Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/1516 E. 2024/16796 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/1516
- Karar No
- 2024/16796
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2018/220 E., 2018/1820 K. ŞİKÂYETÇİ : ... SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR : ..., ... SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi, istinaf başvurularının reddi, ilk derece mahkemesi hükümleri kaldırılarak yeni hükümler kurulması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İade, ret, onama, bozma 1. Suça sürüklenen çocuk ... hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hüküm ile ilgili temyiz isteminin incelenmesinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 03.10.2018 tarihli ve 2018/220 Esas, 2018/1820 Karar sayılı kararının, suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan verilen ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 272/3-a maddesine göre istinaf yoluna başvurulamayacak olan kesin nitelikteki 1.600,00 TL adli para cezası ile ilgili olarak, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi tarafından suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 279/1-b maddesi uyarınca reddine karar verildiği, bahse konu kararın aynı Kanun’un 279/1-son maddesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu ve aynı Kanun’un 264/1. maddesinde yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme de dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşıldığından, dava dosyasının itirazın merciince incelenmesi için incelenmeksizin mahalline İADESİNE, 2. Suça sürüklenen çocuk ... hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hüküm ile ilgili temyiz isteminin incelenmesinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 03.10.2018 tarihli ve 2018/220 Esas, 2018/1820 Karar sayılı kararının, suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 286/2-a maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, REDDİNE, 3. Suça sürüklenen çocuk ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hüküm ile ilgili temyiz isteminin incelenmesinde; İlk derece mahkemesince suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h, 143/1 ve 31/3. maddeleri uyarınca 7 yıl hapis cezasına hükmedildiği, suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf talebi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak suça sürüklenen çocuğun hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h, 143/1,31/3 ve 168/2. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyizi kabil olduğu anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin, suça sürüklenen çocuk hakkında şikâyet bulunmadığına, sosyal inceleme raporu alınmadan karar verildiğine, TCK'nın 145. maddesinin uygulanması gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede, Suça sürüklenen çocuk hakkında şikâyetçiye yönelik eylemi sebebiyle hırsızlık suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, 4. Suça sürüklenen çocuk ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hüküm ile ilgili temyiz isteminin incelenmesinde; İlk derece mahkemesince suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h, 143/1 ve 31/3. maddeleri uyarınca 7 yıl hapis cezasına hükmedildiği, suça sürüklenen çocuk müdafinin istinaf talebi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak suça sürüklenen çocuğun hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h, 143/1, 31/3 ve 168/2. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyizi kabil olduğu anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesince suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin, hırsızlık suçundan kurulan hükümle sınırlı olduğu, suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını kavrayabilecek yetiye sahip olmadığına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Suça sürüklenen çocuk hakkında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi tarafından düzenlenen 13.09.2018 tarihli raporda, hafif düzeyde zekâ geriliği tespit edilmesine rağmen aynı raporda suça sürüklenen çocuğun fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını kavrayabildiği, fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişmiş olduğunun belirtilmesi karşısında; rapordaki çelişkinin giderilmesi bakımından, 5237 sayılı TCK'nın 31/2. maddesi uyarınca Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesi veya Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden suça sürüklenen çocuğun suç tarihi itibarıyla üzerine atılı hırsızlık fiillinin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiillerle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinde önemli derecede azalma olup olmadığı konusunda rapor alınarak, çelişi giderilmek suretiyle hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.