Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/2772 E. 2023/2824 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2021/2772
Karar No
2023/2824
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, eğitim ve öğretimin engellenmesi HÜKÜM : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama, bozma İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü; I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Diyarbakır (kapatılan) 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.09.2012 tarihli ve 2010/103 Esas, 2012/541 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında ayrı ayrı; eğitim ve öğretimin engellenmesi suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan 5 yıl 5 ay 18 ... hapis cezası ile mahkumiyetlerine karar verilmiştir. 2.Hükmün sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 20.01.2014 tarihli ve 2010/103 Esas, 2012/541 Karar sayılı ilamı ile sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan verilen mahkumiyet kararının onanmasına, sanık ... hakkında ve diğer sanıklar hakkında verilen diğer hükümlerin "eksik araştırma" sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir. 3.Bozma ilamına uyan Diyarbakır (kapatılan) 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.02.2017 tarihli ve 2014/384 Esas- 2017/72 sayılı Kararı ile sanıklar ... ve ...'un silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan ve tüm sanıkların eğitim ve öğretimin engellenmesi suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine karar verilmiştir. 4.Hükmün O yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14.11.2017 tarihli ve 2017/2159 Esas, 2017/5305 sayılı ilamı ile "sanıkların atılı suçlardan mahkumiyetleri yerine delillerin değerlendirmesinde düşülen yanılgı sonucu beraatlerine karar verilmesi" sebebityle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 5.Bozma ilamına uyan Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.11.2018 tarihli ve 2018/47 Esas, 2018/529 sayılı Kararı ile; a-) Sanık ... hakkında eğitim ve öğretimin engellenmesi suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan 5 yıl 5 ay 18 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, b-) Sanık ... hakkında eğitim ve öğretimin engellenmesi suçundan iki kez 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan 5 yıl 5 ay 18 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, sanık ... hakkında eğitim ve öğretimin engellenmesi suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. 6.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 11.06.2020 tarihli, ve düzeltilerek onama ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri Özetle; Esas hakkındaki mütalaaya karşı sanık ve müdafiinin beyanı alınmaksızın yokluklarında hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğuna, sanığın protesto yürüyüşünde yasadışı bir eylemde bulunmadığına, eğitim ve öğretimin engellenmesi suçunun oluşması için cebir, şiddet ve tehdit unsurlarının gerçekleşmesi gerektiği ancak somut olayda bu unsurların gerçekleşmediğine, bozma sonrası dinlenen tanıkların olayı hatırlamadıklarını beyan ettiklerine ve şüpheden sanığın yararlanması gerektiğine, sanığın örgüt adına suç işleme kastıyla hareket etmediğine, örgütün eylem çağırısının muhatabı belirsiz bir toğluluğa değil, doğrudan doğruya fiili icra edecek kişiye yöneltilmiş olması gerektiğine ilişkindir. B.Sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz sebepleri Özetle; a.Sanık ... yönünden; Esas hakkındaki mütalaaya karşı sanık ve müdafiinin beyanı alınmaksızın yokluklarında hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğuna, sanığın atılı suçları işlemediğine, suçlamaların yasal dayanaktan yoksun olduğuna, sanığın protesto yürüyüşünde yasadışı bir eylemde bulunmadığına, eğitim ve öğretimin engellenmesi suçunun oluşması için cebir, şiddet ve tehdit unsurlarının gerçekleşmesi gerektiği ancak somut olayda bu unsurların gerçekleşmediğine, bozma sonrası dinlenen tanıkların olayı hatırlamadıklarını beyan ettiklerine, sanık aleyhine somut bir beyan bulunmadığına ilişkindir. b.Sanık ... yönünden; Eğitim ve öğretimin engellenmesi suçu yönünden sanık ... için yapmış olduğu tüm temyiz itirazlarının sanık ... yönünden de geçerli olduğuna, sanığın yasa dışı bir örgütle bağı olduğuna dair bir delilin dosyada bulunmadığına, bayrak ve pankart taşımadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Mahkememizin, sanık ...'