Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/16905 E. 2023/2121 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2021/16905
Karar No
2023/2121
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. .... Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.06.2018 tarihli ve 2017/229 Esas, 2018/264 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası 53 üncü maddesinin birimci fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına karar verilmiştir. 2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 01.03.2019 tarihli ve 2018/614 Esas, 2019/273 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 13.10.2021 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; 1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2. Sanığın 2013 yılı öncesi sohbetlere katıldığına dair atf-ı cürüm niteliğindeki tanık beyanlarının soyut ve birbirleri ile çelişkili olduğuna, 3. Tanık anlatımlarında geçen zümre başkanlığı ifadesine yanlış anlam yüklenildiğine, 4. Tanıkların etkin pişmanlıktan faydalanabilmek için yasal faaliyetleri farklı yöntemlerle söyleyerek cezalarını azaltmaya çalıştıklarına, 5. Tanıklar, sanığın 2013 yılı öncesi dini sohbetlere katılma dışında örgüt üyeliğine esas teşkil edecek başkaca beyanda bulunmadıklarına, 6. Sanığın Bank ...’daki "katılım hesaplarının eski tarihi görmediği için başka ildeki açılan hesaplar için yeni tarih vermesinden kaynaklı" olduğuna, Bank ...’ya talimatla para yatırmadığına, 7. Sanığın kapatılmadan 2015 yılında istifa ettiği, yasal olarak kurulmuş olan Aktif Eğitim Sen isimli sendikaya üye olmasının atılı suçun delili olamayacağına, adı geçen sendikaya talimatla üye olmadığına, 8. Sanığın kolluktaki beyanlarının sağlık sorunları eşliğinde alınan beyanlarına itibar edilemeyeceğine, 9. Sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak kesin, inandırıcı deliller bulunmadığına, 10. Atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, 11. Objektif sorumluluk gibi ceza hukukumuzda yer almayan bir sorumlulukla sanığın suçlu kabul edilemeyeceğine, 12. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince; Örgütün maddi yönden kalesi konumunda olup, ayakta durmasını sağlayan, üyelerden toplanan himmet ve bursların banka filtresinden geçirilerek aklandığı, 2014 yılının Ocak ve Eylül aylarında zora gireceği haberleri sonrasında örgüt lideri Fetullah Gülen'in bankanın kurtarılması amacıyla herkesin mevduatlarını yatırarak yardım talimatını verdiği örgüte müzahir banka olan Bank ...'da 27.09.2007 tarihinde açılmış hesabının bulunduğu, bu hesaba bankanın zor durumdan kurtulması ve örgüt lideri Fetullah Gülen'in talimatıyla para yatırdığını inkar etse dahi dosya içerisindeki belgelerden de anlaşılacağı üzere örgüt liderinin talimatından sonra önemli miktarda değişiklik olacak şekilde hesabında 2013 Aralık ayında 0 TL, 2014 Ocak ayında 100 TL, Şubat ayında 100 TL, Mart ayında 101 TL, Nisan ayında 101 TL, Mayıs ayında 101 TL, Haziran ayında 102 TL, Temmuz ayında 102 TL, Ağustos ayında 103 TL, Eylül ayında 1.838 TL, Ekim ayında 1.839 TL, Kasım ayında 1.839 TL, Aralık ayında 1.859 TL, 2015 Mart ayında 2.883 TL, Haziran ayında 2.918 TL para bulunduğu, hareketlerin spesifik olarak incelenmesinde sanığın örgüt liderinin talimatından sonra mezkur hesabına tanımlı olarak 13/01/2014 tarihinde 100 TL'lik, 05.09.2014 tarihinde 1.735 TL'lik ve 06/02/2015 tarihinde 1.000 TL'lik olmak üzere toplamda 3 adet katılım hesabı açtırdığının