Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/21166 E. 2025/5421 K. – Sigorta Bedelin
Konu: Sigorta Bedelini Almak Amacıyla Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/21166
- Karar No
- 2025/5421
- Karar Tarihi
- Konu
- Sigorta Bedelini Almak Amacıyla Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/397 E., 2015/133 K. SUÇ : Sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü; I. Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik katılan vekilinin temyizinin incelenmesinde; Sanığın savunması ve tüm dosyası kapsamında göre 5271 sayılı Kanun'un 217. maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, Tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan kanaat ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak dosya içeriğine uygun şekilde açıklanan gerekçeye göre; yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla, katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, oy birliğiyle ONANMASINA, II. Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik katılan vekilinin temyizinin incelenmesinde; Sanığın UYAP aracılığıyla MERNİS üzerinden ulaşılan nüfus kaydına göre hükümden sonra 27.05.2016 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, kamu davasının TCK'nin 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesinde zorunluluk bulunduğu, bu itibarla katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının CMK'nin 223/8. maddesi uyarınca ölüm nedeniyle, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, III. Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik sanık müdafinin temyizinin incelenmesinde; Suç tarihinde ...'nın, babası sanık ... adına kayıtlı olan araçla, 09.11.2009, 31.01.2010 ve 06.05.2010 tarihlerinde yaptığı kazalar ya da kaza süsü verdiği olaylara istinaden, ölen sanık ...'nın yaptığı eksperlik ile aynı araçla yaptığı kaza nedeniyle oluşan hasardan dolayı katılan ... şirketinden muhtelif tarihlerde 17.500,00, 17.000,00 ve 806,00 Türk lirası olmak üzere 3 ayrı tahsilat yapıp, haksız menfaat edindiği iddia olunan olayda; maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılması açısından; A. Sanığın "...Ben bu sahte olduğu iddia edilen kazalarla ilgili daha önceden Çağlayan adliyesinde ifade vermiştim. Sonrasında da bu dosyayla ilgili takipsizlik kararı çıkmıştı..." şeklindeki kolluk ifadesi ile sanığın taraf olduğu dosyalara ilişkin UYAP sorgulamasında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/134081 sayılı dosyası üzerinden "Sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık" suçundan hakkında soruşturma yürütüldüğü ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşıldığından; suç ve iddianame tarihinde yürürlükte olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 172/2. maddesindeki “kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra, yeni delil meydana çıkmadıkça aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz” hükmü dikkate alınarak, öncelikle anılan soruşturma dosyasının getirtilip incelenerek, temyiz incelemesine konu davadaki olay ile aynı olaya ilişkin olup olmadığının tespiti, aynı olayla ilgili kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise, kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararın taraflara tebliğ edilip edilmediği, verilen karara itiraz edilip edilmediği ve kararın kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edilmiş, itiraz mercii tarafından itirazın reddine karar verilmişse, 5271 sayılı Kanun'un 172/2. maddesi ve 173/6. maddesi uyarınca ilgili merciiden karar alınması, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edilmemiş ve karar kesinleşmiş ise, 5271 sayılı Kanun'un 172/2. maddesine göre ne şekilde yeni bir delile dayanılarak dava açıldığı tespit edilerek, kovuşturma şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılması sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, B. 06.05.2010 tarihindeki olayla ilgili sanık ... tarafından yapılan başvurunun, park halindeki araçta meydana gelen zararla ilgili olması, 09.11.2009 tarihli trafik kazası sırasında ... plaka sayılı aracı kullanan karşı taraf ... 'nın, "......-Samatya mevkiinde yapılan kaza tamamen gerçek bir kazadır... plakalı mini cooper marka araçta ise yaşanan bu kazadan dolayı küçük çapta hasar oluşmuştu..." şeklindeki beyanı, 31.01.2010 tarihli trafik kazasına ilişkin kolluk görevlilerince maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı düzenlenmesi, ölen sanık ...'nın yalnızca 09.11.2009 tarihli kaza sırasında eksper olarak görev alması ve ihbar eden, tanıklar ve sanık arasında husumet bulunması karşısında, bahsedilen trafik kazaları nedeniyle araçta meydana gelebilecek zararların tespitine yönelik bilirkişi raporu alınması ile araç tamirine konu işlemlerinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, C. Kabule göre de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının gözetilmesi zorunluluğu, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 05.05.2025 tarihinde karar verildi.