Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/2350 E. 2025/9092 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2350
Karar No
2025/9092
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2386 E., 2023/2434 K. DAVA TÜRÜ : Katılma ve Ziynet Alacağı İLK DERECE MAHKEMESİ : Bor 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi SAYISI : 2022/666 E., 2023/639 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı vekili tarafından katılma alacağı talebi ve faiz yönünden; davalı vekili tarafından ise kabul edilen kısımlar ve faiz yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davacı vekili; dava konusu ziynet eşyalarının erkek tarafından bozdurulduğunu ve davacı kadına iade edilmediğini, dava konusu Niğde İli Bor İlçesi 1 08... parsel 17 numaralı bağımsız bölüm ile 51... plaka sayılı aracın edinilmiş mal olduğunu ve davalı erkek tarafından davacı kadının katılma alacağını azaltmak amacıyla devredildiğini iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL ziynet alacağı bedeli ve 1.000,00 TL katılma alacağı bedelinin yasal faizi ile birlikte davalı erkekten alınarak davacı kadına verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili ise tarafların anlaşmalı olarak boşandıklarını, evlilik birliğinin sona ermesinde sadakat yükümlülüğünü ihlal eden davacı kadının tam kusurlu olduğunu, davacı kadının ziynetlerini bozdurduğunu ziynet alacağı talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu ev ile araba üzerinde de katılma alacağı hakkı olmadığını iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi ilk kararında, davanın kabulü ile 131.791,25 TL katılma alacağının; 1.000,00 TL'sinin boşanma kararının kesinleştiği tarih olan 08.11.2018 tarihinden itibaren, kalan 130.791,25 TL'sinin ıslah tarihi olan 01.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı erkekten alınarak davacı kadına verilmesine, 39.908,00 TL ziynet alacağının; 1.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 25.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek, kalan 38.908,00 TL'sinin ıslah tarihi olan 01.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı erkekten alınarak davacı kadına verilmesine karar verilmiş, karar davalı erkek vekili tarafından istinaf edilmiş ve istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesi tarafından eksik inceleme sebebiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve karar gerekçesinde belirtilen eksikler giderilmek üzere dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ikinci kararında, davanın kabulü ile 441,853,45 TL katılma alacağının tasfiye (karar) tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı erkekten alınarak davacı kadına verilmesine, 39.908,00 TL ziynet alacağının; 1.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 25.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek, kalan 38.908,00 TL'sinin ıslah tarihi olan 01.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı erkekten alınarak davacı kadına verilmesine karar verilmiş, karar davalı erkek vekili tarafından istinaf edilmiş ve istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen ilk kararın davalı erkek vekili tarafından istinaf edildiğini ve Bölge Adliye Mahkemesi gönderme kararı sonrası İlk Derece Mahkemesince ikinci kararda davalı erkek yararına oluşmuş usuli kazanılmış hakka aykırılık oluşturacak şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle, davalı erkek vekilinin istinaf itirazının kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının tamamen kaldırılmasına, katılma alacağı talebinin kısmen kabulü ile toplam 131.791,25 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, ziynet alacağı talebinin kabulü ile toplam 39.908,00 TL ziynet alacağının; 1.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 25.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek, kalan 38.908,00 TL'sinin ıslah tarihi olan 01.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı erkekten alınarak davacı kadına ödenmesine, davalı erkek vekilinin diğer yönlere ilişkin istinaf itirazlarının ise esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince yukarıda belirtildiği şekilde temyiz edilmiştir.

Dava; katılma alacağı ve ziynet alacağı istemine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 227 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü "Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.", aynı Kanun'un 235 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü ise "Edinilmiş mallara hesapta eklenecek olanların değeri, malın devredildiği tarih esas alınarak hesaplanır." içeriklerini haiz olup 4721 sayılı Kanun'da mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davalarına dair yapılacak hesaplamalar ile ilgili "tasfiye anı", "tasfiye sırası" terimlerinin sıklıkla kullanıldığı, tasfiyeden kaynaklı alacağın hesaplanmasında esas alınması gereken ölçütlerden biri olduğu ve bu tabirlerden dava konusu malın değerinin belirlenmesi gereken tarihin mahkeme kararına en yakın tarih olduğu anlaşılmaktadır. Hâkim, uyuşmazlığın çözümü için gerekli diğer delilleri topladıktan sonra karar vermeye yakın tarihte değer belirlemesini yaptırmalıdır. Tasfiyede önem arz eden bir diğer husus ise "sürüm değeri" terimidir. 4721 sayılı Kanun'un 232 nci maddesi hükmü "Mal rejiminin tasfiyesinde malların sürüm değerleri esas alınır." içeriğini haiz olup tasfiye alacağı miktarının belirlenmesi için, tasfiyeye konu malın karara en yakın tarihteki sürüm değerinin esas alınması gerektiği, sürüm değerinin ekonominin oluşturduğu arz ve talep kurallarına göre malın belirlenen pazar, piyasa veya rayiç değeri olarak tanımlanabileceği, yukarıda belirtilen Kanun maddeleri hükümlerinin emredici hukuk kuralı niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Yapılan açıklama kapsamında; Bölge Adliye Mahkemesince, Kanun'da emredici olarak düzenlenen ve yukarıda içerikleri belirtilen 4721 sayılı Kanun maddesi hükümlerine aykırı olarak şekilde, İlk Derece Mahkemesinin ilk kararının davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmediği, İlk Derece Mahkemesi tarafından Bölge Adliye Mahkemesi gönderme kararından sonra verilen ikinci kararda davalı erkek yararına oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı olacak şekilde karar verilmesinin hatalı olduğundan bahisle davalı erkek vekilinin istinaf itirazının kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, mal rejiminden kaynaklanan alacak davalarında malın sürüm değerinin (karar tarihine en yakın tarih) dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğine dair emredici hukuk kuralı gereği davalı erkek yararına usuli kazanılmış hak oluşmadığı ve mahkemece kadın yararına dava konusu malların güncel değerleri üzerinden katılma alacağına hükmedilmesi gerekirken bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerekmiştir.

KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, katılma alacağının güncel değerinin hesaplanması yönünden davacı kadın yararına BOZULMASINA,

2.Davalı erkek vekilinin tüm, davacı kadın vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Peşin alınan harcın istek halinde yatıran davacıya geri verilmesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y YAZISI

Bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine (diğeri aleyhine) doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakka, usule ilişkin kazanılmış hak denir. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Konu, yargı içtihadı ile gelişmiştir. Bu kurum davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. Usuli kazanılmış hakkın bazı istisnaları mevcut olup bu istisnalara bazı örnekler verilecek olursa; Mahkemenin bozmaya uymasından (usuli müktesep hakkın doğmasından) sonra bir içtihadı birleştirme kararı çıkması durumunda bu yeni içtihadı birleştirme kararının henüz mahkemelerde ve Yargıtay'da görülmekte olan bütün işlere uygulanması gerekir; yani sonradan çıkan bir içtihadı birleştirme kararına karşı usuli kazanılmış hak iddiasında bulunulamaz. Bozmadan sonra, o konuda yürürlüğe giren bir "yeni kanun" karşısında, usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımaz. Yeni kanun maddesinin uygulanması gerekir. Görev konusu, usuli kazanılmış hakkın istisnasıdır. Bunun gibi, karar tartışmasız ve çok açık bir maddi hataya dayanıyorsa usuli kazanılmış hak kuralına dayanılamaz. Kesin hüküm de usuli kazanılmış hakkın istisnasını oluşturmaktadır. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesi ilk kararında, davanın kabulü ile 131.791,25 TL katılma alacağının; 1.000,00 TL'sinin boşanma kararının kesinleştiği tarih olan 08.11.2018 tarihinden itibaren, kalan 130.791,25 TL'sinin ıslah tarihi olan 01.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı erkekten alınarak davacı kadına verilmesine, 39.908,00 TL ziynet alacağının; 1.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 25.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek, kalan 38.908,00 TL'sinin ıslah tarihi olan 01.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı erkekten alınarak davacı kadına verilmesine karar verilmiş, karar davalı erkek vekili tarafından istinaf edilmiş ve istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesi tarafından eksik inceleme sebebiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve karar gerekçesinde belirtilen eksikler giderilmek üzere dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ikinci kararında, davanın kabulü ile 441,853,45 TL katılma alacağının tasfiye (karar) tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı erkekten alınarak davacı kadına verilmesine, 39.908,00 TL ziynet alacağının; 1.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 25.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek, kalan 38.908,00 TL'sinin ıslah tarihi olan 01.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı erkekten alınarak davacı kadına verilmesine karar verilmiş, karar davalı erkek vekili tarafından istinaf edilmiş ve istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen ilk kararın davalı erkek vekili tarafından istinaf edildiğini ve Bölge Adliye Mahkemesi gönderme kararı sonrası İlk Derece Mahkemesince ikinci kararda davalı erkek yararına oluşmuş usuli kazanılmış hakka aykırılık oluşturacak şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle, davalı erkek vekilinin istinaf itirazının kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının tamamen kaldırılmasına, katılma alacağı talebinin kısmen kabulü ile toplam 131.791,25 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, ziynet alacağı talebinin kabulü ile toplam 39.908,00 TL ziynet alacağının; 1.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 25.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek, kalan 38.908,00 TL'sinin ıslah tarihi olan 01.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı erkekten alınarak davacı kadına ödenmesine, davalı erkek vekilinin diğer yönlere ilişkin istinaf itirazlarının ise esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince yukarıda belirtildiği şekilde temyiz edilmiştir. Davacının işbu davada istemlerinden birinin katılma alacağı olduğu, 4721 sayılı Kanun'un 232 nci ve 235 inci maddeleri hükümleri gereği dava konusu malların tasfiye tarihindeki değerlerinin esas alınması gerektiği, bu tarihin ise karar tarihine en yakın tarih olduğu, Yargıtay'ın bozma kararı veya Bölge Adliye Mahkemesi gönderme kararından sonra dava konusu malların değerlerinin güncelliğini yitireceği ve mahkemece malların tekrardan güncel değerlerinin tespitinin isabetli olduğu, ancak Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde de belirtildiği üzere İlk Derece Mahkemesi ilk kararının davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmediği ve ilk kararda kadın yararına hükmedilen katılma alacağının "miktar" yönünden davalı erkek yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğu ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun aksi görüşüne katılamıyorum.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/2350, K. 2025/9092, T. 21.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2024-2350-e-2025-9092-k-c8bab5c429b0