Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/5097 E. 2024/6723 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5097
Karar No
2024/6723
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/187 E., 2024/773 K. KARAR : Bozmaya uyularak hüküm tesisi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen karşılıklı boşanma davalarında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının erkek yararına hükmedilen manevî tazminat yönünden bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; kesinleşen kısımlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına, erkeğin manevî tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı-karşı davalı kadın vekili dava ve cevaba cevap dilekçelerinde özetle; erkeğin hepatit B tanısı olduğunu, kaba ve sert hareketlerde bulunduğunu, kadının acı ve ızdırap içinde kaldığını, tedavi olmadığını, tedavi olmadan ilişkiye zorladığını iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesi gereğince davasının kabulüne, tarafların boşanmalarına, kadın yararına yararına aylık 750,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 100.000,00 TL maddî ve 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı-karşı davacı erkek vekili cevap, karşı dava ve ikinci cevap dilekçelerinde özetle; iddiaların asılsız olduğunu, erkeğin kalıtsal olarak sadece taşıyıcı olduğunu, bunun da kalıtsal olduğu için geçecek bir hastalık olmadığını, ailesinin hakaret ettiğini, birlikte yatmak dahi istemediğini, balayından sonra ailesinin yanında kaldığını, eve gelmediğini, hakaret ettiğini iddia ederek 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesi gereğince kadının davasının reddine, davasının kabulüne, tarafların boşanmalarına, erkek yararına 100.000,00 TL maddî ve 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 04.06.2021 tarih, 2023/2449 Esas, 2023/6189 Karar sayılı kararı ile erkeğin Hepatit-B taşıyıcısı olduğu, erkeğin tanıklarının beyanlarından anlaşılacağı üzere bu hususu evlenmeden önce kadına söylenmediği, her ne kadar alınan sağlık kurulu raporunda bahsi geçen rahatsızlığın evlenmeye engel bir rahatsızlık olmadığı belirtilmiş ise de cinsel yolla bulaşabilen, cinsel partnerin aşılı olması gerektiren, tedavi boyunca takip edilmesini gerektiren bir rahatsızlık olduğu, evlenecek kişilerin birbirlerine ait sağlık sorunlarını özellikle evliliğin parçası olan ve cinsel ilişki ile bulaşabilecek sağlık sorunlarını bilmeye hakkı oldukları, erkeğin tüm bu yaşanan hadiselerden sonra kadının baba evine gittikleri ve kadının annesinin erkeğe hitaben "...çağırın ...'ı bunlarına ağzına s..." dediği, hakaret esnasında kadının orada olmadığı, bu sebeple kadına bu hususta kusur atfedilemeyeceği, kadının, erkeğin test sonucu çıkana kadar onunla cinsel birliktelik yaşamak istemeyişi ile ilgili olarak kadına kusur atfedilemeyeceği, tüm bu açıklanan nedenlerle boşanmaya neden olan olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu, kadına atfı kabil kusur isnat edilemediği gerekçesi ile 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince erkeğin davasının reddine, kadının davasının kabulüne, tarafların boşanmalarına, kadın yararına aylık 200,00 TL tedbir nafakasına, kadının yoksulluk nafakası ve manevî tazminat taleplerinin reddine, kadın yararına 15.000,00 TL maddî tazminata karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı-karşı davacı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; kadının dava dilekçesinden erkeğin hastalığı bildiğinin sabit olduğunu, kadının buna rağmen birlikte yaşamaktan kaçındığının ortada olduğunu, kusur belirlemesinin hatalı olduğunu, erkeğin bu rahatsızlığını kadının evlenmeden önce bildiğini ileri sürerek kararın her iki dava yönünden kaldırılmasını, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 16.01.2023 tarih, 2021/2335 Esas, 2023/82 Karar sayılı kararı ile erkeğin Hepatit-B taşıyıcısı olduğunun evlilik öncesi bilindiği hususunun bizzat kadın tarafından sunulan dava dilekçesinde belirtildiği, kadından saklanan bir durumun söz konusu olmadığı, ... Üniversitesi Hastanesinin raporuna göre erkek Hepatit-B taşıyıcısı olup tedaviyi gerektirir bir durumunun bulunmadığının anlaşıldığı, hastalığın cinsel yolla bulaşabileceği, partnerinin aşılı olmasının önerildiği; mevcut hastalığı bilerek evlenen kadının daha sonra yaşadığı korku ile ayrılmayı isteyip, kendi ailesinin yanına döndüğü ve erkek ile ailesinin tüm çabalarına rağmen birlikte yaşamaktan kaçındığı, eşine odun demek suretiyle hakaret ettiği bu tespitlere göre; evlilik birliğinin