anlaşıldığı, Örgüt üyesi olmayan kimsenin dışarıdan harici olarak katılamadığı, her ne kadar belli bir sürece kadar legal görünümle dini saiklerle yapılmış olsa da sonrasında aslında örgüte dair kararların alınıp, talimatların hiyerarşik bir silsilede aktarıldığı, maddi yönden örgütün ihtiyaçlarını karşılamak için himmet, burs, yardım adı altında paraların toplandığı, katılan sorumluların ve imamların ifşa olmamak için kod isimler kulllandığı Sohbet adı altında yapılan toplantılara katıldığını sanık soruşturma aşamasında ikrar ederek "Ben bu yapıyla 2009 yılında aynı okulda görev yaptığım İ.B.'nin beni sohbetlere çağırmasıyal tanıştım, kabul ettim ve 2010 yılı gibi sohbetlere gitmeye başladım. 2011 yılı sonuna dek sohbetlere katıldım. Doğum yapınca ara verdim. Sonrasında Meb il ablası olan İ.B. zümreler oluşturmuş. Bu zümrelerde İ. başkanlığında A. B., S.S., H.K., H.T., F.K., B.K., A.K., Z.K., Z.A. ve Y.A. vardı. İlknur 2012'den itibaren bayan öğretmenlerin sorumluluğunu yaptı. Ben bu şahsın Yeşilırmak derneğindeki sohbetlerine de katıldım. Kendisi bize neler yapacağımızla ilgili bilgiler verirdi. Kendisi 2013 yılı sonuna dek bu görevdeydi. İ.Ö.'de bayanlar Aktif Eğitim Sen sorumlusuydu. Sendikal bilgiler verirdi. Ben de 1 yıl kadar 2012-2013 yıllarında ortaokul zümre başkanlığı yaptım. Benim zümremde; Ş.K., H.Ö., E.G. vardı. Bunlar sohbet grubunda da vardı. İlknur'un Yeşilırmak derneğinde anlattıklarını ben de sohbette anlatırdım. İlknur il ablası iken kendisinin üstü olarak Serpil adında birinden bahsederdi." şeklindeki beyanı, tanık A.K.'nin "Sanığı tanırım. Kendisi Rehber öğretmenidir. Yeşilırmak Derneğinden tanırım. Ortaokul öğrencileri kurs görüyordu orda, Senem Hanım da zaman zaman onlara ders çalışma yöntemleri ile ilgili kurs veriyordu. Hatta ... kendimize de etkili sınıf öğretmenliği anlamında seminer düzenliyordu, hatta kendi çocuklarımız adına da kendisinden yardım alıyorduk. Zümre başkanı değildi. Seminerler konusunda yardımcı oluyordu. Bu faaliyetlere; oğlunun rahatsızlığına kadar devam etti. Daha sonrasında ise devam edemedi diye biliyorum. Bunun dışında bir bilgim yoktur. Benim ifademde kısa dönem zümre başkanlığı diye yazılmış ancak ortaokul öğretmeni olduğu ve kısa süreli faaliyetler yaptığını anlatmaya çalışmıştım. Kastım buydu." şeklindeki beyanı, tanık H.K.'nin "Sanığı tanırım. Kendisi ile çok önceden sohbet ortamında bulunmuştuk. Sonrasında uzun yıllar kendisini görmedim. Zaman zaman arkadaş ortamlarında ziyaretlerde görüşmüş olabilirim. İfademde geçen yılları tam hatırlayamıyorum ancak uzun yıllardır arkadaşı görmedim. Sohbetleri kimin yaptığını hatırlamıyorum." şeklindeki beyanı, tanık S.G.'nin "Ben Borsa ilköğretim okulunda çalışıyordum, kendisi de öğretmen olduğu için öğretmen seminerlerinde sanık ... ile tanışmıştım. Daha öncede belirtmiş olduğum gibi 2009 yıllarıydı benimde katılmış olduğum dini sohbet proğramlarında dinleyici olarak katılırdı. Ben de o amaçla o sohbet proğramlarında bulunmuştum, bu ortamlarda sadece Kuran-ı Kerim okunurdu ve ilmihal bilgilerinden de bahsedilirdi. Sohbet şeklinde değilde öğretmen olmamız nedeniyle ev görmedir, komşuluk ziyaretidir şeklinde olurdu, ben ilgili şahsın başka herhangi bir şekilde FETÖ/PDY yapılanmasıyla ilgili bir bağlantısının olup olmadığını bilmiyorum." şeklindeki beyanı, tanık S.S.'nin "Sanığı tanırım. Yeşilırmak derneğinin faaliyetlerine katıldığını biliyorum. Sendikanın yemeklerine de