Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/17059 E. 2026/6713 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/17059
- Karar No
- 2026/6713
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2786 E., 2022/820 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm tesisi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
I- Hükümlü ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 09.03.2022 tarihli ve 2021/2786 Esas, 2022/820 Karar sayılı kararının katılan vekili ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Elazığ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.02.2020 tarihli ve 2016/947 Esas, 2020/233 Karar sayılı kararıyla hükümlü hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 62 maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezasına hükmedildiği, diğer sanık ...'ın kararı istinaf etmesi üzerine, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 17.02.2021 tarihli ve 2020/804 Esas, 2021/444 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında araştırma bozması yapılarak hükümlüye sirayet edilmesine karar verildiği, bozma sonrasında Elazığı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.10.2021 tarihli ve 2021/417 Esas, 2021/1032 Karar sayılı kararıyla sanık ve hükümlü hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 62 maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezasına hükmedildiği, sanık ve hükümlünün istinaf etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak sanık ve hükümlü hakkında sirayet ettirilerek beraat kararının verildiği, beraat kararının hükümlüye sirayet ettirilmesinin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 09.06.2020 tarihli ve 2020/39 Esas, 2020/272 Karar sayılı ilâmında da açıklandığı üzere, katılan vekiline ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısına hükmü temyiz etme hakkı vermeyeceği ve sirayet müessesesinin yasal sonucu gereği katılan vekilinin ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının bu hükmü temyize hak ve yetkisi bulunmadığından, katılan vekilinin ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak REDDİNE, II- Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü; 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; katılan vekilinin temyiz isteminin, "her iki sanığında aşamalardaki tüm beyanlarının hem kendi içerisinde çelişki içerdiği hem de her iki sanığın beyanlarının birbirleriyle uyumlu olmadığına, her iki sanığında aşamalardaki tüm beyanları dikkat alındığında savunma içeriklerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, sanıkların benzer suçlardan kayıtlarının olmasına, HTS kayıtlarının tek başına muteber bir anlaşmanın varlığına delalet etmesi mümkün olmadığına, daha önce birbirlerini hiç tanımayan iki kişi arasında yazılı bir sözleşme olmadan, herhangi bir kıymetli evrak düzenlenmeden veya sözleşmenin varlığına delalet eden başkaca unsurlar bulunmadan taraflar arasında bir sözleşmenin var olduğunun düşünülmesi hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğine; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemlerinin "sanığın beyanının çelişkili olmasına, sanığın benzer suçlardan hükümlü olmasına,müştekinin oğlundan alınan römork için verilen senetin sanık tarafından biçerdöver için verildiğinin söylenmesinin ortada biçerdöver için yapılmış bir anlaşmanın olmadığının kanıtı olduğuna, ilk derece mahkemesinin kararının doğru olduğuna sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak verilen karar hukuka uygun bulunduğundan, katılan vekili ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz istemlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Elazığ 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.