Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/1651 E. 2023/8969 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/1651
- Karar No
- 2023/8969
- Karar Tarihi
K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/205 E., 2015/633 K. ŞİKÂYETÇİ : ... SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : ... SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme SUÇLARIN TARİHİ : İNCELEME KONUSU KARARLAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN :Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.12.2021 tarihli ve 2021/133128 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1)Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/2. maddesindeki “Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, suç tarihinde 18 yaşını ikmal etmemiş olan suça sürüklenen çocuğa baro tarafından zorunlu müdafii atanmak suretiyle, müdafii huzurunda savunmasının tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde, 2)Yargıtay 2. Ceza Dairesi Başkanlığı'nın 07/06/2021 tarihli ve 2020/11694 esas, 2021/11448 sayılı kararında, "Sanıkların 29/04/2015 tarihli oturumda alınan savunmalarında ve 21/05/2015 tarihli duruşmada müştekinin zararını karşılamak istediklerini belirttiklerinin, müştekinin ise 21/05/2015 tarihli duruşmada şikayetçi olmadığını ve zararının karşılanmasını istemediğini beyan ettiğinin anlaşılması karşısında; sanıklar hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerde kovuşturma aşamasında gerçekleşen etkin pişmanlık nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi" şeklinde belirtildiği üzere, suça sürüklenen çocuk müdafiinin 07/05/2015 tarihli duruşmada, mağdurun zararının giderilmesi için zarar miktarının tespit edilmesini talep etmesi, müştekinin ise kendisinin zararını karşıladığını, zararının karşılanmasını istemediğini beyan etmesi karşısında, hırsızlık ve mala zarar verme suçları bakımından sanığın cezalarından etkin pişmanlık indirimi yapılması gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1.Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/1 maddesinde “ Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, yargılama aşamasında reşit olan suça sürüklenen çocuğun 07.05.2015 tarihli duruşmada müdafi talebinde bulunmasına rağmen Mahkemece atanan müdafi huzurunda savunmasının tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi, 2. 24.09.2014 tarihli tutanak içeriğine göre; diğer suça sürüklenen çocuk ...'ın görevlilerce yakalandıktan sonra çaldıkları eşyaların yerini söylemek suretiyle, bozuk para ve yüzüğün tam, yazar kasanın ise çekmecesinin kenarları kırılmış hâlde şikâyetçiye iade edilmesini sağladığı, 07.05.2015 tarihli celsede diğer suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin “şikâyetçinin zararı tespit edilsin zararı gidermek istiyoruz” şeklindeki beyanı ile aynı celsede şikâyetçinin suça sürüklenen çocuklardan şikâyetçi olmadığı ve zararının karşılanmasını istemediği yönündeki ifadesi karşısında; suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçu için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168/1-4 maddesi ile mala zarar verme suçu için 5237 sayılı Kanun'un 168/2. maddesi uyarınca uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Aliağa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2015 tarihli ve 2015/205 Esas, 2015/633 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.