Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2025/3139 E. 2025/7634 K.
Konu: Karşılıksız Yararlanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/3139
- Karar No
- 2025/7634
- Karar Tarihi
- Konu
- Karşılıksız Yararlanma
MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI: 2024/1536 D. İş SUÇ : Karşılıksız yararlanma KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.02.2025 tarihli ve KYB-2025/22833 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5237 sayılı Kanun'un 163/3. maddesindeki "Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun veya doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi halinde kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." ve aynı Kanun'un 75/1. maddesindeki "Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçların faili..." şeklindeki düzenlemeler uyarınca, bu suç nedeniyle belirlenen cezanın nev'i ve miktarı gereğince ön ödemenin uygulanamayacağı, 5237 sayılı Kanun'un 168/5. maddesinde ''..Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz..'' şeklindeki düzenleme gözetildiğinde, Dosya kapsamına göre, 26/09/2023 tarihinde, müşteki kurum tarafından yapılan denetimde şüphelinin sayaçtan geçmeden ölçümsüz şekilde elektrik tüketimi yaptığının belirlendiği, Cumhuriyet Başsavcılığınca kaçak kullanıma ilişkin vergili ve cezasız miktarın tespit edilmediği, Cumhuriyet Başsavcılığınca müşteki kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması sonrası sonucuna göre şüphelinin hukuki durumun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeksizin, soruşturmanın genişletilmesi yerine yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, bir suçun işlendiği ihbarını alan Cumhuriyet savcısı, delil toplayıp maddi gerçeği araştırmaya başlayarak, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe bulunması hâlinde, aynı Kanun’un 170/2. maddesi uyarınca iddianame düzenleyip kamu davasını açmakla, yeterli şüphe bulunmaması hâlinde ise Kanun’un 172. maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar vermekle görevli bulunmaktadır. Buna karşın Cumhuriyet savcısının kararına itiraz üzerine Sulh Ceza Hâkimliğince, Cumhuriyet savcısı tarafından gerekli delillerin toplanmadığının veya araştırmanın olayın özelliğine göre yetersiz ve yüzeysel kaldığının açıkça anlaşıldığı durumlarda, soruşturmanın eksik yapıldığından bahisle, genişletilmesine gerek görürülürse bu husus açıkça belirtilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 173/3. maddesi uyarınca soruşturmanın genişletilmesi kararı verilerek, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunulabilir. Anılan şekilde talepte bulunulmuş ise Cumhuriyet başsavcılığı, belirtilen eksikleri tamamlayıp delilleri topladıktan sonra itirazı incelemek üzere dosyayı yeniden Sulh Ceza Hâkimliğine gönderecektir. Sulh Ceza Hâkimi bu kez dosyayı inceleyip itirazı kabul veya reddedecektir. Şikâyetçi Toroslar Elektrik Dağıtım Anonim Şirketinin, vekili aracılığıyla dosyaya sunmuş olduğu suç duyurusu dilekçesinde özetle, şüpheli ...'ın sayaçtan geçmeden ölçümsüz şekilde elektrik tüketimi yaparak atılı karşılıksız yararlanma suçunu işlediğinden bahisle şüpheli hakkında kamu davası açılmasını talep etmesi üzerine başlatılan soruşturmada, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca söz konusu olayda enerji tüketim miktarının belirlenme imkânının bulunduğu ve bu nedenle müsnet suçun yasal unsurlarının oluşmadığı belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Dosyada mevcut 26.09.2023 tarihli ve CE001038138 sayılı Kaçak Elektrik Tüketimi Tespit Tutanağında, şüphelinin "sayaçtan geçmeden ölçümsüz şekilde tüketim yaptığı" şeklinde tespitin bulunduğu, bu tür sayaçsız kullanımlarda tüketim miktarının belirlenmesi engellendiğinden karşılıksız yararlanma suçunun unsurları itibarıyla oluştuğu, ancak somut dosyada, şüphelinin ifadesine başvurulmadan ve kaçak kullanıma ilişkin vergili cezasız tüketim bedeli belirlenmeden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmakla; buna göre 6352 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca şikâyetçi kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, şüpheliye miktar da belirtilip usûlüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun cezasız ve vergili gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararının soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi hâlinde bu bir dava şartı olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı da dikkate alınarak, şüphelinin ifadesi de alınıp kaçak kullanımı gerçekleştirenin şüpheli olduğunun belirlendiği durumda, zararı tazmin etmez ise şüpheli hakkında kamu davası açılması gerektiği gözetilmeden, anılan hususlarda soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Adana 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin, 21.02.2024 tarihli ve 2024/1536 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.