Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/16468 E. 2023/1770 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/16468
- Karar No
- 2023/1770
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/4332 E. 2019/671 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 ncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanuna eklenen geçici 5 nci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.07.2018 tarihli ve 2018/360 Esas, 2018/456 sayılı Kararı sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314/2, 221/4-2. cümle, 221/5, 62, 53/1-2-3, 58/6, 58/9, 63. maddeleri ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı) 3, 5/1. maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve sanık hakkındaki cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.04.2019 tarihli ve 2018/4332 Esas, 2019/671 sayılı Kararı Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 29.09.2021 tarihli ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanık hakkında, usûl ve kanuna aykırı şekilde eksik araştırma ve delillerin aleyhine ve yanlış nitelendirilmesi, yetersiz gerekçe ile mahkûmiyet kararı verildiğine, pişmanlığını polis ifadesinde, savcılık ifadesinde ve yerel mahkemece görülmekte olan duruşma süresince hiçbir tereddüt yaşamadan belirtmesine ve samimi bir şekilde tüm bildiklerini anlatmasına rağmen ceza aldığına, TCK'nın 221/3 üncü maddesi tatbiki gerektiğine, savunma için süre verilmediğine, tanıklar dinlenmediğine ve savunma hakkı kısıtlandığına, mesleği gereği ticari amaç ile yapıda yer aldığına, örgütsel bir durum içerisinde bulunmadığına, 17/25 Aralık dönemlerinde İstanbulda yaşadığı için bahsedilen toplantılara katılması mümkün olmadığına, HTS kayıtlarında görüşmelerin mesleği gereği yapmış olduğu görüşmeler olduğuna, bilirkişi raporunda belirtildiği gibi sadece kredi kartı borcunun ödendiği başka hiçbir şekilde hesaba para yatırılmadığına, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, vesaireye ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince "Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mütevelli grubu içinde yer alması, örgüt toplantılarına katılması, Bank ... isimli örgüt finans kuruluşunda hesabının bulunması, örgütle iltisaklı MASİAD isimli dernek adı altında yasal görünümlü örgütsel faaliyetlere katılması, örgüt üyeleri ile örgüt ele başının görüştürülmesi faaliyetlerinde bulunması, dernek ve HTS kayıtlarından örgüt ile ilişkisinin devam ettiğinin anlaşılması, örgüt üyeliği ve örgütsel faaliyetlerine ilişkin ikrarları hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz eden organik bağının bulunduğu, sanığın eylemlerinin bir bütün halinde silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, sübut bulan suçtan eylemine uyan 3713 sayılı TMK'nun 7/1 maddesi delaletiyle TCK'nın 314/2 maddesi uyarınca suçun işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanığın örgütün gerçek amacını bilen ve örgüt amaçları doğrultusunda örgüt bilinci ile hareket eden mütevelli heyetinde yer alması gözetilerek takdiren ve teşdiden alt sınırdan kısmen uzaklaşılarak hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sanığın cezasında TCK'nın 221/4-2 inci cümlesi ve TCK 62 inci maddesi uyarınca indirim yapılmasına dair aşağıda yazılı hükmün kurulması gerektiği sonuç ve vicdani kanaate varılmıştır." gerekçesiyle atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, suç tarihinin sanığın yakalandığı 23.12.2016 tarihi olarak gösterilmemesi maddi hata olarak kabul edilmekle, tekerrür hükümleri uygulanırken doğrudan ve yalnızca 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının uygulanmasına ilişkin düzeltme sebebi dışında bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir. IV. GEREKÇE 1.Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (... özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'nin cemaat olarak bilindiği dönem itibariyle mütevelli heyetinde yer alan ve sohbet adı altında örgütsel toplantılara katıldığı anlaşılan sanığın, söz konusu yapının kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonraki tarihte örgütsel nitelikte eylem ve faaliyetlerinin tespiti bakımından; mahkemede dinlenmeyen tanıklar da dahil olmak üzere tüm tanıkların yeniden beyanları alınarak, sanığın anılan dönemden sonrasına ilişkin faaliyetinin bulunup bulunmadığı sorulduktan, eylem ve faaliyetlerinin tespiti halinde yer ve zaman belirtmek sureti ile somutlaştırıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yetersiz belgelere dayanılarak eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. 2- Kabul ve uygulamaya göre ise; Sanığın rutin Bank ... hareketlerinin müsnet suç yönünden delil ya da örgütsel faaliyet olarak kabul edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.04.2019 tarihli ve 2018/4332 Esas, 2019/671 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.03.2023 tarihinde karar verildi.