ın üzerine atılı eylemlerin nitelendirilmesine ilişkin kabulü: Sanık ... hakkında 07.12.2009 tarihli Eğitim ve Öğrenimin Engellenmesi suçu yönünden yapılan değerlendirme: Sanık ...'ın; 07.12.2009 tarihinde Dicle Üniversitesi kampüsü içerisinde gerçekleştirilen eylemlere aktif bir şekilde katılarak grupla birlikte sınıfları zorla boşalttığı grupla birlikte aynı zamanda "Şehit Namırın (Şehitler Ölmez)" şeklinde slogan attığı, sanığın terör örgütünün çağrıları doğrultusunda gerçekleştirilen gösteri sırasındaki fiil ve davranışlarının, üniversitedeki eğitim ve öğrenimin engellenmesi sonucunu ortaya çıkartacak nitelik ve yoğunlukta olduğu anlaşılmış ve böylece; Devletçe kurulan veya kamu makamlarının verdiği izne dayalı olarak yürütülen her türlü eğitim ve öğretim faaliyetleri kapsamında kalan eğitim ve öğretimi cebir ve tehdit kullanılarak engellemek suretiyle eğitim ve öğretimin engellenmesi suçunu işlediği, sonuç ve kanaatine varılmıştır. Mahkememizin, sanık ...'un üzerine atılı eylemlerin nitelendirilmesine ilişkin kabulü: Sanık ... hakkında 07.12.2009 - 09.12.2009 tarihli Eğitim ve Öğrenimin Engellenmesi suçları yönünden yapılan değerlendirme: Sanık ...'un; 07.12.2009 tarihinde Dicle Üniversitesi kampüsü içerisinde gerçekleştirilen eylemlere aktif bir şekilde katılarak grupla birlikte sınıfları zorla boşalttığı, sanığın terör örgütünün çağrıları doğrultusunda gerçekleştirilen gösteri sırasındaki fiil ve davranışlarının, üniversitedeki eğitim ve öğrenimin engellenmesi sonucunu ortaya çıkartacak nitelik ve yoğunlukta olduğu, 09.12.2009 tarihinde Dicle Üniversitesi kampüsü içerisinde gerçekleştirilen eylemlere aktif bir şekilde katılarak grupla birlikte sınıfları boşalttığı, üniversiteye giriş yolunda barikatlar kurarak ulaşımı engellediği anlaşılmış ve böylece; Devletçe kurulan veya kamu makamlarının verdiği izne dayalı olarak yürütülen her türlü eğitim ve öğretim faaliyetleri kapsamında kalan eğitim ve öğretimi cebir ve tehdit kullanılarak engellemek suretiyle eğitim ve öğretimin engellenmesi suçunu işlediği, sonuç ve kanaatine varılmıştır. Sanık ... hakkında 09/12/2009 tarihli Eğitim ve Öğrenimin Engellenmesi suçu yönünden yapılan değerlendirme: Sanık ...'nun; 09.12.2009 tarihinde Dicle Üniversitesi kampüsü içerisinde gerçekleştirilen eylemlere aktif bir şekilde katılarak grupla birlikte sınıfları boşalttığı, üniversiteye giriş yolunda barikatlar kurarak ulaşımı engellediği, sanığın terör örgütünün çağrıları doğrultusunda gerçekleştirilen gösteri sırasındaki fiil ve davranışlarının, üniversitedeki eğitim ve öğrenimin engellenmesi sonucunu ortaya çıkartacak nitelik ve yoğunlukta olduğu anlaşılmış ve böylece; Devletçe kurulan veya kamu makamlarının verdiği izne dayalı olarak yürütülen her türlü eğitim ve öğretim faaliyetleri kapsamında kalan eğitim ve öğretimi cebir ve tehdit kullanılarak engellemek suretiyle eğitim ve öğretimin engellenmesi suçunu işlediği, sonuç ve kanaatine varılmıştır. Sanıklar ..., ... ve ... haklarında Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçu yönüyle yapılan değerlendirme: PKK terör örgütünün, Ülkemiz insanına, ırk, dil, din, bölge, cinsiyet, büyük-küçük v.b. ayrımlar yapmadan, uzun yıllardır verdiği maddi ve manevi zararlar ortadır. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın Diyarbakır, Hakkari ve Van ziyaretleri sırasında meydana gelen olaylar dolayısıyla televizyon ekranlarına yansıyan görüntüler, bir kısım muhalefet partileri liderleri tarafından ayaklanma girişimi, isyan provası olarak nitelendirildiği de göz önüne alındığında; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun, terörle etkin mücadele kapsamında getirdiği düzenlemelerin ne kadar yerinde olduğunu ortaya koymuştur. Herhangi bir terör örgütü ile ilgili olmaksızın 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na Muhalefet eden kişinin alacağı ceza, bu suç için, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunun'da öngörülen cezadır. Ancak, söz konusu eylemin terör örgütünün faaliyetleri kapsamında veya terör örgütü adına yapılması durumunda, sanığa, 2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri Kanunu'na Muhalefet suçundan verilecek cezanın yanında örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan da ceza verilmesi gerekecektir. Çünkü; her iki olayın insanlar ve toplum üzerindeki yansımaları farklı olduğu gibi kamu düzeninde açtıkları tahribat da birbirinden çok farklıdır. Terör örgütleri ile bağlantılı olarak gerçekleştirildiği açık olan eylemlerin toplumda oluşturduğu korku ve paniğin, örgütsel ilişki olmayan eylemlerden kat kat fazla olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir. Bu nedenle; cezaların farklı olması, ceza adaletinin sağlanması açısından da zorunludur. Ayrıca, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçunun oluşabilmesi için; terör örgütleri ile bağlantının, kişi ile örgüt arasında organık bir ilişki kurulması şeklinde olması da gerekmez. Zaten, kişi ile örgüt arasında organik ilişki olduğunun varlığı halinde, ayrıca örgüt üyeliği suçu oluşmuş olacaktır. Dolayısıyla; zamana, yere, kişiye v.b. etkenlere bakılmaksızın, herhangi bir terör örgütü adına işlendiği belli olan eylemden dolayı verilecek cezanın yanında, kişinin, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan da cezalandırılması karar vermek gerekmektedir. Örgüt adına suç işlenip işenmediğini tespit için; 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2-b maddesinde de ifade edildiği üzere; terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde örgüte ait amblem ve işaretlerin taşınması, slogan atılması veya ses cihazları ile yayın yapılması yada terör örgütüne ait amblem ve işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi ile somut olayın oluş biçimine etki eden diğer delillere bakılacaktır. Kişiler, herhangi bir örgütsel çağrı olmadan da, kendiliklerinden örgüt adına suç işleyebilirler. Örgütün herhangi bir çağrısı olmadığı halde, örgütle aynı fikirleri paylaşarak ve örgütün menfaatleri doğrultusunda eylemlerde bulunabilir. Bunun için; her somut olayın kendi içinde değerlendirilmesi ve örgüt adına işlenip işlenmediğinin mahkemelerce tespiti gerekir. Bu itibarla; örgütsel çağrı, suçun unsuru değildir. Örgütsel çağrı, suçun örgüt adına işlenip işlenmediğinin tespitinde göz önüne alınabilir ise de; sırf örgütsel çağrının olması o suçun örgüt adına işlendiğini göstermeyeceği gibi, örgüt adına yapıldığı açıkça belli olan eylemin de, örgüt çağrı olmaması dolayısıyla örgüt adına işlenmediğinden bahsedilmez. Bu itibarla; örgüt çağrısı, tek başına, örgüt adına suç işleme suçunun unsuru değildir. Eylemin, örgüt adına suç işlemek suçunu oluşturup oluşturmadığının, mahkemelerce, değerlendirilmesi gerekmektedir. Örgütsel çağrı da, değerlendirme kıstaslarından birisi olabilir, ancak her somut olay kendi içinde değerlendirilerek örgüt adına suç işlenip işlenmediğine karar vermek gerekir. Örgütsel çağrı, olayların tırmandırılması ve halkın itaatsizliğe teşvik edilmesi amacıyla, örgüte ait televizyon, internet siteleri ve diğer iletişim vasıtaları ile devamlı olarak yapıldığı da bilinen bir gerçektir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.03.2008 ..., 2007/9-282 Esas ve 2008/44 Karar sayılı ilamında da; örgütün bilgisi ve istemi