Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2026/427 E. 2026/7210 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/427
- Karar No
- 2026/7210
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/426 E., 2025/2871 K. DAVA TÜRÜ : Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Karapınar 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi SAYISI : 2021/518 E., 2023/506 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın vekili tarafından davanın kabulü ve fer'ileri yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı erkek tarafından açılan boşanma davasının reddine karar verilmiş, hükmün davacı erkek tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı erkeğin istinaf talebinin kabulü ile boşanma davasının kabulüne tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 166/1 inci maddesi uyarınca boşanmalarına karar verilmiştir.
Yapılan yargılama, taraf beyanları, tanık anlatımları, ceza dosyası ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalı kadın hakkında erkeğin önceki evliliğinden olan çocuklara yönelik kasten yaralama suçundan ceza yargılaması yapılmış ise de, davacı erkeğin bu olay nedeniyle davalıdan şikâyetçi olmadığı, olay sonrasında tarafların evlilik birliğini sürdürmeye devam ettikleri anlaşılmaktadır. Bu durumda, ceza yargılamasına konu olayın davacı erkek tarafından affedildiğinin kabulü gerekir. Affedilen vakıalar kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağından davalı kadına bu vakıa kusur olarak yüklenemez. Öte yandan, davalı kadının daha önce açtığı boşanma davasından feragat ettiği, feragatten sonraki dönemde de davacı erkeğin evlilik birliğinden kaynaklanan eşine ve çocuğuna maddi ve manevi destek olma yükümlülüklerini yerine getirmediği, aile birliğine ilgisiz kaldığı dosya kapsamındaki delillerle sabittir. Buna göre, davalı kadının boşanmayı gerektirir başkaca kusurlu bir davranışı ispat edilemediği; buna karşılık davacı erkeğin evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan belirtilen davranışları nedeniyle tam kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Tam kusurlu eş kendi kusuruna dayanarak boşanma talebinde bulunamaz. O halde; Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
KARAR Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının davanın kabulü yönünden davalı kadın yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.