Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/683 E. 2025/13039 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2022/683
Karar No
2025/13039
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Hırsızlık

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafiinin temyiz talebinin sanığın yalnızca yardım ettiği, diğer sanık ...'ye ait olduğunu sanarak olaya dâhil olduğunu, sanığın dava konusu olayda üçüncü kişi olduğu, suçun maddi unsurlarının oluşmadığı, sanığın olay yerinde bulunmasının tamamen tesadüfi olduğu, suça iştirakinin olmadığına, sanık ... müdafiinin temyiz talebinin sanığın katılana suça konu traktörü satış için bıraktığı ancak aradan yaklaşık iki yıl geçmesine rağmen traktörün satılmadığı, suça konu taşınır mal sanığın kendisine ait olduğundan suçun unsurlarının oluşmadığı, delillerin mahkûmiyete yeter olmadığı, sanığın kendisine ait bir alacağı tahsil amacıyla hırsızlık suçunu gerçekleştirdiği, sanık ... müdafiinin temyiz talebinin sanığın suçun işlenişinde bir etkisinin olmadığı buna göre suça iştirak etmiş sayılmayacağı, yani suç kastıyla hareket etmediğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

Sanık ...'ın adli sicil kaydında gözüken Karayazı Asliye Ceza Mahkemesi 2010/42 E. 2010/147 K. sayılı 13.09.2010 kesinleşme tarihli 1 yıl 8 ay erteli hapis cezasının 3 yıl denetim süresi sonunda 13.09.2013 tarihinda infaz edilmiş sayılacağı ve buna göre tekerrüre esas olması karşısında sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 58. madde hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından, sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 142/2-d gereği belirlenen 5 yıl 6 ay hapis cezası üzerinden aynı Kanunun 143. maddesi gereği yarı oranında artırım yapılırken cezanın 7 yıl 15 ay yerine 8 yıl 3 ay olarak fazla hesaplanması sonraki yapılan indirim ile netice ceza doğru belirlendiğinden bu husus bozma sebebi yapılmamıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.05.2016 tarihli ve 2014/13-159 Esas, 2016/257 Karar sayılı kararında, "2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesinde tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerinin, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak noterler tarafından yapılacağı, noterler tarafından yapılmayan satış ve devirlerin geçersiz olduğu hükme bağlanmıştır. Bu durumda trafik siciline kayıtlı araçların mülkiyetinin devrini öngören sözleşmelerin geçerliliği, maddede öngörülen şekil şartlarına uygun şekilde yapılmalarına bağlı olup, geçerlilik koşulu olan bu şekle uyulmaksızın yapılan sözleşmeler geçersiz olduğundan, geçersiz satış sözleşmesi uyarınca taraflar verdiklerini geri isteyebileceklerdir. Geçersiz sözleşmeye dayalı olarak aracı teslim alan geri verme yükümlülüğü altında bulunurken, aracın kayıt maliki de sebepsiz zenginleşme kuralları uyarınca bedeli iade edecektir. Bu durumda, aracın mülkiyeti karşı tarafa geçmeyecek, ortada hukuki bir uyuşmazlık bulunacaktır" açıklamalarına yer verilmiştir. Buna göre, somut olayda sanığın katılandan yeni bir traktör satın aldığı ve suça konu traktörün üzerinde rehin olması sebebiyle, katılana ruhsat ve anahtarı verilmek suretiyle teslim edildiği, bu traktörün peşinat olarak 15.000 TL'ye sayıldığı, bu devrin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesinde öngörülen şekil şartlarına uygun yapılmadığı, bu durumda taraflar arasında haricen yapılan araç satış sözleşmesi geçersiz olduğundan mülkiyetin nakli sonucunu doğurmadığı, aracın zilyetliği devredilmiş ise de; üzerindeki rehin kalkmadığından katılanın aracı üzerine alamadığı, akabinde araç sahibi sanık ... ve diğer sanıklar tarafından kendilerinde bulunan yedek anahtar ile çalıştırılarak götürülmesi şeklinde gerçekleşen olayda, Yargıtay CGK'nın 10.05.2016 tarihli ve 2016/257 Esas Nolu kararı da gözetilerek sanıkların üzerine atılı hırsızlık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı ve sanıkların atılı suçtan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Horasan Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2022/683, K. 2025/13039, T. 03.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2022-683-e-2025-13039-k-1d3640b75937