Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/10101 E. 2025/15741 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2023/10101
Karar No
2025/15741
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1619 E., 2021/1024 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, iftira HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 23.03.2021 tarihli ve 2020/1619 Esas, 2021/1024 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin "Sanığın evi, hırsızlık yapılan iş yeri ve hırsızlık malı otların bulunduğu yerin aynı cadde üzerinde birbirine çok yakın mesafede bulunduğu, sanık hırsızlık eylemini gerçekleştirmiş olsa, sanığın hırsızlık mallarını evinin ve eşyaların çalındığı iş yerinin yanındaki boş araziye bırakmış olması gerektiği, bu sebeple verilen kararın hatalı olduğuna" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280/1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.02.2017 tarihli ve 2015/1476 Esas, 2017/131 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf talebi üzerine yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 24.03.2017 tarihli ve 2017/725 Esas, 2017/640 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kurulan hükmün "Hırsızlık konusu mallar üzerinde ilk nakliyeyi gerçekleştiren tanık ... ile sanığın yüzleştirilerek bu mümkün olmadığı takdirde dosyada mevcut CD'de sanığın fotoğraflarının olduğu anlaşılmakla bu fotoğraflar tanığa gösterilerek nakliye işlemini sağlayan kişinin sanık olup olmadığı tereddüde yer bırakmayacak şekilde tespit edilerek, neticesine göre karar verilmesi, sanığın savunmasında suça konu malları satınaldığını beyan ettiği, telefon numarası ve adresini bildirdiği, soruşturma sırasında tanık olarak dinlenen şikâyetçi ...'nin mahkemece teminin sağlanarak ve sanıkla yüzleştirilerek bu mümkün olmadığı takdirde dosyada mevcut CD'de sanığın fotoğraflarının olduğu anlaşılmakla bu fotoğraflar şikâyetçiye gösterilerek neticesine göre karar verilmesi, şikâyetçi ...'nin sanığı tanımadığı hususundaki beyanı nazara alınarak; suç tarihi ve iki gün öncesine ait sanığın ve şikâyetçinin o tarihlerde kullandığı cep telefon numalarına ilişkin HTS raporlarının temin edilerek karşılıklı herhangi bir görüşme yapıp yapmadıklarının tesbit edilerek neticesine göre karar verilmesi, ... ve suça konu malların ikinci nakliyesini sağlayan tanık ...'dan süpürge otlarının bulunduğu arsanın nerede olduğunun sorularak mağdurun iş yerine yakınlığının tesbit edilerek neticesine göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması, kabule göre de; suç tarihi itibarıyla TCK'nın 143. madde uygulaması yapılırken suç tarihi itibarıyla 1/2 oranında artırım yapılması gerekirken 1/14 (Mahkemece 1/4 oranında artırım yapıldığı halde) oranında artırım yapılarak az cezaya hükmedilmişse de; aleyhe istinaf olmadığından bozma sebebi sayılmadığı" şeklindeki gerekçeler ile bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun’un 280/1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 24.03.2017 tarihli ve 2017/725 Esas, 2017/640 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Sakarya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.05.2019 tarihli ve 2018/177 Esas, 2019/308 Karar sayılı kararının hukuka aykırı olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunduğundan, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 23.03.2021 tarihli ve 2020/1619 Esas, 2021/1024 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/10101, K. 2025/15741, T. 17.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2023-10101-e-2025-15741-k-07ede8a60d15