Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/4403 E. 2024/16079 K.

Konu: Karşılıksız Yararlanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2022/4403
Karar No
2024/16079
Karar Tarihi
Konu
Karşılıksız Yararlanma

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2019/3227 E., 2020/125 K. SUÇ : Karşılıksız yararlanma HÜKÜM : İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, katılan vekilinin temyiz isteminin; sanığın kaçak elektrik kullandığının tespit edildiği ve sanığın herhangi bir ödeme yapmadığı, sanık müdafiinin temyiz talebinin vekâlet ücretine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.05.2022 tarihli ve 2020/14-248 Esas, 2022/359 Karar sayılı kararı ile 05.07.2022 tarihli ve 2021/9-359 Esas, 2022/528 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, Bölge Adliye Mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin maddi olayın gerçekleşme biçimine ilişkin kabulünü değiştirmemesi, dosyaya yeni bir delil ikame etme yoluna gitmemesi, ilk derece mahkemesinin dosyada mevcut delilleri takdir etmek suretiyle ulaştığı sonucu isabetli bulmayarak aynı delilleri yeniden değerlendirip farklı bir sonuca ulaşarak sanığın beraatine karar verebileceği kabul edilmekle, Tebliğname'deki bu yönde bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Sanık hakkında, borç nedeniyle kesilen elektriği açarak kaçak elektrik kullandığının tespit edilmesi karşısında, sanığın suça konu yerde kaçak elektrik kullandığı süre tespit edilip, bu süreye göre, sayaçtaki tüketimin kurulu güçle ve eski dönemdeki tüketimlerle uyumlu olup olmadığı, tutanak tarihinden sonra bariz bir artışın olup olmadığı bilirkişi raporuyla belirlenip, sanığın sayaca müdahâle edip etmediği ve dolayısıyla karşılıksız yararlanma kastı bulunup bulunmadığı tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın ne kadar süre söz konusu yerde kaçak elektrik kullandığı tespit edilmeden sanık hakkında beraat kararı verilmesi, 2- Sanığın karşılıksız yararlanma kastı ile hareket ettiğinin tespit edilmesi hâlinde ise; 6352 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “Bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi hâlinde bu bir dava şartı olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanması hâlinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği nazara alınarak, somut olayda da bu açıklamalar ışığında sanığa soruşturma aşamasında usulünce ödeme ihtarı yapılmamış olması nazara alınarak belirtilen şekilde işlem yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması, 3- Dosya arasında sanık hakkında düzenlenen 06.07.2017, 03.08.2017 ve 29.08.2017 tarihli üç ayrı tutanak bulunduğu, ilk derece mahkemesince 03.08.2017 tarihli eylemle ilgili olarak Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/326 Esas sayılı dosyası ile hükmedilen 10 ay hapis cezası mahsup edilerek hüküm kurulduğu ancak incelemeye konu dosyanın iddianamesinde suç tarihinin 06.07.2017 olarak belirtilmesine karşın ilk derece mahkemesince yanılgıya düşülerek 03.08.2017 olarak kabul edildiği, buna göre 03.08.2017 tarihli eyleme ilişkin olarak iddianamede herhangi bir anlatım bulunulmadığı anlaşılmakla bu tarihli tutanağa ilişkin olarak dava açılıp açılmadığı araştırılıp, açılmış ise ve olanak varsa davaların birleştirilmesi sağlanıp, 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesindeki zincirleme suç hükümlerinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiğinin düşünülmemesi, Kabule göre de; 4- Sanığın beraatine karar verilmiş olması karşısında, kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/4. maddesi uyarınca, maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi yerine dilekçe yazım ücretine hükmolunması, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı farklı gerekçelerle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2022/4403, K. 2024/16079, T. 31.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2022-4403-e-2024-16079-k-d2a436919db5