Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/2999 E. 2025/11902 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2023/2999
Karar No
2025/11902
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi KARAR TARİHİ : 22.10.2019 SAYISI : 2019/1193 E., 2019/2579 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 22.10.2019 tarihli ve 2019/1193 Esas, 2019/2579 Karar sayılı kararının, sanık ve müdafii tarafından, 28.11.2019 tarihli ve 2019/1193 Esas, 2019/2579 Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; I. Sanık Hakkında Konut Dokunulmazlığının İhlâli ve Mala Zarar Verme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 28.11.2019 tarihli ve 2019/1193 Esas, 2019/2579 Karar sayılı ek kararının; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 296/2. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin ek kararı temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/2-a maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, 5271 sayılı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanığın temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA, II. Sanık Hakkında Hırsızlık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanunun 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanığın temyiz isteminin, tanığın kendisini teşhis etmediğine, diğer sanıkları tanımadığına, yaptığı işten dolayı parmak izinin çıkmış olabileceğine; sanık müdafiinin temyiz isteminin ise delillerin takdirinde hataya düşüldüğüne, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanığın yaptığı iş sebebiyle araçtan parmak izinin çıkmış olabileceğine, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılma gerekçesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanık ve müdafiinin diğer temyiz nedenleri reddedilmiştir.Ancak; Şikâyetçinin tüm zararının kovuşturma aşamasında temyiz dışı sanıklar tarafından tazmin etmek sureti ile giderildiği, başkaca iade ya da tazmin gereken zarar kalmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 13.12.2016 tarih, 2013/13-482 Esas ve 2016/1242 Karar sayılı ilamında “Bu bağlamda, iştirak halinde işlenmiş suçlarda fail, yardım eden veya azmettiren suç ortaklarından birinin mağdurun zararını tamamen gidermesi halinde, artık giderilmesi gereken bir zarar bulunmadığından zararı gidermeyen diğer suç ortakları yönünden etkin pişmanlık müessesesinin uygulanması için "İade ve tazmin" şartı aranmayacak ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesi tazminden çok pişmanlık esasına dayandığından zararı gidermeyen diğer suç ortaklarının en azından pişmanlıklarını ya da iade ve tazmine rıza gösterdiklerini ortaya koyacak söz veya davranışlarda bulunmaları gerekmektedir." şeklinde birlikte suç işleyenler yönünden etkin pişmanlık uygulamasına açıklık getirildiği, inceleme konusu dosyada da sanığın etkin pişmanlığa karşı duruş sergilemediğinin anlaşılması karşısında; sanığın da etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandırılarak, hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168/2. maddesinin uygulanmasında zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebepten dolayı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca, dosyanın gereği için İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/2999, K. 2025/11902, T. 23.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2023-2999-e-2025-11902-k-cae2997e34b5