doğrultusunda gerçekleştirilen eylem dolayısıyla, sanığın, örgüt adına suç işlemek suçundan cezalandırılması gerektiği hükme bağlanmıştır. Sanığın katıldığı ve kamu davasına konu olan toplantı/gösteri, başından itibaren kanuna aykırı olarak düzenlemiş olup, kanuna uygun şekilde düzenlendiği kabul edilse dahi, daha sonra, kanuna aykırı hale gelmiş/getirilmiştir. Toplantı/gösteri sırasında; Anayasamızın sağladığı temel hak ve özgürlüklerin kötüye kullanması suretiyle Türk Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı hedef alan yasadışı PKK terör örgütü ve sözde lideri A.Ö. övücü sloganlar atılmış ve pankartlar taşınmış, yasa dışı eylemlerde bulunanlara dağılmaları konusunda yapılan ihtara rağmen dağılınılmamış ve hatta güvenlik güçlerine taşlı, molotof kokteyli ve havai fişekli saldırılarda bulunulmuştur. Bunun üzerine güvenlik güçlerince, gruba müdahale edilmiştir. Sanık da, zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar eden ve güvenlik güçlerine taşlı saldırıda bulunan grubun içerisinde yer almış, elinde taş bulundurmuş ve hatta güvenlik güçlerine taşlı saldırıda bulunmuştur. Böylece; sanık ...'ın eğitim ve öğrenimin engellenmesi; sanık ...'un, eğitim ve öğrenimin engellenmesi; sanık ...'nun, eğitim ve öğrenimin engellenmesi suçlarını işleyen sanıkların, bu suçları, PKK terör örgütü adına işlediği sabit olmuştur. Sanık ...'nun üzerine atılı TCK'nın 314/2 nci maddesi kapsamında kalan örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan dolayı verilen mahkumiyet hükmü Yargıtay incelemesi sonucu onanmak suretiyle kesinleşmiştir. Bu itibarla; sanıklar ... ve ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/3 üncü ve 220/6 ncı maddeleri yollamasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 314/2 nci maddesi kapsamında kalan örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan da cezalandırılması gerekmiştir. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 3 üncü maddesinde: "26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır." 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1 inci maddesinde: "3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur." Hükümleri yer almaktadır. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 3 üncü ve 5/1inci maddelerindeki hükümler göz önüne alınarak; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/3 üncü ve 220/6 ncı maddeleri yollamasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 314/2 nci maddesi kapsamında kalan örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan cezalandırılmasına karar verilen sanıklara verilen cezanın; 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1 inci maddesi gereğince, yarı oranında artırılması gerekmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220/6 ncı maddesinin, 05.07.2012 ... ve 28344 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı kanun'un 85 inci maddesi ile değişik maddesinde: "örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır. Örgüte üye olmak suçundan verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir" hükmü bulunmaktadır. Suç ve cezada kanunilik ilkesinin gereği olarak, sanık hakkındaki cezadan indirim yapılması için gerekli koşulların kanunda sayılması gerekir. Ancak kanun koyucu tarafından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220/6 ncı maddesinin ikinci cümlesindeki takdiri indirim düzenlemesi yapılırken, indirim koşulları sayılmamıştır. Bu durumda kanun koyucu hakime, indirim oranının belirlenmesinde olayı ve suçluyu hukuki normları kıstas alarak adil ve insaflı bir oranın tespitinde özgür bırakmıştır. Buna göre mahkememizce; suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suç konusunun önem ve değeri, failin kusurunun ağırlığı kıstasları dikkate alınarak indirim oranı tespit edilmiştir. Sanıkların cezalandırılmalarına konu edilen silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek eylemi sırasında; yasadışı PKK terör örgütü ve uzantılarının örgüt güdümünde yayın yapan basın yayın organları ve internet siteleri aracılığı ile örgütün müzahir tabanı ve sempatizanlarına yönelik eylem çağrılarına uyarak yasa dışı gösterilere katıldıkları, sanık ...'