Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/4393 E. 2025/5075 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/4393
- Karar No
- 2025/5075
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/595 E., 2016/1042 K. SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme HÜKÜMLER :Mahkûmiyet, temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, temyiz isteminin reddine dair ek kararın onanması I. Sanık hakkında mala zarar verme suçundan verilen temyiz isteminin reddine dair ek karara yönelik temyiz isteminin incelemesinde; Diyarbakır 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2016 tarihli ve 2016/595 Esas, 2016/1042 Karar sayılı ek kararının sanık müdafiinin temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; Sanık müdafiinin temyiz isteminin reddine dair mahkemece verilen 23.06.2016 tarihli ve 2016/595 Esas, 2016/1042 Karar sayılı ek kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, bu karara yönelik temyiz isteminin reddiyle, temyiz isteminin reddine dair verilen ek kararın Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, II. Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelemesinde; Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1. Dairemizce de benimsenen ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.03.2013 tarihli, 2012/6-1232 Esas, 2013/106 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, çalınan malın 3. kişiye satılması hâlinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesinin uygulanabilmesi için hırsızlık suçunun failinin, sattığı yeri veya kişiyi söyleyerek çalınan malın, hırsızlık suçunun mağduruna iadesini sağlaması yetmez. Failin bizzat pişmanlık göstererek, satın alan iyi niyetli ise; aynen geri verme veya tazmin suretiyle satın alanın zararını da gidermesi, kötü niyetliyse; satın alandan elde ettiği para veya sağladığı menfaati, kazanç müsaderesine konu edilmek üzere soruşturma makamlarına teslim etmesi gerekir. Tüm dosya içeriğine göre; şikâyetçiye ait iş laptopun çalınması şeklinde gerçekleşen somut olayda, sanığın soruşturma aşamasında şikâyetçinin zararını karşıladığı, ancak söz konusu laptopu sattığını beyan ettiği 3. kişi olan ve soruşturma aşamasında dosyası tefrik edilen Şefik Demir'in dosyasının akıbeti araştırılmadan ve buna bağlı olarak bu kişinin zararının giderildiğine ya da sanığın satın alandan elde ettiği paranın kazanç müsaderesine konu edildiğine dair bir bilgi, belge veya beyanın dosya içerisinde bulunmadığının anlaşılması karşısında; eksik kovuşturma sonucu sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı araştırılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması, 2. Şikâyetçinin aşamalarda alınan ifadesinde, suç tarihinde aracını saat 18.00 sıralarında kilitleyip ayrıldığını, saat 19.00'da döndüğünde hırsızlık olayını fark ettiğini beyan ettiği, UYAP'tan alınan güneşin doğuş ve batış çizelgesine göre, suç tarihinde gece vaktinin 17.08'de başladığı, bu suretle hırsızlık suçunun gece vakti işlendiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında koşulları oluştuğu hâlde, 5237 sayılı Kanun'un 143. maddesinin uygulanmaması, 3. Sanık hakkında kurulan hükümde şikâyetçinin zararı soruşturma aşamasında karşıladığının kabulü ile indirim oranının doğru uygulanmasına rağmen uygulama maddesi olarak 5237 sayılı Kanun'un 168/1. maddesi yerine aynı Kanun'un 168/2. maddesi olarak yazılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesinin gözetilmesine, dava dosyasının Yerel Mahkemeye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.