katılırdı. İlknur hanımın zümresine geldiğini duydum. Ancak sonrasında görmedim. Kendisi ile aynı anda zümre başkanları toplantısı adı altında bir toplantıda bir veya iki kere bulunduk. Bu derneğin ilk zamanları idi. Daha sonra zaten arka arkaya doğumları olduğu için faaliyetlere katılamıyordu diyebilirim. Kendisini çok görmüyordum. Başka da bir görevi bildiğim kadarı ile yoktu. Önceki beyanımda zümre başkanlığından kastım budur." şeklindeki beyanı, mahkememizin 2017/231 Esas sayılı dosyasında yargılanan ve 08.02.2018 tarihli celsede savunması alınan ve sanık ... hakkında beyanda bulunan S.Ç.'nin "...'ı tanırım. Kendisini A.K.'nin sohbetinde görmüştüm. Yeşilırmak Eğitim Gönüllüleri Derneğinde de karşılaşmış olabiliriz." şeklindeki beyanı, tanık Ş.S'nin "Sanık ile 2013 yılında okuma salonu denilen Yeşilırmak Eğitim Gönüllüleri Derneğine ait okuma salonunda bir arada bulunduk, orada öğrencilere moral motivasyon konusunda seminer vermişti. Ben sanığın kurs merkezi sorumlusu olduğunu söylemedim, yanlış geçmiş olabilir. Kurs merkezi sorumlusu Y. Ateşliydi. Gündemden kastım biz her hafta öğrencilerle alakalı toplanıyorduk, görüşmeler yapıyorduk, neler yapacağımızı konuşuyorduk." şeklindeki beyanı, tanık Z.K.'nin "Sanığı tanırım. Sanık sohbetlere gelirdi, kendisinin sohbet grubu vardı. Biz İ.'nin sohbet grubuna gittiğimizde oraya geliyordu. İlknur hocanın grubunda olup olmadığından da emin değilim. Ancak kendisinin sohbet yapıyordu. Ben sohbetinde bulundum ancak öyle çok fazla değildir. Zümre başkanlığında tereddütüm var. Uzun zamandır görmediğim için hatırlamakta zorlanıyorum. Ben bildiklerimi söylüyorum. Sohbet yaptığı yıllar kendisinin 3.çocuğunun yeni doğduğu zamanlardı. Hatta derneğe koştura koştura çocuğu ile geliyordu. Bundan eminim ancak zümre başkanlığından emin değilim. Sohbeti ne zamana kadar verdiğini hatırlamıyorum." şeklindeki beyanı neticesinde sanığın bu sohbetlere katıldığının anlaşıldığı, FETÖ/PDY örgütünün Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı öğretmenler arasında iletişimi sağlayabilmek için sendika adı altında kurduğu, fakat asıl amacının örgüte üye kazandırmak ve öğretmenler arasında kontrolü elinde tutmak olan ve 25.07.2016 tarihinde 667 sayılı KHK ile kapatılan AKTİF EĞİTİM-SEN isimli sendikaya 2014 yılı Şubat ayından 2015 yılı Aralık ayına dek üye olduğunun anlaşılması ile sanık hakkındaki beyanlar ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile önceden süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz eden organik bağının bulunduğu ve sanığın eylemlerinin bir bütün halinde 3713 sayılı TMK'nın 7 nci maddesinin 1. fıkrasının yollamasıyla 5237 sayılı TCK'nın 314/2 nci maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu oluşturduğu konusunda mahkememizde tam bir vicdani kanı hasıl olmuştur. Her ne kadar sanık ... üzerine atılı suçu reddetse ve örgütün silahlı örgüt olduğunu bilmediğini iddia etse de sanığın örgütle iltisak, irtibat ve bağı olduğu, sohbetlere katıldığı hususunda soruşturma aşamasındaki samimi beyanları ve tanıklar A.K., H.K., S.G., S.S., Ş.S., Z.K. ile dosya arasına beyanı alınan S.