Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2026/827 E. 2026/7237 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/827
- Karar No
- 2026/7237
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1733 E., 2025/1616 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Aile Mahkemesi SAYISI : 2021/358 E., 2024/474 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek vekili tarafından karşı davanın kabulü, kusur belirlemesi, velâyet, hükmedilen nafaka ve tazminatlar ile reddedilen tazminatlar yönünden; davalı-davacı kadın vekili tarafından ise asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, hükmedilen nafaka ve tazminatların miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-davalı erkek vekilinin tüm, davalı-davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflarca, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan "evlilik birliğinin temelinden sarsılması” hukuki sebebine dayalı olarak karşılıklı açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince verilen kararda, erkeğin bağımsız konut tesis etmemesi, eşine ve çocuğuna gereken ilgi ve alakayı göstermemesi, ailesinin evliliğe müdahalesine sessiz kalması ve psikolojik şiddet uygulaması nedeniyle kusurlu olduğu; kadının ise ailesinin yanına gittiğinde evine geri dönmemesi ve eşine ısınamadığını, dönmeyeceğini söylemesi nedeniyle kusurlu olduğu, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu belirtilerek her iki davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebiyle boşanmalarına ve boşanmanın fer’ilerine karar verilmiştir. Karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar Mahkemece kadına “ailesinin yanına gittiğinde evine geri dönmek istememe” vakıası kusur olarak yüklenmiş ise de davacı-davalı erkeğin 4721 sayılı Kanun’un 164 üncü maddesinde yer alan “terk” hukuki sebebine dayalı davası bulunmadığından terk kusuru yüklenemeyeceği gibi davacı-davalı erkeğin bağımsız konut tesisi etmemesi nedeniyle kadına eve dönmeme kusuru yüklenemez. Bununla birlikte, kadına kusur olarak yüklenen “ısınamadığını ve dönmeyeceğini söylemesi” vakıası yönünden yapılan değerlendirmede ise; dinlenen tanıkların sözlerinin bir kısmı 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla; davalı-davacı kadının kusuru ispatlanamadığından erkek tarafından açılan boşanma davasının reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile asıl davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
3.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında kadın yararına takdir edilen maddî ve manevî tazminat azdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddesi hükümleri dikkate alınarak kadın yararına daha uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerekmiştir.
KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi ve hükmedilen tazminatların miktarı yönünden kadın yararına ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi ve hükmedilen tazminatların miktarı yönünden kadın yararına BOZULMASINA,
3.Davacı-davalı erkek vekilinin tüm, davalı-davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden...'a yükletilmesine, yatırılan harcın mahsubuna, Temyiz peşin harcının istek halinde yatıran ...'ya geri verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.