Yargıtay · 21. Hukuk Dairesi
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2018/6267 E. 2019/6352 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 21. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2018/6267
- Karar No
- 2019/6352
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi K A R A R A)Davacı İstemi: Dava, davacının davalı apartmanda 2011 yılı Şubat ayından bugüne kadar kesintisiz olarak kapıcı olarak geçen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir. B)Davalı Cevabı: Davalı apartman yöneticiliği vekili cevap dilekçesinde özetle; apartmanda hiç bir zaman kapıcı çalıştırılmadığını, apartman yönetiminin davacının eşi ile kira ilişkisinin dışında herhangi bir ilişkisinin olmadığını, davacının kapıcılık hizmeti olarak nitelendirilecek herhangi bir sürekli ve bütünlüklü hizmeti olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya ait yapılan sorgulamada SGK kapsamında sigortalı tescil bilgilerinin bulunmadığının tespit edildiğini, bilgisayar işyeri tescil kayıtlarının incelenmesinde, diğer davalının müvekkili kurumda işyeri kayıtlarının tescil edilmediği ve kanun kapsamına alınmadığının tespit edildiğini, tespiti istenen süreler ile ilgili 5 yıllık hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını beyanla davanın reddini talep etmiştir. C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı: İlk derece mahkemesince; davacının, davalı apartmanın kapıcı dairesinde kira karşılığı oturduğu, 8 katlı 16 daireden oluşan bahçeli ve kalorifersiz bir apartman olduğu anlaşılan binanın temizliğini yaptığı, camlarını sildiği, bahçe bakımı yaptığı ancak bu işleri yaparken bir yandan da kimi günlerde tam gün veya yarım gün gündelik temizliğe gittiği gerekçesiyle davacı ...’ın İzkent mah. 8840 sokak no:1/17 .../... adresinde bulunan ... Apartmanı Yönetim Kurulu Başkanlığına ait kapıcılık işi işyerinde 01/02/2001-31/03/2012 tarihleri arasında asgari ücret ile kısmi süreli (part-time) olarak toplam 268 gün çalıştığı, bu çalışmasının davalı kuruma bildirilmediğinin tespitine karar verilmiştir. D) İstinaf Başvurusu; Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, kısmi süreli mi tam zamanlı çalışma mı olduğunun tespiti açısından keşif yapılması gerektiğini, ancak yapılmadığını, davacının 2001 yılından beri tam zamanlı çalıştığını, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı Apartman vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tanıklarının çelişkili beyanlarda bulunduğunu, davacının resmi kurumlara kapıcılık yapmadığına, kiracı olarak bulunduğuna dair bizzat beyanları bulunduğunu, kısmi süreli çalışmanın sürekli bir çalışma olduğunu, ancak davacının sürekli çalışmadığını, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; tanıkların beyanlarının birbiri ile örtüşmediğini ve çelişki oluşturduğunu, çalışma olgusunun hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmediğini, sabit olmayan davanın reddi gerektiğini, yerel mahkemece eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. D)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı: Bölge Adliye Mahkemesi’nce davacının kısmi süreli çalıştığı, bilirkişi raporunun oluşa uygun, yargısal denetime elverişli, somut veri ve gerekçelere dayalı, yöntemince düzenlendiği, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle “davacı vekili, davalı kurum vekili ve ... Apartmanı Yönetimi (Kat Maliklerini temsilen Yönetici İşveren Recep Aslan) vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir. E)Temyiz: Davalı vekili, davacı ile davalı apartman yönetimi arasındaki ilişkinin kapıcılık ilişkisi olmadığını, davacı kısa süreliğine kiracı olarak oturduğunu, ilk 1-2 yıl haftada bir gün bir saat ücret karşılığında merdiven temizliği yapmak dışında hiçbir iş yapmadığını, bu hususun dinlenen tanık beyanlarıyla da ispatlandığı gerekçeleriyle temyiz yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili, tanıkların büyük çoğunluğunun bu çalışmaların daha sonra başka insanlar tarafından yerine getirilmekte olduğunu beyan ettiğini, tanık ifadeleri bu kadar çelişkili iken davacının 01.02.2001-31.03.2012 tarihleri arasında