Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/14342 E. 2023/1612 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2021/14342
Karar No
2023/1612
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/1505 E., 2018/2214 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286 ıncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine, anılan Kanuna eklenen 5 inci maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde belirlenen süre içerisinde temyiz edildiği, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.01.2018 tarihli ve 2017/211 Esas, 2018/23 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin üçüncü ve 220 nci maddesinin yedinci fıkraları delaletiyle, 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 26.10.2018 tarihli ve 2018/1505 Esas, 2018/2214 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, netice cezanın 1 yıl 13 ay olarak düzeltilmesi suretiyle, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir. 3. 7188 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 02.10.2021 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, Yerel Mahkemenin kararının haksız ve hukuka aykırı olduğu, müvekkilin örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiği tespitinin yerinde olmadığı, delil olarak ileri sürülen dernek üyeliği, gazete aboneliği, çocuklarını belirtilen okula gönderme ve yurt dışı gezilerinin müvekkilin örgüte yardım amacıyla yaptığı işler olmadığı, müvekkile atfedilen suçlama ve bu suçlamaların delili olarak gösterilen olay ve olguların tamamının 17/25 Aralık sürecinden önce yaşandığı, 17/25 Aralık süreci sonrasında müvekkilin bu yapı ile muhatap dahi olmadığı, müvekkilin bu yapıyla muhatap olduğu dönemde bu yapının suç örgütü olduğuna dair bir bilgi ve bilincinin olmadığı, müvekkilin kendi imkân ve gücünü hiçbir zaman bu örgüte kullandırmadığına ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Kemalpaşa ilçesinde esnaf olan sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bağlı Kemalpaşa İşadamları Derneğinin üyesi olduğu, FETÖ/PDY örgütünün yayın organlarından Zaman gazetesine aboneliğinin bulunduğu, sanığın çocuklarını FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle KHK ile kapatılan Turgutlu Gündüzalp Kolejinde okuttuğu, Kemalpaşa İşadamları Derneğinin düzenlediği yurtdışı geziye katıldığı, sanığın savunmasında "...M.. A..'nın bahçeli evindeki sohbet toplantılarına bir kaç kez katıldım. Sohbet toplantılarında Yusuf Hoca 40-45 dakika dini sohbet yapardı..." şeklinde ikrarı bulunduğu, yine tanık A.O.'nun da bu hususu beyanlarıyla doğruladığı, yine tanık Z.B.'nin KİAD'ın düzenlediği kahvaltı programlarına 1-2 kez katıldığı, sanığı da burada gördüğüne ilişkin beyanlarının mevcut olduğu, dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Ancak sanığın FETÖ/PDY üyesi olup olmadığı, bu terör örgütünün hiyerarşisine dahil olup olmadığı hususunda ortaya bir şüphenin çıktığı, mevcut delillerin örgüt üyeliği için yeterli olmadığı, zira silahlı terör örgütüne üye olma suçu, failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmasıyla tamamlanır. Amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinin birisi de “kuşkudan sanık yararlanır” (in dubio pro reo) ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından taşıdığı önemden dolayı göz önünde tutulması gereken herhangi bir meselede baş gösteren kuşkunun, sanığın yararına değerlendirilmesidir. Bu itibarla mahkememizde yapılan yargılamada ortaya çıkan kuşku nedeniyle sanığın FETÖ/PDY örgütünün hiyerarşisine dahil olmadığı ancak delillerin bütün olarak değerlendirilmesinde sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmamakla ve bu örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiğinin sabit olduğu mahkememizce kabul edilmiş, sanığın inkara yönelik olan savunmasına delillerin mahiyeti ve ispat gücü anlamında mahkememizde bir tereddüt yaşanmadığından itibar edilmemiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, netice cezanın hesaplanmasında yapılan hatanın düzeltilmesi dışında, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; 1.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadale bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır. 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinden yararlanabilmek için; yakalandıktan sonra örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, atılı eyleme ilişkin yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3'ten 3/4'e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, soruşturma aşamasında müdafi katılımlı kolluk ifadesinde etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyan eden, kovuşturma aşamasında önceki beyanlarını doğrulayan sanığın, müdafii tarafından kovuşturma aşamasında lehe olan hükümlerden faydalanmak istediğini de belirtmesi karşısında, duruşmada hazır edilerek etkin pişmanlık hükümlerinin mahiyeti anlatıldıktan sonra yeniden ayrıntılı şekilde beyanlarının alınması, verdiği bilgiler ve bilgilerin doğruluk ve faydalılık derecesi nazara alınarak 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılıp değerlendirilerek bir karar verilmesinde zorunluluk bulunması, 2.Soruşturma aşamasında etkin pişmanlıktan faydalanmak istediğini beyan eden sanığın, 17/25 Aralık sürecinden sonra yapı ile olan tüm bağını koparttığını ifade etmesi, özellikle mahkemede tanık olarak dinlenen A.O.'nun, 17/25 Aralık 2013 tarihinden önce sanığı bir kaç kez sohbet toplantılarında gördüğüne dair beyanları ile diğer tanıkların da bu hususu doğrular nitelikte ifadeleri gözetilerek; sanığın örgütün görünen yüzü ortaya çıktıktan sonra da örgütsel bağlantısını devam ettirip ettirmediğinin şüpheye yol açmayacak şekilde tespit edilmesi, mahkemece yardım niteliğinde kabul edilen eylemlerin karar yerinde açıkça gösterilmesi gerekirken yetersiz belgelere dayanarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Nedeniyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 26.10.2018 tarihli ve 2018/1505 Esas, 2018/2214 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.03.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/14342, K. 2023/1612, T. 28.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2021-14342-e-2023-1612-k-fbda46caa612