Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/27066 E. 2025/8034 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/27066
- Karar No
- 2025/8034
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/1770 E., 2023/549 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mahkemece temyiz süresinin 15 gün olarak belirlenmesine rağmen 17.07.2023 tarihli ek kararında 7 günlük temyiz süresine riayet edilmediğinden bahisle temyiz talebinin süre yönünden reddine karar verildiği ,bu nedenle yanıltılan sanık müdafiinin 14.07.2023 tarihli temyiz başvurusunun süresinde olduğu kabul edilerek ve temyiz isteminin reddine ilişkin 17.07.2023 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilmek suretiyle yapılan incelemede; Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307/3. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1.maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, 294/1.maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin,''sanığın katılan ile uzaktan akraba olduğuna, katılanın şikayetçi olmadığına, suç kastının bulunmadığına ve yeterli delil bulunmamasına rağmen şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edilerek sanık hakkında verilen mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı '' olduğuna yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri reddedilmiştir. Ancak; Şikâyetçi 08.12.2017 tarihli duruşmada vermiş olduğu beyanda "... benim cırgalan .... Sokak üzerinde şantiyem vardır, aracı ben şantiyenin önüne bıraktım, aracımı işçilerime bıraktım aracı kilitleyip kilitlemediklerini bilmem, aynı şekilde üzerinde anahtar pek bırakmazlardı, üzerinde anahtar bırakıp bırakmadıklarını da bilmiyorum, beni sabah işçilerim haberdar ettiler, ... marka aracın yerinde olmadığını söylediler..." şeklindeki beyanı ve sanığın aynı tarihli duruşmada " gece 01:00-01:30 civarlarıydı, ben bu maksatla şantiyeye gittim, aracın kapısı açıktı, anahtar da üzerindeydi, çalıştırdım, aracımda bozuk olduğu için evime gittim..." şeklinde vermiş olduğu savunmaya istinaden suça konu aracın anahtarının aracın içinde bırakılıp bırakılmadığının suç vasfının tespiti bakımından suç tarihinde şantiye de çalışan işçilerin tanık olarak dinlenerek anahtarı araç içerinde bırakıp bırakmadıkları da sorulup sonucuna göre; olay anında aracın üzerinde anahtar olması halinde 5237 sayılı TCK'nın 141/1. maddesindeki, aracın kapılarının kilitli olması halinde 142/2-h maddesindeki, aracın kilidine anahtar uydurularak eylemin gerçekleştiğinin tespit edilmesi halinde ise aynı Kanun'un 142/2-d maddesinde düzenlenen suçun oluşacağı gözetilmeden eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan sebeplerle 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde ceza miktarı yönünden aynı Kanun'un 307/5. maddesinin gözetilmesine, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/4. maddesi uyarınca Kayseri 9. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.