çalıştığı yönünde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu gerekçeleriyle temyiz yoluna başvurmuştur. F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yasal dayanağı 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri olan bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği ya da çalıştıklarının Kurumca tespit edilip edilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu yasal koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, Kanun'un kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmasının konusu, sürekli kesintili mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenmeli, işyerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve posta başı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlendikten sonra ücret konusu üzerinde durulmalı, tespiti istenilen sürenin evvelinde ve sonrasında beyyine başlangıç sayılabilecek ödeme belgeleri ve sair bu nitelikte bir belge yoksa Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunun m.288 de yazılı sınırları taşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranmalı, bu sınırlar altında kalan ücret alma iddialarında ücret miktarları tanıklardan sorulmalı, 506 sayılı Yasa'nın 3/B-D maddeleri ile 5510 sayılı Yasa'nın 6/a-c maddelerinde de olduğu gibi ücretin sigortalı sayılmanın koşulu olan durumlarda ücret alma olgusunun var olup olmadığı özellikle saptanmalıdır. Bu davalarda işverenin kabulünün tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı göz önünde tutulmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır. Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı apartman işyerinde kapıcı olarak çalıştığını beyan eden davacı adına davalı işyerince düzenlenen işe giriş bildirgesi ve davalı Kurum'a bildirilen hizmet bulunmadığı, davalı apartman işyerinin tescil kaydı olmadığı, davacının ve eşinin davalı Huzur Apartmanı talep edilen dönemde kapıcı dairesinde oturdukları anlaşılmaktadır. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince davacının işten çıkış tarihi hususunda da tanık beyanlarında bir açıklık bulunmadığı kabul edilerek, davacının kayınvalidesi olan tanık ...’in “2012 yılının mart ayı sonunda yönetici değişince davacının işine son verdiklerine dair beyanı” dikkate alınarak yeni yönetici seçim tarihi olan 31/03/2012 tarihinin işten çıkış tarihi olarak kabul edilerek hüküm kurulduğu, ancak apartman yönetiminin karar ve işletme defteri ile gelir-gider defterlerinin celp edilmediği, eylemli çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla sağlıklı bir biçimde belirlenmeden, gerçek çalışmanın süresi netleştirilmeden davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenine ilişkin olduğu göz önünde tutularak, davalı apartmanın ihtilaflı dönemdeki yönetim kurulu karar defterleri ve işletme defterleri ile gelir-gider defterlerini, ödeme kayıtlarını, banka kayıtlarını getirterek, davacının eşinin hizmet cetvelini dosya arasına alarak talep edilen dönemde çalışması bulunup bulunmadığını tespit etmek, yapılan işin özelliğine göre anılan dönemde faal oldukları kayden tespit edilen, bakkal, market gazeteci ve benzeri işyerlerinin sahipleri veya bu işyerlerinin kayıtlarda çalışmaları belli olan çalışanları ile aynı apartmandaki kiracılar ile komşu apartmanlarda kapıcı olarak çalışan komşu işyeri tanıklarını tespit ederek dinlemek ve böylece toplanan deliller ışığında, davalı apartmanda kapıcı çalışıp çalışmadığı, çalışıyorsa davacının mı çalıştığını ortaya koyarak değerlendirmek sureti ile, davacının çalışmasının hangi tarihte başlayıp sona erdiğini şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ortaya koymak ve varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin ve davalı Huzur Apartmanı Yönetimi (Kat Maliklerini temsilen Yönetici İşveren Recep Aslan) vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurulması gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı kaldırılmasına ve ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. G)SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan Huzur Apartmanı Yönetimine iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.