Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/4547 E. 2026/7443 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/4547
Karar No
2026/7443
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1281 E., 2023/3557 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi, temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ...'ün temyiz isteminin; ''İlk Derece Mahkemesince verilen cezanın Bölge Adliye Mahkemesince indirim uygulanmaksızın arttırıldığına, lehine olan İlk Derece Mahkemesi kararının göz önünde bulundurulmasına, şikâyetçinin mahkemede belirtmiş olduğu zararı karşılamak ve uzlaşmak istediğine'', sanık ...'ün temyiz isteminin; ''Lehine olan delillerin göz ardı edildiğine, usulsüz bir şekilde yargılandığına, lehine olan maddelerin uygulanmasına'' ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Keşan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.05.2021 tarihli ve 2019/1230 Esas, 2021/837 Karar sayılı dosyasında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan verilen mahkûmiyet ile hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik sanık ... ve katılanın istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 22.03.2022 tarihli ve 2022/981 Esas, 2022/725 Karar sayılı kararı ile ''1. İlk Derece Mahkemesince hükmün kurulmasına esas alınan belgelerin duruşmada okunmaması ve taraflarca tartışılmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 289/1-i. maddesi kapsamında kesin hukuka aykırılık sebebinin bulunması, 2. Suç tarihinin 24/03/2018 tarihi olmasına rağmen gerekçeli karar başlığında 01/04/2018 tarihinde gösterilmiş olması, 3. Sanık hakkında konut dokunulmazlığını ihlal etmek suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde TCK.nın 116/1 maddesi gereğince kurulan 6 ay hapis cezasının TCK.nın 119/1-c maddesi gereğince bir kat arttırılmakla 12 ay hapis cezası yerine 1 yıl hapis cezasına hükmolunmuş olması, 4. Ceza muhakemesinde subut değerlendirmesinin toplanması mümkün ve muhtemel tüm delillerin toplanmasından sonra yapılması hususundaki hukuki lüzum gözetilerek; Katılanın istinaf başvuru dilekçesinde eşyalarının taşındığı açıkça görüldüğünü beyan ettiği, soruşturma evresinde kolluk tanzim olunan cd izleme tutanağında eşyaların götürüldüğünden bahsedildiği ancak dosya arasında bulanan ve heyetçe izlenen kamera görüntülerinde eşyaların götürülmesine ilişkin görüntünün bulunmadığı gözetilerek şikayetçiden sorularak bu görüntülerin temini ya da kolluk fezlekesi eklenip ilgili kolluktan sorularak bu görüntülerin temini, gerekirse mümzi tanıkların dinlenmesi ve cd.nin duruşmada incelenmek suretiyle ya da bilirkişi incelemesiyle cd çözümü yaptırılmak suretiyle rapor aldırıldıktan sonra sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini yerine eksik tahkikat ile karar yerindeki gibi hükümler kurulmuş olması, 5. İlk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün kanuni sonucu olarak TCK.nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak TCK.nın 53/1-b fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarih ve 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile "b" fıkrasındaki bazı hak ve ehliyetlerin kısıtlanması açısından kısmen iptal edildiği gözetilmemesi,'' gerekçeleri ile bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun’un 280/1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, zira her ne kadar aynı Kanun'un 289/1-i maddesinde belirtilen "hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması" kesin hukuka aykırılık halinin mevcut olduğundan bahisle istinaf merciince bozma kararı verilmiş ise de, bozma nedeni olarak gösterilen ve yukarıda sayılan hukuka aykırılıkların hiç birisinin bu bent kapsamına girmediği, kaldı ki bölge adliye mahkemesinin kararında gerekçe olarak gösterilen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.06.2011 tarihli ve 2011/1-130 Esas, 2011/149 Karar sayılı kararında da hükme esas alınan delillerin duruşmada okunmamasının sanığın savunma hakkının ihlâl edilmesi niteliğinde olduğunun belirtildiği, nitekim hükme esas alınan delillerin duruşmada açıkça okunmamasının delilleri hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş delil haline getirmeyeceği, esasen sanığın savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik olan 1 No.lu bozma sebebinin 5271 sayılı Kanun'un 289/1-i maddesi kapsamında değil, 289/1-h maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, buna göre Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 22.03.2022 tarihli ve 2022/981 Esas, 2022/725 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine Keşan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.12.2022 tarihli 2022/531 Esas, 2022/1250 Karar sayılı kararı ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçu yönünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 21.12.2023 tarihli ve 2023/1281 Esas, 2023/3557 Karar sayılı temyiz isteminin reddine dair ek kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek ve temyiz isteminin reddine dair ek karar kaldırılarak yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/4547, K. 2026/7443, T. 27.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-4547-e-2026-7443-k-6ffd1b81706f