Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/3345 E. 2024/4024 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2023/3345
Karar No
2024/4024
Karar Tarihi

SAYISI : 2020/907 E., 2020/1132 K. ŞİKÂYETÇİ : ... SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi, istinaf başvurusunun reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma, temyiz isteminin reddi, iade Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: I- Sanık hakkında mala zarar verme suçundan verilen karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; 5271 sayılı Kanun'un 272/3-a maddesi uyarınca, hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre, hükme karşı istinaf yoluna başvurulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, aynı Kanun'un 279/1-b maddesi uyarınca verilen, istinaf isteminin reddine dair kararın aynı maddenin son cümlesi uyarınca itiraza tabi olduğu ve temyizi mümkün olmadığından ve aynı Kanun'un 264/1. maddesi uyarınca yasa yoluna başvuruda ve mercide yanılmanın hakkı ortadan kaldırmayacağının anlaşılması karşısında; itiraz merciince karar verilmek üzere, dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE, II- Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan verilen karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Hükmolunan cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanık müdafiinin temyiz isteminin aynı Kanun'un 298. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE, III- Sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin şikâyetçinin şikâyet hakkının bulunmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, tanık ...'nün annesinden izinsiz olarak aldığı cep telefonunu alması nedeniyle ceza alacağı korkusuyla gerçekleri söylemediğine ve sanığa iftira attığına, HTS araştırması yapılmasının gerektiğine, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanığın üzerine atılı suçun sübut bulmadığına ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 1. 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Büyükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.05.2018 tarihli ve 2017/247 Esas, 2018/336 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 18.02.2019 tarihli ve 2018/2206 Esas, 2019/348 Karar sayılı kararı ile özetle "... müşteki ile müştekinin oğlu ile sanığın oğlunun usulüne uygun çağrılıp dinlendikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi " nedeniyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek; Büyükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.01.2020 tarihli ve 2019/102 Esas, 2020/37 Karar sayılı kararı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 18.02.2019 tarihli ve 2018/2206 Esas, 2019/348 Karar sayılı kararlarının hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, 2. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14.10.2021 tarihli, 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafi atanması ve savunmasının müdafi huzurunda alınması gerektiği gözetilmeden yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-h maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle isteme uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi gereği İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/3345, K. 2024/4024, T. 11.03.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2023-3345-e-2024-4024-k-90994bf905f9