Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/22540 E. 2025/26152 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/22540
- Karar No
- 2025/26152
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/996 E., 2020/1113 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/18 E., 2020/172 K SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : 3713 sayılı Kanun'un 7/1 yollamasıyla TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 58/9, 53. ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; A-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 esas, 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesinin ... başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin......silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte, savunmasında ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın savunmasının denetlenmesi bakımından dosya mevcut ByLock tespit ve değerlendirme tutanaklarında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak gözüken şahıslar hakkında soruşturma yahut kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılarak, varsa sanık ile ilgili aşama beyanları dosyaya getirtilip, tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulması, sanığın ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında irtibatlı olduğu kişilerin HTS ve baz sinyal kayıtlarının getirtilerek sanık ile bahse konu kişilerin görüşme ve bir araya gelme durumlarının tespiti yönünden inceleme yapılması, gerekli görülmesi halinde bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılması ile UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında herhangi bir beyan yahut bilgi olup olmadığının araştırılması, tespit edilmesi halinde bu şahısların usulüne uygun olarak tanık sıfatıyla dinlenmeleri sağlanarak 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca sanık ve müdafiine diyeceklerinin sorulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, 1-Yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın sanıkla ilgili gerekçe kısmında "sanığın hem bylock kullanıcısı olması hem de bank asyada hesap artışı yapan kişilerden olması nedeniyle eylem yoğunluğunun bulunması gözönüne alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılması yoluna gidilmiş..." şeklinde ifadeye yer verildiği, buna karşılık hüküm kısmında ise sanık hakkında "suçun işlenmesindeki özellikler, eylem çeşitliliği ve yoğunluğu nazara alınarak alt sınırdan ayrılmaya bir neden görülmediğinden 6 YIL HAPİS CEZASI ile CEZALANDIRILMASINA," belirtilmek suretiyle temel cezanın belirlenmesinde ve hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturulması, 2-Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak nazara alınamayacağı da gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulması, 3-Gerekçeli kararda sanık müdafiinin savunmasına yer verilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nun 230/1-a maddesine aykırı davranılması, 4-Silahlı terör örgütü üyesi kabul edilen sanık hakkında hüküm kurulurken 3713 sayılı Kanun'un 7/1. maddesinin yollama maddesi olarak gösterilemeyeceğinin gözetilmemesi, Hukuka aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, atılı suç için öngörülen ceza miktarı ve mevcut delil durumu sanığın kaçmaya çalışırken yakalanmış olması ve adli kontrol hükümlerinin yetersiz kaldığı da gözetilerek tutukluluk halinin devamına, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.