Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/6870 E. 2024/5436 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6870
- Karar No
- 2024/5436
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2156 E., 2023/66 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/285 E., 2019/353 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti ve sigorta primine esas kazancın tespiti istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalı şirket vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı işyerinde 01.01.2013-30.08.2017 tarihleri arasında, kesintisiz ve aralıksız olarak çalıştığını, müvekkilinin davalı işyerinde çalışırken SGK'ya başvurduğunda, çalıştığı süreye ve aldığı ücrete göre sigorta gün sayısının eksik ve kıdem tazminatını bölmek için, farklı firmalar üzerinden bildirildiğini ve sigorta priminin noksan yatırıldığını gördüğünü, bu durumu şirket temsilcisine bildirdiği zaman, davalı tarafından iş akdine derhal son verildiğini, müvekkilinin davalı işyerinde 27 BK 797 plakalı damperde ve 27 VU 266 plakalı pikapta şoförlük yaptığını, zaman zaman da davalı tarafından yaptırılan inşaatların başında inşaat çavuşu olarak (işçi sorumlusu ve temsilcisi) görev yaptığını, müvekkilinin bu araçları kullanırken birkaç kez de trafik cezasına maruz kaldığını, müvekkilinin 01.01.2013 tarihi ile 30.08.2017 tarihleri arasında kesintisiz olarak davalı işyerinde çalışmasına rağmen farklı farklı işyerlerinde sigortalı olarak gösterildiğini, oysa ki müvekkilinin belirtilen tarihlerde davalı işyerinden başka işyerinde çalışmadığını, davalı şirketin işe giriş ve işten çıkış için hiçbir şekil ve suretle de olsa SGK işe giriş ve çıkış bildirgelerine imza atmadığını, davalı tarafından müvekkilinin yerine imza atıldığını, bir anlamda evrakta sahtecilik suçu işlediklerini, müvekkilinin çalışma süresinin eksik gösterildiğini, son olarak aldığı aylık ücretin 1.700,00 TL olmasına rağmen sigorta priminin noksan yatırıldığını belirterek davacının sadece davalı işyerinde (SGK kayıtlarının aksine başkaca işyerlerinde bir çalışması olmaksızın) 01.01.2013-30.08.2017 tarihleri arasında kesintisiz ve aralıksız olarak, son olarak 1.700,00 TL ücret ile çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı firmanın inşaat işi yaptığını, devletten ihale yolu ile okul, sosyal tesis, onarım vb.inşaat işi aldığını ve tamamlayıp teslim ettiğini, süreklilik arz eden bir işi bulunmadığını, yapılan işin özelliği gereği büro çalışanı dışındaki tüm işçilerin geçici işçi statüsünde olduğunu, inşaat işi bittiğinde veya damper-kamyon ve kamyonetle yapılacak iş kalmadığında araçların bağlandığını ve geçici işçilerin de görevinin sona erdiğini, davacının 01.01.2013 tarihinde davalı firmada şoför olarak işe girdiğini ve belirtilen araçları kullandığını, ancak yapmayı taahhüt ettikleri inşaat veya inşaatların dışında işçi çalıştırılmadığını, davacının da aynı durumda olduğunu, davalı firmada yapılacak iş olmadığı zamanlarda günü birlik işlere gittiğini veya başka müteahhitlerin yanında çalıştığını, tarafların akraba oldukları için yeni bir iş alındığında öncelikle ve tercihli olarak davacının çağrıldığını ve işini yapması için araç anahtarının teslim edildiğini, çalışılmadığı zamanlarda bu araçların anahtarının şirket ofisinde olduğunu, araçların çalıştırılamayacağını, ancak bir arkadaşın ihtiyacı varsa, kendisinin bizzat veya sürücüsü tarafından alınıp geçici süre kullanılmış olabileceğini, davacı için de aynı şeyin söylenebileceğini, davacı ile davalı şirket yetkililerinin yakın akraba olduğunu, çalışmadığı zamanlarda şirkete gelip gittiğini, kendisine araç lazım olduğu zaman müsaade ile anahtarı alarak gittiğini, eğer böyle bir zamanda ceza yemişse bunun şirkette çalıştığının kanıtı olmadığını, müvekkili firmanın davacıyı başka firmalar yanında çalışıyormuş gibi gösterme mecburiyetinin olmadığını, kendisinin iş bulduğunu ve çalıştığını, çalıştığı zamanlarda hep asgari ücret üzerinden ücretini aldığını, diğer emsal çalışanlardan farklı bir ayrıcalık olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; hizmet tespiti davalarının yasal dayanağının 506 sayılı Kanun'un mülga 79/10 uncu maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddesi olup, konuya ilişkin Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin emsal kararlarında da açıkça belirtildiği üzere (10. Hukuk Dairesi 28.02.2006 tarih ve 2005/11870 Esas 2006/2054 Karar) bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirdiğinden, işverenin kabulünün tek başına hukuki sonuç doğurmayacağını, bu davaların 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 maddesi gereğince 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olup, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren dava tarihine kadar 5 yıl geçmiş ise davanın hak düşürücü süre yönünden reddini dilediklerini, işe giriş bildirgesinin verilmiş olsa bile işe giriş bildirgesinden önceki sürelerle ilgili hak düşürücü sürenin işleyeceğinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacıya ait kurumları kayıtları incelendiğinde; 1087347 sicil sayılı işyerinde 24.01.2013 tarihinde işe giriş bildirgesi verildiğini, çalışmaya başladığını, daha sonraları çeşitli tarihlerde farklı işyerlerinde giriş çıkışlarının mevcut olduğunu, çalışmış olduğu sürelerin kuruma bildirildiğini, kurum kayıtlarına göre davacının davalı işverene ait işyerinde kuruma bildirilen günler dışında çalıştığını gösterir bir tespit ve belge bulunmadığını, bu itibarla kurum kayıtları ile çelişen davanın reddine, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydınla bil farz dava kısmen de olsa kabul edilse dahi davayı kurumlarını tahrik etmediğinden ve kusurunun da bulunmadığından yargılama gideri ile ücreti vekalete sorumlu tutulmaması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesince, "Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının davalıya ait işyerinde 31.05.2014-01.09.2014, 22.10.2014-21.12.2014, 10.06.2017-20.07.2017 tarihleri arasında, ayrıca 01.06.2015 ve 30.09.2015 tarihlerinde hizmet akdine tabii olarak sigorta primine esas kazancın alt sınırından çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı şirket vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur. B.İstinaf Sebepleri: 1.Davacı vekili, dosyadaki delillerin objektif bir şekilde incelenip değerlendirilmediğini, tanık ifadeleri gereğince davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davacının çalışırken işyeri temsilcilerinden aldığı talimat üzerine çeşitli işyerlerinde çalıştığını belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf yasa yoluna başvurmuştur. 2.Davalı şirket vekili, davalı işyerinin aktif olarak sürekli çalışmadığını, SGK'dan her iş yeri için işe başlama ve işe terk tarihlerinin sorulması gerektiğini, davacının çalışmalarının kesintili olduğunu belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf yasa yoluna başvurmuştur. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili dilekçesinde özetle; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili; davanın eksik inceleme sonucu karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3..Davalı şirket vekili dilekçesinde özetle; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; hizmet tespiti ile sigorta primine esas kazancın tespiti istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgililere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.