Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/3038 E. 2024/13269 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/3038
- Karar No
- 2024/13269
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/47 E., 2016/748 K. ŞİKÂYETÇİ : ... SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER :Sanık ... müdafii ile sanıklar ... ve ... müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama I) Sanık ... hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; 14.04.2011 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 2. maddesi gereğince doğrudan hükmolunan 3.000,00 TL dahil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerinin temyizi mümkün olmadığından, sanık müdafiinin temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi gereğince Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE, II) Sanıklar ... ve ... hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanıkların şikâyetçiye ait ikametin balkon kapısının demir korkuluğuna zarar vermeleri şeklindeki eylemlerinin, 5237 sayılı Kanun'un 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunu oluşturduğu, bu suç için öngörülen cezanın üst sınırına göre aynı Kanun’un 66/1-e. maddesinde belirtilen 8 yıllık zamanaşımının, zamanaşımını kesen son işlem olan 10.05.2016 tarihli mahkûmiyet kararından inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davalarının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, III) Sanık ... hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanığın adlî sicil kaydında kasıtlı suçtan 3 aydan fazla hapis cezasına mahkûm olduğunun anlaşılması karşısında, konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan verilen cezanın ertelenmesine karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede; Tüm dosya içeriğine göre; sanık ile inceleme dışı sanıkların bulunduğu araçta ele geçirilen bilgisayar ile fotoğraf makinasının, yapılan araştırma sonucunda şikâyetçiye ait ikametten çalındığının tespit edildiği ve kovuşturma aşamasında giderilen zararın şikâyetçinin kalan zararı olduğunun anlaşılması karşısında; yapılan ödemenin kısmi iade olarak kabulü zorunlu olduğundan şikâyetçiye kısmi iade nedeniyle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza gösterip göstermediği sorularak, sonucuna göre hırsızlık suçu bakımından 5237 sayılı Kanun'un 168/2-4. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz nedenleri yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, IV) Sanık ... hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanığın adlî sicil kaydında kasıtlı suçtan 3 aydan fazla hapis cezasına mahkûm olduğunun anlaşılması karşısında, konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan verilen cezanın ertelenmesine karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede; Tüm dosya içeriğine göre; sanık ile inceleme dışı sanıkların bulunduğu araçta ele geçirilen bilgisayar ile fotoğraf makinasının, yapılan araştırma sonucunda şikâyetçiye ait ikametten çalındığının tespit edildiği ve kovuşturma aşamasında giderilen zararın şikâyetçinin kalan zararı olduğunun anlaşılması karşısında; yapılan ödemenin kısmi iade olarak kabulü zorunlu olduğundan şikâyetçiye kısmi iade nedeniyle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza gösterip göstermediği sorularak, sonucuna göre hırsızlık suçu bakımından 5237 sayılı Kanun'un 168/2-4. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanığın adli sicil kaydına göre, İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.12.2009 tarihli ve 2008/677 Esas, 2008/1345 Karar sayılı kararına konu hırsızlık suçundan verilmiş 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezasının daha ağır olması sebebiyle tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.03.2013 tarihli ve 2013/301 Esas, 2013/198 Karar sayılı ilâmına konu konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan verilmiş 1 yıl 8 ay hapis cezasının tekerrüre esas alınması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmeyip aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkralarından sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkartılarak yerine “İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.12.2009 tarihli ve 2008/677 Esas, 2008/1345 Karar sayılı kararına konu hırsızlık suçundan verilmiş 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezasının tekerrüre esas alınmasına, ancak aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkı korunarak, 5275 sayılı Kanun’un 108/2. maddesi gereğince mükerrir olan sanık hakkında koşullu salıverme süresine eklenecek sürenin İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.03.2013 tarihli ve 2013/301 Esas, 2013/198 Karar sayılı ilâmına konu konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan verilmiş 1 yıl 8 ay hapis cezasına göre belirlenmesine,” karar verilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, V) Sanık ... hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1. Hüküm tarihinde farklı yargı çevresinde bulunan Manisa E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olduğu anlaşılan sanığa mahkeme huzurunda alınan savunması sırasında duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, hükmün açıklandığı 10.05.2016 tarihli duruşmada hazır edilmeyerek hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması, 2. Tüm dosya içeriğine göre; sanık ile inceleme dışı sanıkların bulunduğu araçta ele geçirilen bilgisayar ile fotoğraf makinasının, yapılan araştırma sonucunda şikâyetçiye ait ikametten çalındığının tespit edildiği ve kovuşturma aşamasında giderilen zararın şikâyetçinin kalan zararı olduğunun anlaşılması karşısında; yapılan ödemenin kısmi iade olarak kabulü zorunlu olduğundan şikâyetçiye kısmi iade nedeniyle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza gösterip göstermediği sorularak, sonucuna göre hırsızlık suçu bakımından 5237 sayılı Kanun'un 168/2-4. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sonrası hırsızlık suçundan kurulacak hükümde 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 326/son maddesinin gözetilmesine, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.