Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2026/4820 E. 2026/7213 K. – Nişan Bozulması
Konu: Nişan Bozulması Nedeniyle Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/4820
- Karar No
- 2026/7213
- Karar Tarihi
- Konu
- Nişan Bozulması Nedeniyle Tazminat
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/184 E., 2026/398 K. DAVA TÜRÜ : Tazminat (Nişanın Bozulması Nedeniyle) İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzincan 1. Aile Mahkemesi SAYISI : 2025/263 E., 2025/453 K.
Taraflar arasındaki nişan bozulması nedeniyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm tesisine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı kadın vekili tarafından manevî tazminatın reddi yönünden; davalı erkek vekili tarafından ise katılma yoluyla maddî tazminat yönünden temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararda dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde; Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
3. Davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Davacı kadın dava dilekçesinde tarafların 24.01.2023 tarihinde nişanlandığını, düğün hazırlıkları ve evlilik alışverişi yapıldığını, davalının 21.03.2023 tarihinde hiçbir haklı neden olmadan mesajla nişanı bozduğunu, kısa süre sonra başka bir kadınla evlendiğini, nişanlılık devam ederken başka bir kadınla görüştüğünü ve sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini, bu nedenle büyük üzüntü yaşadığını ve kişilik haklarının zedelendiğini ileri sürmüş, bu gerekçelerle maddî ve manevî tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı erkek, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmadığını, evlenmesinin nişan sona erdikten sonra gerçekleştiğini, manevî tazminat şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince dava kabul edilerek maddî ve manevî tazminata karar verilmiş, taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; manevî tazminata karar verilebilmesi için istemde bulunan nişanlının kişisel haklarının fahiş olarak zarara uğramış olması gerektiği, bu fahiş zararın somut olay ve nedenlere dayanılarak ispat edilmesi gerektiği, nişanın bozulmasının tek başına manevî tazminat sorumluluğu doğurmayacağı ve davacının kişilik haklarının yukarıda belirtildiği düzeyde zarar gördüğünü ispat edemediği gerekçesi ile davacının manevî tazminat talebinin reddine, maddî tazminat talebinin kısmen reddedilmesi nedeni ile AAÜT tarifesi gereğince davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekmesine rağmen buna dair hüküm kurulmaması hatalı olduğundan bu yönden yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 120. maddesinde "Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddî fedakârlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır." hükmü yer almaktadır.
Nişanın bozulması nedeniyle maddî tazminata hükmedilebilmesi için davacının nişan sebebiyle yaptığı ve boşa giden giderler ile uğradığı gerçek zararın ispat edilmesi gerekir. Somut olayda davacının maddî tazminat talebine dayanak yaptığı eşyaların tamamının davacının zilyetliğinde kaldığı davacı tarafın da kabulündedir. Davalı bu eşyalardan herhangi bir yarar sağlamamış, eşyalar davacı tarafından muhafaza edilmiştir. Davacının elinde bulunan ve kullanma imkânına sahip olduğu eşyalarının bedelinin ayrıca maddi tazminat olarak davalıdan tahsiline karar verilmesi, davacının aynı malvarlığı değeri üzerinden ikinci kez menfaat elde etmesine yol açmaktadır. Bu durum hakkaniyet ve zarar hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Buna göre, mahkemece davacının elinde bulunan eşyalarının bedelinin maddi tazminat kapsamına dahil edilmesi isabetsiz olmuştur. O halde, davacı lehine hükmedilen maddi tazminata ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının maddî tazminat yönünden davalı erkek yararına BOZULMASINA, 2.Davacı kadın vekilinin temyiz itirazlarının ise reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Adli yardımdan yararlanması sebebiyle başlangıçta alınmamış olan aşağıda yazılı karar ve ilam harcı ile temyiz başvuru harcının davacıya yükletilmesine, Temyiz peşin harcının istek halinde yatıran davalıya geri verilmesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.