Ç.'nin samimi beyanları, sendika kayıtları ve Bank ... hesap harteketleri delil olarak kabul edilip bunlara itibar edilmiş, sanığın sohbetlere katılması nedeniyle objektif sorumluluk gereği örgüt üyesi olmadığına ve FETÖ/PDY'nin silahlı örgüt olduğunu bilmediğine dair suçtan kurtulmaya matuf savunmasına itibar edilmemiştir. Sanık her ne kadar soruşturma aşamasında vermiş olduğu beyanları baskı ve psikolojik sıkıntılarla verdiğini beyan etmişse de; sanığın müdafii huzurunda beyanlarda bulunduğu, vermiş olduğu beyanları okuyup, doğrulayıp, imzaladığı, beyanları neticesinde yine müdafii huzurunda teşhis yapıp bunları imzaladığı, sanığın önceki beyanlarının dosya kapsamındaki bilgiler ve tanık beyanlarıyla da uyumlu olması ve sanığın yapıldığını beyan ettiği hususlara ilişkin dosya kapsamına yansıyan bir şikayetinin olmaması hususu da değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçtan kurtulmak için önceki beyanlarını reddettiği mahkemece değerlendirildiğinden sanığın soruşturma aşamasında vermiş olduğu samimi beyanlarına itibar edilerek bu beyanları hükme esas alınmıştır. Sanık ... soruşturma aşamasında TCK 221'de yer alan etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilecek olan "sohbet yaptığı, zümre başkanlığı yaptığı ve bu sohbet ve zümre toplantılarının içeriği" hususundaki beyanlarından bu beyanların baskı ve psikolojik sıkıntılarla verdiğinden bahisle rücu etmiş olup, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin (İlk Derece Olarak) 24.04.2017 tarih 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı ilamında da "(...)Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış uygulamaya göre örgütle ilgili suçlamaları kabul etmeyen örgüt mensupları ile etkin pişmanlık olarak değerlendirilebilen önceki ifadelerinden rücu eden failler hakkında TCK'nın 221 inci maddesinin uygulanma imkanı bulunmamaktadır" şeklinde geçtiği üzere sanık hakkında TCK'nın 221 inci maddesinin uygulanması yoluna gidilmemiş olup, suçun işleniş şekli, sanığın suç kastının yoğunluğu, örgütün niteliği, sanığın örgütteki konumu ve faaliyetleri, sanığın örgütte zümre başkanı olarak yer alması, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı gözetilerek temel cezada alt sınırdan cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, gerekçeli karar başlığındaki suç tarihi kısmından “16.07.2016” ibaresinin çıkarılarak yerine “09.08.2016" yazılması dışında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanık müdafiinin, temyiz aşamasında 06.04.2023 tarihli dilekçesi ile müvekkilinin etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini bildirmesi ekinde sanığın örgüt faaliyetleri ve bir kısım örgüt üyeleri ile ilgili bilgi vermesi karşısında, sanığın kovuşturma aşamasında kolluk aşamasında vermiş olduğu bir kısım beyanlarından döndüğü görülmüşse de, öncelikle sanığa etkin pişmanlıkla ilgili detaylı bilgilendirme yapılarak, bir kısım beyanlarından neden döndüğü haklı bir sebebinin olup olmadığı da sorulmak suretiyle duruşmada hazır edilip beyanlarının alınması, vereceği bilgilerin örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumlarına uygun faydalı bilgiler olup olmadığı, eldeki bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden sorulup değerlendirilerek sonucuna göre,etkin pişmanlıkta bulunduğu aşama da dikkate alındığında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması, nedeniyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 01.03.2019 tarihli ve 2018/614 Esas, 2019/273 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Tokat 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.04.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/16905, K. 2023/2121, T. 10.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2021-16905-e-2023-2121-k-d624151d7d46