Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/4023 E. 2025/5697 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/4023
- Karar No
- 2025/5697
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1199 E., 2019/2654 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme HÜKÜM : İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükümleri kaldırılarak beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından mahkûmiyet kararı verildiği, sanık ve müdafinin istinaf talepleri üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince duruşma açılmaksızın ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararlarının kaldırılarak, sanığın üzerine atılı suçlardan ayrı ayrı beraatine şeklinde düzeltilerek hukuka aykırılığın bu şekilde ortadan kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmakla, hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin, sadece beraat eden sanık lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine; katılan vekilinin temyiz isteminin, İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararlarının hukuka uygun olduğuna, sanığın sabıka kaydının atılı suçları işlediğine ilişkin önemli bir delil teşkil ettiğine, dosyada yer alan deliller ve maddi olay göz önünde bulundurulduğunda sanığın atılı suçları işlediği açık, kesin ve net olduğundan cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/4. maddesinde yer verilen; “Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz istemleri bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-h. maddesi gereği hüküm fıkrasına; “Sanık kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 1.362,00 TL maktu vekâlet ücretinin Hazineden alınarak sanığa verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle, TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 45. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.