Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/11476 E. 2025/10820 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/11476
- Karar No
- 2025/10820
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1322 E., 2021/2473 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
I-Sanığın, hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Sanığın yokluğunda verilip 12.10.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 291/1. maddesinde belirlenen 15 günlük kanunî süre geçtikten sonra 24.11.2021 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, REDDİNE, II-Sanık müdafiinin, sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Mersin 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.11.2017 tarihli ve 2017/191 Esas, 2017/795 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 10.09.2019 tarihli ve 2018/3095 Esas, 2019/1663 Karar sayılı kararı ile "...sanığa iddianamenin usûlüne uygun olarak tebliğ edilmediği, 5271 sayılı CMK'nın 176/4. maddesine aykırı şekilde sanığa iddianamenin tebliğ edildiği tarih ile duruşma günü arasında en az bir haftalık sürenin bulunmadığı, CMK'nın 176/4. maddesinde düzenlenen bir haftalık süreye riayet edilmediği takdirde sanığa savunmasını hazırlaması için duruşmaya ara verilmesini talep edebileceğinin hatırlatılması gerektiğinin de gözetilmemesi suretiyle aynı Kanun'un 190/2. maddesine aykırı hareket edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması ve adil yargılanma hakkının ihlâl edilmesi; sanık avukatının sıfatının gerekçeli karar başlığında "müdafii" yerine "vekil" olarak gösterilmesi; gerekçeli karar başlığında suçun işlendiği zaman diliminin gösterilmemesi ve hırsızlık suçunun adının hatalı olarak yazılması,..." gerekçeleri ile sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği anlaşılmakla, buna göre Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 10.09.2019 tarihli ve 2018/3095 Esas, 2019/1663 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine Mersin 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.01.2020 tarihli ve 2019/672 Esas, 2020/58 Karar sayılı kararlarının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.