Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/2180 E. 2025/2209 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/2180
- Karar No
- 2025/2209
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
BOZMA ÜZERİNE İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/72 E., 2023/777 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Tüm dosya içeriğine göre; sanığın olay günü, şikâyetçiler ile birlikte kalmak üzere kendisine gösterilen oda içerisindeki, şikâyetçi ...'a ait montun cebinde bulunan 520,00 TL para ile şikâyetçi ...'a ait pantolonun cebinde bulunan cep telefonunu alması şeklinde gerçekleşen somut olayda; sanığın çaldığı eşyaların farklı kişilere ait olduğunu bildiği anlaşılmakla birlikte, Ceza Genel Kurulunun, 29.11.2022 tarihli ve 2020/13-168 Esas, 2022/742 Karar sayılı kararı doğrultusunda; sanığın aynı zaman ve mekan birliği içinde ve birbirini takip eden ardışık hareketlerle suça konu eşyaları çaldığının tespiti hâlinde eyleminin, hukukî anlamda tek bir fiili oluşturacağı, mağdur sayısının birden fazla olmasının, sanığın tekrarlanan her bir hareketi bir bütün olarak değerlendirildiğinde ayrı ayrı suçların oluşmasına sebebiyet vermeyeceği, sanığın çaldığı eşyaların farklı kişilere ait olduğunu bilebilecek durumda olmasına rağmen, doğal olarak tek olmayan fiillerinin zaman-mekân birliği gözetilerek hukuken tek bir fiil olarak kabul edilmesi ve bu fiilin birden fazla kişiye karşı işlenmesi nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesinin uygulanması gerektiği anlaşılmış olup; mahkemenin kabul ve değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından; Tebliğname'deki 1 numaralı bozma düşüncesine iştirâk edilmemiş; Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 29.12.2021 tarihli bozma ilâmından önce verilen ve sadece sanık tarafından temyiz edilen 29.03.2016 tarihli ilk kararda, sanık hakkında şikâyetçilere yönelik eylemleri nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b, 168/1, 62 ve 50/1-a. maddeleri uyarınca ayrı ayrı iki kez 4.000,00 TL adlî para cezasına hükmedildiği anlaşılmakla; bozma sonrası aynı Kanun’un 142/1-b, 43, 168/1 ve 62. maddelerine göre belirlenen 8 ay 10 gün hapis cezasının kazanılmış hak gözetilip sonuç olarak iki ayrı 4.000,00 TL adlî para cezası üzerinden infazına karar verilmesi gerekirken, mahkemece sanığın kazanılmış hakkı korunduğundan bahisle önce 6 ay 20 gün hapis cezası cezalandırılmasına ve devamında bu cezanın 5237 sayılı Kanun’un 50/1-a. maddesi uyarınca 4.000,00 TL adlî para cezasına çevrilmesine karar verilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; sanığın kazanılmış hakkı korunurken hüküm fıkrasında uygulama maddesinin 1412 sayılı Kanun'un 326/son. maddesi yerine 5271 sayılı Kanun'un 307/5. maddesi olarak yazılması, mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz nedenleri yerinde olmadığından reddiyle hükmün Tebliğname'ye aykırı olarak ONANMASINA, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.