Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/9856 E. 2026/5029 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/9856
- Karar No
- 2026/5029
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1856 E., 2025/770 K. DAVA TÜRÜ: Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ: Saray (Tekirdağ) 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi SAYISI : 2022/546 E., 2024/363 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 40 ıncı ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18 inci maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede; Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı erkek vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edildiği, bu sebeple de temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı belirlenmiştir.
Adli yardım, temyiz yoluna başvuru sırasında talep edilmekle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtaya aittir.
Adli yardım, 6100 sayılı Kanun’un 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelere göre gerçek kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıfların yararlanabileceği adli yardımın şartları, ödeme gücünden yoksun olma ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Adli yardım talebinde bulunan gerçek kişi veya tüzel kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri de mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı, bu belgeler incelenerek belirlenecektir.
Bu açıklamalar ışığında adli yardım talebinde bulunan tarafın, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşıldığından, adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Taraflar arasında görülen boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda İlk Derece Mahkemesince, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı erkek tam kusurlu kabul edilerek davacı kadının davasının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiş, hüküm davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, maddî ve manevî tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri yönünden istinaf edilmiştir. Dosya istinaf aşamasında iken davacı kadının 19.12.2024 tarihinde ölümü üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki evlilik birliği ölümle sona erdiğinden, konusuz kalan boşanma davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 4721 sayılı Kanun'un 181 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, sağ kalan davalı erkeğin evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kusurlu olduğunun tespitine karar verilmiş, karar yukarıda gösterildiği şekilde temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar taraflar arasındaki evlilik birliğinin kadının ölümü ile sona erdiği gerekçesiyle yazılı şekilde 4721 sayılı Kanun'un 181 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmiş ise de İlk Derece Mahkemesince kadının davasında verilen boşanma hükmü taraflarca istinaf edilmeyerek kesinleşmiş olup taraflar arasındaki evlilik birliği ölümle değil boşanmayla sona ermiştir. Somut olayda davacı kadının ölüm tarihi itibariyle taraflar arasındaki evlilik birliği boşanmayla sona erdiğine göre 4721 sayılı Kanun'un 181 inci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmasına imkan bulunmamaktadır. O halde Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki evlilik birliğinin ölümle değil boşanmayla sona erdiği dikkate alınarak, davalı erkek vekilinin istinaf dilekçesinde belirttiği istinaf sebepleri ile sınırlı olacak şekilde istinaf incelemesi yapılarak sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.