ın, eğitim ve öğrenimin engellenmesi; sanık ...'un, eğitim ve öğrenimin engellenmesi; sanık ...'nun, eğitim ve öğrenimin engellenmesi suçlarını işledikleri anlaşılmıştır. Örgütün talimatları doğrultusunda bu tarz eylemlerin gerçekleştirildiği, silahlı terör örgütü PKK'nın cebir ve şiddet, baskı, korkutma, yıldırma, sindirme yöntemini kullanarak gerçekleştirdiği bu eylemlerin, örgütün toplum üzerindeki etkinliğini, zorlayıcı gücünü ortaya çıkardığı, kamu düzenini ve kamu güvenliğini ciddi oranda ortadan kaldırdığı dikkate alınarak; suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı, suçun işlenmesinde kullanılan araç, failin kastının ağırlığı dikkate alınarak cezadan takdiren 1/8 oranında indirim yapılmıştır. IV. GEREKÇE İlk Derece Mahkemesi gerekçeli karar başlığında S.A.'ın sanık olarak gösterilmesi mahallinde giderilebilir yazım hatası olarak görülmüştür. A. Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden Bozmaya uyularak yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, özellikle tanık M.U.S. ve diğer tanıkların beyanlarından, görüntü çözüm tutanaklarından sanık savunmasının aksinin ispatlandığı, verilen mahkumiyet kararına ilişkin vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden temyiz davasının esastan reddine, ancak;, Örgüt faaliyeti kapsamında suç işlediğine karar verilen sanık hakkında sadece TCK’nın 58/9 uncu maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. B. Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden Sanıkların beraatlerine ilişkin 23.02.2017 tarihli hükmün, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14.11.2017 tarihli ilamı ile sanıkların aleyhine bozulması karşısında; 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK''nın 326 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, sanıkların aleyhine olan bozmaya karşı diyecekleri tespit edilip savunmaları alınmaksızın müdafilerinin beyanlarıyla yetinerek mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması, Kabul ve uygulamaya göre de; 1-) Sanık ...'a atılı eylemlerin gerçekleştiği 07.12.2009 ve 09.12.2009 tarihleri dikkate alınararak, söz konusu eylemlerin 5237 sayılı TCK'nın 43 üncü maddesinde belirtilen zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını gerektiren tek suçu oluşturup oluşturmadığı karar yerinde tartışılarak hukuki durumun buna göre takdir ve tayini gerektiğinin, 2-) Örgüt faaliyeti kapsamında suç işlediğine karar verilen sanıklar hakkında sadece TCK’nın 58/9 uncu maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Sanık ... hakkında kurulan hükümler yönünden Gerekçe bölümünde A bendinde açıklanan nedenle Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.11.2018 tarihli ve 2018/47 Esas, 2018/529 sayılı Kararı kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321 inci maddesi uyarınca oybirliğiyle BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmeden aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün I-A-8 ve I-B-7 maddelerinden "delaletiyle TCK m.58/6-7" ibaresinin çıkarılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, B. Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümler yönünden Gerekçe bölümünde B bendinde açıklanan nedenle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.11.2018 tarihli ve 2018/47 Esas, 2018/529 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, oybirliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.04.2023 tarihinde karar verildi. ... ... ... ... ...

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/2772, K. 2023/2824, T. 26.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2021-2772-e-2023-2824-k-2ee169253cfc