derece mahkemesi kararının o yer Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmemesi ya da aleyhe istinafta bulunulmaması halinde, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz veya aleyhe temyiz edip edemeyeceği” hususu oluşturmaktadır. Türk hukukunda 20.07.2016 tarihinden itibaren istinaf kanun yolu fiilen uygulanmaya başlamıştır. Buna göre artık bu tarihten itibaren ilk derece mahkemeleri tarafından verilen kesin olmayan nihaî kararlara karşı önce istinaf kanun yoluna başvurulacaktır. İstinaf mahkemeleri hem hüküm mahkemesi hem de denetim mahkemesi olarak faaliyet gösterecektir. İstinaf, ilk derece mahkemeleri tarafından verilen kararların hem olay yönünden hem de hukuki yönden üst dereceli mahkeme tarafından denetlenmesidir. İstinaf kanun yoluna başvurulduğunda ceza davası üst dereceli İstinaf Mahkemesi (Bölge Adliye Mahkemesi) tarafından ikinci kere incelenerek yerel mahkemenin kararı denetlenir. Temyiz, istinaf mahkemesi kararlarının hukuki denetim açısından incelenmesini amaçlayan bir kanun yoludur. İstinaf mahkemesi (bölge adliye mahkemesi) tarafından istinaf incelemesi sonucunda verilen karara karşı, belli yasal koşullar varsa, temyiz incelemesi için Yargıtay’a temyiz başvurusu yapılabilir. Böylece üç dereceli bir inceleme sistemi kurularak ceza davası neticesinde verilen kararın yeterince denetlenmesi sağlanmak istenmiştir. İstinaf kanun yolu, ilk derece mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur. İstinaf kanun yolunun uygulanması durumunda, ilk derece mahkemesi kararından sonra, karar önce istinaf denetimine tâbi tutulacak, istinaf denetiminden sonra temyiz yolu açıksa temyize başvurulabilecektir. Yeni kanun yolu sisteminin uygulanmaya başlaması halinde, adlî yargıda yargılamamız üç aşamalı olacaktır. Önce mahkemede ilk derece yargılaması yapılarak karar verilecek; ardında bölge adliye mahkemesinde istinaf incelemesi yapılacak; son olarak da Yargıtay’da temyiz incelemesi gerçekleştirilecektir. CMK, ilk derece yargılaması ile temyiz yargılaması arasına istinafı yerleştirerek, hem Yargıtay’ın içtihat mahkemesi konumunu güçlendirmeyi hem de mahkemelerin son kararlarının yalnızca hukuki sorun değil, maddi sorun açısından da sağlıklı bir şekilde denetlenmesinin yolunu açmayı öngörmüştür. Böylece istinaf kanun yolunun yürürlüğe girmesiyle, Yargıtay’ın gerçekten hukuki derece kanun yolunu teşkil etmesi ve maddi vakıa denetimi yapmaması amaçlanmaktadır. Yargıtay üçüncü derece olarak yapacağı incelemede ispat konusu olayın sübuta erdiği varsayımından hareket edecek, yerel mahkemenin vicdani kanaatine göre vardığı olay belirlemesine dokunamayacaktır. Ancak Yargıtay, mahkemenin belirlediği olayın hukuk normları karşısındaki durumu konusunda yaptığı hukuki değerlendirmeyi ve ondan çıkarttığı hukuki sonuçları denetleyecektir. Dolayısıyla delillerin mahkeme tarafından yanlış değerlendirildiği ve sonuç olarak olayın oluş biçiminin yanlış tespit edildiği gibi hususlar temyiz nedeni olarak ileri sürülemez ve denetlenemez. Ceza muhakemesinde süje, kendine özgü bir statüsü olan, muhakeme süresince tek başına işlemler yapıp taleplerde bulunan ve bu faaliyetleri ile muhakemeyi hareket halinde tutan kişilerdir. Ceza muhakemesi, hakim, savcı, kolluk, sanık, müdafii, tanık, bilirkişi gibi birçok kişinin gerçekleştirmiş olduğu muhakeme işlemlerinden meydana gelen faaliyetler zinciridir. Bu kişilerin hepsinin muhakemede belirli rolleri bulunmakla birlikte, bunlardan her birisi muhakeme süjesi olarak kabul edilemez. Nitekim bu kişilerden bazıları kendiliğinden, diğer kişilerden bağımsız olarak muhakemede işlem yapamamaktadırlar. Örneğin, kolluk, tanık ve bilirkişilerin kendiliklerinden bu tür faaliyetlerde bulunmaları ve dolayısıyla muhakeme süjesi sayılmaları mümkün değildir. Ceza muhakemesinde soruşturmanın kanunda öngörülen amaçlara uygun olarak gerçekleştirilmesinden sorumlu olan ve yargılama sırasında da kamu adına iddia makamını işgal eden muhakemesi süjesi olarak Cumhuriyet savcılığı ortaya çıkmaktadır. Soruşturma evresini yönetmekle görevli olan savcılık, kovuşturma evresinde ise iddia görevini yerine getirir. Savcılığın örgütlenmesi 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’da (Adli Y. K.) düzenlenmiştir. Buna Savcılık kurumu bir bütün olup kanun hükümlerine göre, yargılama faaliyetini kamu adına izlemek, bunlara katılmakla görevlidir. Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı kabul edilmiş olan kanun yollarına Cumhuriyet savcılıkları da başvurabilir. Cumhuriyet savcılığı, sanık aleyhine olduğu gibi lehine de kanun yollarına başvuru yapabilmektedir(m.260). Savcılık makamı, görevinin gereği olarak, mahkemenin kanunu doğru uyguladığını gözetmek zorundadır. Cumhuriyet savcısı, burada son kararı değerlendirecek ve kanun yolu davası açıp açmamak hususunda bir takdirde bulunacaktır. Cezayı aleyhe değiştirme yasağı öğreti ve uygulamada; “İstinaf ya da temyiz kanun yoluna yalnızca sanık veya müdafii ya da sanık lehine Cumhuriyet savcısı veya sanığın eşi ya da yasal temsilcisi tarafından başvurulduğunda hükümde yaptırımın türü ve ağırlığı bakımından sonucu sanığın aleyhine ağırlaştırıcı, diğer bir anlatımla aleyhe sonuç verici düzeltmelerin yapılamaması veya kurulacak yeni hükümdeki cezanın sanığın aleyhine olarak ilk hükümden daha ağır olamaması” şeklinde tanımlanmaktadır. Cezayı aleyhe değiştirme yasağı, hükmün istinaf ya da temyiz incelemesine başlarken, bakış açısını belirleyen bir usul kuralı olduğu gibi, bozmadan sonraki aşamada da ceza miktarının sınırını belirleyen bir yargılama ilkesidir. Bu sebeple istinaf veya temyiz incelemesinde öncelikle kanun yoluna ilişkin başvurunun lehe veya aleyhe mi olduğu tespit edilip, inceleme buna göre yapılmalı ve sanık lehine tecelli eden bir hatanın doğuracağı hukuki neticeler aleyhte başvuru bulunmadıkça değiştirilmemelidir. Latince “Reformatio in pejus” olarak adlandırılan, öğreti ve uygulamada ise, “Lehe kanun yolu davası üzerine hükmü aleyhe değiştirmeme, aleyhe bozmama zorunluluğu, aleyhe düzeltme yasağı, yaptırım ve sonuçlarını aleyhe kötüleştirememe ya da ağırlaştıramama kuralı, aleyhe bozma yasağı” olarak ifade edilen bu ilkenin amacı; hükmün aleyhine bozulabileceğini düşünen sanığın bazı davalarda istinaf ya da temyiz kanun yoluna başvurmaktan çekinmesinin önüne geçmek ve kanun yoluna başvurma hakkını daha özgürce kullanabilmesini sağlamaktır. Bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler ışığında; Sonuç olarak; 20.07.2016 tarihi itibariyle, istinaf mahkemelerinin uygulamaya girmesiyle birlikte artık adlî yargıda, üç aşamalı yargılama sistemine geçilmiştir. Bu kapsamda, öncelikle ilk derece mahkemesinde bir yargılama yapılarak karar verilmesi, ardından kanun yollarına başvurma hakkına sahip olanların süresi içinde istinaf isteminde bulunmaları halinde bölge adliye mahkemesinde hem maddi hem de hukuki denetim olarak istinaf incelemesinin yapılması, son olarak da yine süresi içerisinde kanun yollarına başvurma hakkına sahip olanların temyiz sebeplerini gösterir dilekçe vermeleri halinde Yargıtay’da temyiz incelemesinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu aşamalardan biri, usul hukukuna uygun bir şekilde sonlandırılmadan bir sonraki aşamalara geçilemeyeceği de hukuken şüpheye yol açmayacak şekilde açıktır. Somut olay irdelendiğinde; İtiraza konu edilen sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ilk derece mahkemesince Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım suçundan verilen mahkumiyet kararlarına karşı ilk derece Cumhuriyet savcısı tarafından aleyhe istinaf başvurusunda bulunulmadığı; yine itiraza konu olan sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında ilk derece mahkemesince Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım suçundan verilen mahkumiyet kararları ile sanık ... hakkında ilk derece mahkemesince TCK'nın 309 maddesi yönünden beraat kararına karşı ise ilk derece Cumhuriyet savcısının hiç istinaf başvurusunda bulunmadığı görülmektedir. Bu kapsamda, bir bütün halinde hareket eden, kovuşturma