mevcut hale gelmesinde eşinin Hepatit-B taşıyıcısı olduğunu bilerek evlenen buna rağmen birlikte yaşamaktan kaçınıp eşine hakaret eden kadının tamamen kusurlu olduğu, erkeğe atfedilen eylemlerin ispatlanamadığı; boşanma ile erkeğin mevcut veya beklenen menfaatleri zedelendiği gibi, bu olayların erkeğin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaatler ile hakkaniyet ilkesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci ve 51 inci madde hükümleri dikkate alınarak erkek yararına maddî ve manevî tazminata karar verilmesi gerektiği; kadının tam kusurlu olması nedeniyle yoksulluk nafaka ve tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin gerektiği; boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen almak zorunda olduğu bu nedenle kadın yararına tedbir nafakasına hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) inci alt bendi gereğince erkek vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle kadının davasının reddine, erkeğin davasının kabulüne, 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesi gereğince tarafların boşanmalarına, erkek yararına 15.000,00 TL maddî ve 15.000,00 TL manevî tazminata, kadın yararına dava tarihinden itibaren aylık 200,00 TL tedbir nafakasına, kadının yoksulluk nafakası ile tazminat taleplerinin reddine, erkek yararına yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairenin 13.12.2023 tarih, 2023/2449 Esas, 2023/6189 Karar sayılı kararıyla; Bölge Adliye Mahkemesince kadına kusur olarak yüklenilen hakaret vakıasının ispatlanmadığı, ispatlanmayan vakıanın kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, Bölge Adliye Mahkemesince belirlenen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlara göre yine de kadının tam kusurlu olduğu, 4721 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince manevî tazminata hükmedilebilmesi için boşanmaya sebep olan olayların, tazminat talep eden tarafın kişilik haklarına saldırı niteliğinde olması gerektiği, dosyada mevcut delillerden kadından kaynaklanan ve erkeğin kişilik haklarına saldırı teşkil eden maddî bir hadisenin varlığı kanıtlanmadığı, kadına kusur olarak yüklenen ve gerçekleşen kusurlu davranışların ise manevî tazminatı gerektirmediği, 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin ikinci fıkra koşullarının somut olayda gerçekleşmediği nazara alınmadan erkek yararına manevî tazminata hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının manevî tazminat yönünden kadın yararına bozulmasına, erkek vekilinin tüm, kadın vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin onanmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; boşanmaya neden olan olaylarda; eşinin, Hepatit-B taşıyıcısı olduğunu bilerek evlenen ve buna rağmen birlikte yaşamaktan kaçınan kadının tamamen kusurlu olduğu, her ne kadar erkek tarafından manevî tazminat talebinde bulunulmuş ise de kadının eyleminin erkeğin kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği, bu sebeple erkeğin manevî tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle yasal şartları oluşmayan erkeğin manevî tazminat isteminin reddine, kesinleşen konularda karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderinin kadın üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı-davalı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğu, kadın yararına manevî tazminata hükmedilmesi gerektiği, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının kusursuz olduğu, erkeğin ise tam kusurlu olduğu belirtilerek; kusur belirlemesi ve manevî tazminat yönünden temyiz başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, uyulmasına karar verilen bozma ilamının gereğinin yerine getirilip getirilmediği, kesinleşen yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenip incelenemeyeceği noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci ve 371 inci maddesi; 4721 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi, 166 ncı maddesi. 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun inceleme ve araştırma yapılmış olduğu kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmadığı gibi bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak oluşturan yönlerin de yeniden incelenmesinin hukuken mümkün olmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı-karşı davalı kadın vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ...'a yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/5097, K. 2024/6723, T. 02.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2024-5097-e-2024-6723-k-8f671b80e068