Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/12137 E. 2025/8716 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/12137
- Karar No
- 2025/8716
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/401 E., 2021/1016 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında, hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin "sanığın üzerine atılı hırsızlık suçunu işlemediğine, suçu işlediğine dair somut delilin bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, atılı suçu sanığın kızı olan ...'ın işlediğine, hırsızlık suçunun gece vakti işlenmediğine, 5237 sayılı Kanun'un 62. ve 145. maddeleri gereğince yapılan inidirim oranlarının gerekçesinin açıklanmadığına, sanığa orantısız bir ceza verildiğine, gerekçeli kararda delillerin açıklanıp tartışılmadığına" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.04.2015 tarihli ve 2014/10-623 Esas, 2015/117 Karar sayılı kararında "Yabancı uyruklu olup, yakalandığında üzerinde herhangi bir kimlik belgesi çıkmayan sanığın nüfus ve adli sicil kayıtları ile ilgili hiçbir araştırma yapılmadan sadece beyan edilen kimlik bilgilerine dayanılarak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.” denilmiştir. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 91. maddesinde geçici koruma “Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir.” şeklinde hüküm altına alınmış, bu kişilerin Türkiye’ye kabulü, Türkiye’de kalışı, hak ve yükümlülüklerinin Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. 6458 sayılı Kanun’un 91. maddesi uyarınca çıkartılan Geçici Koruma Yönetmeliği’nin (Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi: 13/10/2014 No: 2014/6883 Dayandığı Kanunun Tarihi: 04/04/2013 No: 6458 Yayımlandığı Resmî Gazete’nin Tarihi: 22/10/2014 No: 29153) 21. maddesinde; "Bu Yönetmelik kapsamındaki yabancıların kayıtları sırasında kimliğine ilişkin belge sunamayan yabancının, aksi ispat edilinceye kadar beyanının esas alınacağı, fotoğraf, parmak izi ya da kimlik tespitine elverişli diğer biometrik verilerin esas alınıp merkezi veri tabanına kaydedileceği, mevcut biometrik verilerle eşleştirileceği, kayıt altına alınan yabancıların bilgilerinin derhal Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne bildirileceği, yabancıların kayıt bilgilerinin doğum, ölüm, evlilik, boşanma, gönüllü geri dönüş gibi hallerde güncelleneceği, adres kayıt sistemine kaydedilecekleri" düzenlemeleri getirilmiş, 22. maddesinde ise; "Kayıt işlemleri tamamlananlara, valilikler tarafından geçici koruma kimlik belgesi düzenleneceği, geçici koruma kimlik belgesi verilenlere, 25.04.2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu kapsamında yabancı kimlik numarası verileceği" belirtilmiştir. 6458 sayılı Kanun’un 121. maddesine dayanılarak çıkartılan Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik 17 Mart 2016 tarihli ve 29656 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Somut olayda; İran uyruklu olduğunu belirten sanık ...'ın kendi beyanına göre kimlik bilgilerinin tespit edilmiş olduğunun anlaşılması karşısında, sanığa ait nüfus kaydının ya da pasaportunun onaylı bir suretinin İnterpol Daire Başkanlığı aracılığı ile, adlî sicil kaydının ise ilgili makamlar aracılığı ile getirtilip bu kimlik bilgilerine göre sanığın kimliğinin belirlenmeye çalışılması, bu mümkün olmadığı takdirde soruşturma makamınca sanığın beyanı üzerine tespit edilen kimlik bilgileri ile, dosya içerisine celp edilecek fotoğraflarının Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne gönderilerek Geçici Koruma Yönetmeliğinin 21 ve 22. maddeleri uyarınca sanığın Türkiye’ye kabul edilen yabancılardan olup olmadığının ve varsa yabancı kimlik numarası ile adres kayıt sistemindeki kayıtların tespit edilmesi, şayet kimliğinin bu şekilde belirlenmesinin mümkün olmaması halinde ise, bu kez sanığın fotoğrafının karara yapıştırılması ve alınan parmak izlerinin de karara eklenmesi suretiyle hükümlüğüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden 5271 sayılı Kanun'un 191/3-a ve 209/1. maddelerine aykırı olarak dosya içerisine sanığın kimliğine ilişkin herhangi bir belge getirtilmeden ve adli sicil kaydı da temin edilmeden sadece sanığın kendi beyan ettiği bilgilere göre UYAP sisteminden alınan adli sicil kaydı ile yetinilerek yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/2-a. maddesi uyarınca Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.