aşamasında iddia makamı görevini yerine getirip gerek görmesi halinde leyh ve aleyhe kanun yollarına başvurma yetkisi bulunan Savcılık kurumunun, ilk derece yargılaması üzerine bir yukarıda isimleri belirtilen sanıklar aleyhine ya da hiç bir şekilde istinaf başvurusunda bulunmaması halinde, özellikle hükmü aleyhe değiştirmeme, aleyhe bozmama zorunluluğu, aleyhe düzeltme yasağı, yaptırım ve sonuçlarını aleyhe kötüleştirememe ya da ağırlaştıramama kuralı, aleyhe bozma yasağı olarak ifade edilen ilkenin amacı da gözetildiğinde; bölge adliye Cumhuriyet savcısının artık bu sanıklar yönünden bölge adliye mahkemesince kurulan hükümleri temyiz davasına konu etmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bu yöndeki itirazın reddine yönelik karar verilmiştir. 2) Bir kısım sanıklar yönünden Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin bulunup bulunmadığına yönelik itirazın incelenmesinde; Somut uyuşmazlığı oluşturan tartışmanın konusunu; “bir kısım sanıklar yönünden bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin bulunup bulunmadığı” hususu oluşturmaktadır. Dosya kapsamının incelenmesinde; Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan verilen mahkumiyet hükümleri ve sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında ilk derece mahkemesince TCK'nın 311 ve 312 maddeleri yönünden ceza verilmesine yer olmadığına ve TCK'nın 314/2 maddesi yönünden beraat kararları ile sanık ... hakkında ilk derece mahkemesince TCK'nın 311 ve 312, 314/2 maddeleri yönünden beraat kararları hakkındaki temyiz isteminin reddine dair kararlara yönelik Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyizinin bulunmadığı, belirlenmiştir. Bu nedenlerle, usul ve yasaya uygun olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmesi kanaatine varılmıştır. V- HÜKÜM: 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın “2- A)” numaralı başlık altında belirtilen bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz hakkı bulunduğuna yönelik itiraz gerekçeleri yerinde görülmediğinden REDDİNE, 2- Yukarıda (2). numaralı başlık altında belirtilen “bir kısım sanıklar ve suçlara yönelik bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyizinin olmadığına" ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yerinde olduğu anlaşılmakla itirazın KABULÜNE, 3- Dairemizin 23.06.2022 ... ve 2021/11436 Esas - 2022/4185 Karar sayılı kararının diğer kısımları saklı kalmak kaydıyla (2-) numaralı fıkrasının KALDIRILMASINA ve yerine “Sanıklar , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Ve ... hakkında İlk Derece Mahkemesince anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım suçundan verilen mahkumiyet kararları ile sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair karara karşı yerel Cumhuriyet Savcısı tarafından aleyhe istinaf başvurusunda bulunulmadığının; yine sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında ilk derece mahkemesince anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım suçundan verilen mahkumiyet kararlarına, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında İlk Derece Mahkemesince TCK 309 maddesi yönünden ceza verilmesine yer olmadığına dair kararları ile sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince TCK 309 maddesi yönünden beraat kararına karşı ise yerel Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunda bulunmadığının anlaşılması karşısında; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının, sanıklarla ilgili verilen mahkumiyet, beraat ve ceza verilmesine yer olmadığına dair Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine dair kararlarına temyiz yoluna başvuru hakkı olmadığından temyiz taleplerinin REDDİNE” ibaresinin EKLENMESİNE, 02.07.2012 ... ve 6352 sayılı Kanun'un 99 maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen (2) ve (3) fıkra hükümleri uyarınca itirazın değerlendirilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna Gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, oy birliğiyle 13.03.2023 tarihinde karar verildi.