Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2010/37338 E. 2010/33067 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2010/37338
Karar No
2010/33067
Karar Tarihi

Sanık ...'nın, tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-ikinci cümle, 62/1, 52/2. maddeleri uyarınca 500,00 yeni Türk lirası; hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun'un 125/1, 62/1, 52/2. maddeleri gereğince 1.500,00 yeni Türk lirası adli para cezalan ile cezalandırılmasına, mağdurun uğradığı zarar tazmin suretiyle giderilmediğinden hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair DİDİM (YENİHİSAR) Sulh Ceza Mahkemesinin 07/01/2008 tarihli ve 2007/48 esas, 2008/5 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 12/06/2010 gün ve 2010/7110/38328 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.06.2010 gün ve 2010/153223 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; Tüm dosya kapsamına göre; 1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19/02/2008 tarihli ve 2006/6 MD-346 esas, 2008/25 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/6-c maddesinde yer alan koşulun aranmayacağı cihetle, sanığın üzerine atılı suçların zarar doğurmaya elverişli bulunmadığı gibi, suçun işlenmesiyle somut bir zararın da oluşmadığı gözetilmeden, yazılı gerekçe ile sanık hakkındaki hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesinde, 2- Sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-ikinci cümle ve 125/1. maddelerinde öngörülen seçimlik cezalardan para cezası seçilmek suretiyle, temel ceza olarak 30 gün ve 90 gün adlî para cezaları ile cezalandırılması şeklinde hüküm kurulmuş ise de; söz konusu kararda cezaların alt sınırdan tespit edildiğinin yazılmasına rağmen, 26/04/2006 tarihinde işlenen atılı suçlardan 5560 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önceki haliyle para cezasının seçilmesi durumunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52/1. maddesi uyarınca her bir suç için ayrı ayrı 5 gün adlî para cezası üzerinden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesinde, İsabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 1- (1) no'lu kanun yararına bozma istemi nedeniyle yapılan incelemede; 5271 sayılı Yasanın 231.maddesinin 6.fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi ve mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması şeklinde üç bent halinde düzenlenen koşulların varlığı Aranmakla birlikte, anılan maddenin 5.bendinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği belirtilerek, bu husus hakimin takdirine bırakılmış olmakla, tüm yasal koşulların varlığı halinde dahi mahkemece takdirin, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığı yönünde kullanılması mümkün olup hükmün açıklanmasının geri bırakılması zorunluluğu bulunmamaktadır. Kabul edip etmemek mahkemenin takdirine bağlı hususlar hakkında karar verilirken, gösterilen gerekçenin yasal olmamasının, olağan yasa yoluyla denetlenebileceğinde ve bozma sebebi oluşturacağında tereddüt yoktur. Ancak; olağanüstü yasa yolu olan kanun yararına bozma yasa yoluna, temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı başvurulabilmesi nedeniyle, kesin hükmün otoritesinin zedelenmemesi gerektiğinden, hukuka aykırılıkların ciddi boyutlara ulaşması yanında, hakimin takdir yetkisi kapsamına giren hususlar ile takdirin hatalı kullanılması, gösterilen gerekçenin yasal olmaması ile ilgili hukuka aykırılıklar yönünden kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulması mümkün değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.04.1985 gün, 453/201 sayılı kararı da bu yöndedir. İnceleme konusu karar yönünden, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşuluna ilişkin gerekçenin yasal olmaması nedeniyle yasa yararına bozma kararı verildiği takdirde, hakimin, bu kez subjektif koşulları değerlendirerek yeniden aynı kararı vermesine engel bir durum bulunmayıp, bozma kararı üzerine, mahkemenin, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verme zorunluluğu olmayacağından, bu husustaki hukuka aykırılığın ciddi boyutlara ulaştığından sözedilemez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 19.02.2008 gün, 2008/5-19, 2008/31 sayılı kararında vurgulandığı üzere, yasa yararına bozma yöntemi, karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesini ve ülke genelinde uygulama birliğine ulaşılmasını sağlama amacıyla, olağanüstü bir denetim muhakemesi yolu olup, gerek kesin hükmün otoritesinin korunması zorunluluğu, gerekse olağanüstü bir denetim yolu olması nedeniyle dar kapsamlıdır. Her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir. Nitekim, yasa yolunun bu özelliği nedeniyle, hakimin takdirini hatalı kullanmasına ilişkin hususlardaki hukuka aykırılıklar, sadece olağan bir denetim yolu olan temyiz incelemesi sırasında dikkate alınabilecek hukuka aykırılıklardandır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, tüm yasal koşulların varlığı halinde dahi hakimin takdirine bağlı bulunmakla, gösterilen gerekçenin yasal olmaması, kesin hükmün otoritesini ortadan kaldırmaya yeterli nitelikte esaslı ve ciddi bir usuli hata olarak kabul edilemeyeceğinden, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçeye yönelik (1) no'lu kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 2- (2) no'lu kanun yararına bozma istemine gelince; 5237 sayılı TCK.’nun 61.maddesinin 9. fıkrasının, suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunmaması karşısında, adli para cezasının alt sınırının, anılan Kanunun 52.maddesinin 1.fıkrası uyarınca 5 gün olduğu gözetilmeden, alt sınırdan ceza tayin edildiği belirtildiği halde temel cezaların fazla tayini nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden (DİDİM)Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 07.01.2008 gün ve 2007/48, 2008/5 sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 4.fıkrasının (d) bendi uyarınca BOZULMASINA, sanığın, tehdit suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK.nun 106.maddesinin 1.fıkra 2.cümlesi uyarınca ve mahkemenin takdiri gözetilerek adli para cezasında gün sayısının 5 tam gün olarak belirlenmesi suretiyle cezalandırılmasına, aynı yasanın 62/1.maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim ile adli para cezasına esas alınan gün sayısının 4 gün olarak belirlenmesine, bulunan bu sonuç gün sayısı ile aynı Kanunun 52/2. maddesi gereğince bir gün karşılığı takdir edilen 20,00 TL nin çarpılması suretiyle sanığın 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın, hakaret suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK.nun 125/1. maddesi uyarınca ve mahkemenin takdiri gözetilerek adli para cezasında gün sayısının 5 tam gün olarak belirlenmesi suretiyle cezalandırılmasına, aynı yasanın 62/1.maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim ile adli para cezasına esas alınan gün sayısının 4 gün olarak belirlenmesine, bulunan bu sonuç gün sayısı ile aynı Kanunun 52/2. maddesi gereğince bir gün karşılığı takdir edilen 20,00 TL nin çarpılması suretiyle sanığın 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, infazın bu miktarlar üzerinden yapılmasına, hükmün diğer bölümlerinin aynen korunmasına, 08.12.2010 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2010/37338, K. 2010/33067, T. 08.12.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2010-37338-e-2010-33067-k-4b5edad50231