Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/16569 E. 2023/1243 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2021/16569
Karar No
2023/1243
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/852 E., 2019/201 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.10.2018 ... ve 2017/404 Esas 2018/345 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 18.02.2019 ... ve 2018/852 Esas 2019/201 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 15.10.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi özetle; ByLock kullanıcısı olmadığı, Bank Asyada hesabı bulunmadığı, iltisaklı dernek sendika üyeliği olmadığı bu nedenlerle örgütle alakası olmadığı gözetilerek ilk derece mahkemesi tarafından silahlı terör örgütüne üye olma suçundan CMK'nın 223/2-b maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerekirken 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmesi ve istinaf talebinin Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi tarafından esastan reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Her ne kadar sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmış ise de; sanığın örgüt içi haberleşme programlarını kullandığına dair herhangi bir tespitin olmadığı, sanığın Bank Asyada 2010 yılında hesap açtırdığı ancak şüpheli bir hesap hareketine rastlanmadığı, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı kapatılan herhangi bir dernek,vakıf veya sendikaya üye olduğuna dair tespitin bulunmadığı, GARSON isimli gizli tanık tarafından teslim edilen SD kart içerisindeki bilgilerden elde edilen veri inceleme raporunun tek başına sanığın örgüt ile organik bağ oluşturarak örgüt mensubu olduğuna kanıt olamayacağı,zira sanığın süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylemlerle örgüt faaliyetlerine iştirak etmesi, örgütün nihai amacı doğrultusunda eylemlerde bulunması gerektiği, sanığın 2014 yılı öncesi sohbetlere katıldığına ilişkin tanık beyanlarının sanığın örgütün hiyerarşisine bilerek ve isteyerek girdiğine, örgütten talimat alıp bunu uyguladığına ilişkin delillerden olmayıp örgüte sempati ile baktığını gösterir delillerden olduğu, dosya kapsamında sanığın söz konusu örgüte üye olduğunu gösterecek şekilde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerine ilişkin delillerin bulunmadığı, durum karşısında sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden arınmış, kesin, somut ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmakla yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince yüklenen silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle sanığın beraatine dair karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere: Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.) Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (... özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280) Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, tanık anlatımlarına, sanık savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın örgüt içi haberleşme programlarını kullandığına dair herhangi bir tespitin olmadığı, sanığın Bank Asyada 2010 yılında hesap açtırdığı ancak şüpheli bir hesap hareketine rastlanmadığı, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı kapatılan herhangi bir dernek,vakıf veya sendikaya üye olduğuna dair tespitin bulunmadığı, GARSON isimli gizli tanık tarafından teslim edilen SD kart içerisindeki bilgilerden elde edilen veri inceleme raporunun tek başına sanığın örgüt ile organik bağ oluşturarak örgüt mensubu olduğuna kanıt olamayacağı karşısında; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanığın delil yetersizliğinden beraatine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle; yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre; Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 18.02.2019 ... ve 2018/852 Esas 2019/201 sayılı Kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.03.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/16569, K. 2023/1243, T. 14.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2021-16569-e-2023-1243-k-d8a82157222a